• BIST 12433.5
  • Altın 6775.67
  • Dolar 44.9224
  • Euro 52.5837
  • İstanbul 13 °C
  • Ankara 7 °C
  • İzmir 15 °C
  • Antalya 16 °C
  • Muğla 13 °C
  • Çanakkale 13 °C

Negmar: Deniz yolu güçlenirse, trafik yüzde 30 rahatlar

Negmar: Deniz yolu güçlenirse, trafik yüzde 30 rahatlar
Narlı Feribot A.Ş. Genel Müdürü Aynur Rona, İstanbul ve Marmara Bölgesi gibi yoğun ekonomik hareketliliğin yaşandığı alanlarda deniz taşımacılığının daha güçlü devreye alınmasının hem süreleri kısaltacağı hem de maliyetleri aşağı çekebileceği vurguladı.

Jeopolitik gerilimlerin küresel ticaret hatlarını zorladığı, enerji fiyatlarındaki oynaklığın taşımacılık maliyetlerini her geçen gün daha fazla baskıladığı bir dönemde, denizcilik ve lojistik sektörünün geleceği yeniden masaya yatırıldı. EKOTÜRK Televizyonu’nda yayımlanan Gün Ortası programında Ahu Tanrıkulu, Türkiye’nin deniz taşımacılığı potansiyelini, lojistikteki yapısal sorunları, artan maliyet baskısını ve yeni yatırım alanlarını Negmar Denizcilik çatısı altında faaliyet gösteren Narlı Feribot A.Ş. Genel Müdürü Aynur Rona ile değerlendirdi.

Programda hem Türkiye’nin deniz yolunu neden yeterince kullanamadığı hem de Marmara’dan Afrika’ya uzanan taşımacılık vizyonunun hangi başlıklarda şekillendiği ayrıntılı biçimde ele alındı.

DENİZ TAŞIMACILIĞI HALA POTANSİYELİNİN GERİSİNDE

Türkiye’nin üç tarafının denizlerle çevrili olmasına rağmen yük ve yolcu taşımacılığında ağırlığın halen karayolunda kalmasının önemli bir yapısal sorun olduğuna dikkat çekildi. Programda, özellikle İstanbul ve Marmara Bölgesi gibi yoğun ekonomik hareketliliğin yaşandığı alanlarda deniz taşımacılığının daha güçlü devreye alınmasının hem süreleri kısaltacağı hem de maliyetleri aşağı çekebileceği vurgulandı. Mevcut tablo, lojistikte rasyonel dönüşüm için deniz yolunun artık daha fazla gündeme alınması gerektiğini ortaya koydu.

Negmar Denizcilik’in gelişim hikayesi de bu çerçevede ele alındı. 1990’ların ortasında temelleri atılan grubun, 1998 itibarıyla feribot ve deniz taşımacılığına yöneldiği, sonraki yıllarda ise bilişim, lojistik, marine faaliyetleri, oyun teknolojileri, Afrika yatırımları, madencilik ve medya gibi farklı alanlara yayılan çok katmanlı bir yapıya dönüştüğü anlatıldı. Ekotürk’ün satın alınmasıyla medya alanına da adım atan grubun, ekonomi odaklı yayıncılığı stratejik bir alan olarak gördüğü ifade edildi.

FERİBOT TAŞIMACILIĞI ANA LOKOMOTİF OLMAYI SÜRDÜRÜYOR

Programda, Narlı Feribot’un faaliyet alanlarına ilişkin dikkat çekici bilgiler paylaşıldı. Şirketin taşımacılık serüveninin ilk olarak 1998 yılında Türkiye ile yurt dışı arasındaki yolcu hatlarıyla başladığı, 2005 sonrasında ise Marmara Bölgesi’nde daha görünür hale geldiği aktarıldı. Özellikle Eskihisar-Yalova hattının şirketin en bilinen ve en güçlü operasyonlarından biri olduğu belirtildi. 2013’ten bu yana 7 gün 24 saat kesintisiz devam eden bu hat üzerinden yüz binlerce sefer yapıldığı, milyonlarca yolcu ve aracın taşındığı ifade edildi.

Şirketin ticari taşımacılık tarafında ise özellikle kurumsal taşımacılık, tır geçişleri ve lojistik yük akışının öne çıktığı belirtildi. Feribot taşımacılığının yalnızca bireysel yolcu için değil, aynı zamanda ticari yük ve tedarik zinciri açısından da kritik bir rol oynadığı vurgulandı. Bunun yanında grubun 30 gemiye yaklaşan filosunda feribotların yanı sıra LPG gemileri, konteyner gemileri, petrol arama platformlarına destek sağlayan PSV tipi gemiler ve kuru yük gemilerinin de bulunduğu aktarıldı.

TÜRKİYE’DEN AFRİKA’YA, ÇİN’DEN GÜNEY AMERİKA’YA AKTİF GÖREV

Aynur Rona’nın açıklamalarında, grubun yalnızca Türkiye’de değil, dünya genelinde de farklı bölgelerde aktif olduğu görüldü. Afrika, Çin, Brezilya ve Arjantin gibi coğrafyalarda faaliyet gösteren gemilerin bulunduğu belirtilirken, şirketin denizcilikte uluslararası bir ağ kurduğu mesajı verildi. Deniz taşımacılığının son dönemde yaşanan savaşlar ve küresel krizlerle birlikte daha da stratejik hale geldiği kaydedildi.

Afrika yatırımları ise programın dikkat çeken başlıklarından biri oldu. Özellikle Gambia’da yürütülen projelerin yalnızca ticari değil, aynı zamanda sosyal etki yönüyle de öne çıktığı belirtildi. Liman, beton santrali, yol ve feribot altyapısına kadar uzanan yatırımların, bölgedeki günlük yaşamı doğrudan değiştirecek bir dönüşüm potansiyeli taşıdığı ifade edildi. Kara yoluyla 12-13 saatte gidilen bir güzergahın 20 dakikaya inmesini sağlayacak projelerin, yalnızca taşımacılığı değil bir ülkenin ekonomik ritmini de değiştireceği vurgulandı.

Şirketin Banjul’da bekleyen Selimiye isimli gemisinin de liman inşaatının tamamlanmasının ardından devreye alınmasının planlandığı aktarıldı. Bu tür projelerin, Türkiye’nin yurt dışındaki denizcilik varlığını “bayrak taşıyıcı” rolüyle güçlendirdiği belirtildi.

KONTEYNER GEMİLERİNİN STRATEJİK ÖNEMİ

Programda, filo yatırımlarında hangi kriterlerin belirleyici olduğu da ayrıntılı şekilde ele alındı. Özellikle konteyner taşımacılığının geleceğin altyapısını, teknolojisini ve ticaret dolaşımını taşıyan ana segmentlerden biri olduğu, bu nedenle konteyner gemilerinin stratejik önem taşıdığı kaydedildi. Kuru yük taşımacılığının ise denizciliğin vazgeçilmez omurgalarından biri olmayı sürdürdüğü ifade edildi.

LPG taşımacılığı tarafında da şirketin erken dönemden itibaren önemli bir deneyim kazandığı belirtildi. Hürmüz Boğazı ekseninde yaşanan jeopolitik kırılmaların, petrol ve LPG sevkiyatının yalnızca boru hatlarıyla değil, deniz yolu üzerinden de sürdürüldüğünü çok net biçimde gösterdiği vurgulandı. Bu nedenle enerji lojistiğinde deniz yolunun taşıdığı stratejik ağırlığın daha görünür hale geldiği ifade edildi.

DİJİTALLEŞME VE YAPAY ZEKA

Negmar’ın teknoloji tarafındaki geçmişi, programda sürdürülebilirlik ve maliyet yönetimi başlığı altında da öne çıktı. Mobil uygulamalar, dijital biletleme ve yazılım altyapıları sayesinde hem kağıt kullanımının azaltıldığı hem de yolcu deneyiminin hızlandığı belirtildi. Gişeden alınan biletler yerine mobil uygulama üzerinden yapılan işlemlerin hem operasyonel verimlilik sağladığı hem de karbon ayak izinin küçülmesine katkı sunduğu dile getirildi.

Yapay zeka destekli sistemlerin ise özellikle geri bildirim yönetimi, yazılım güncellemeleri, müşteri taleplerine hızlı dönüş ve operasyonel ihtiyaçların takibi gibi alanlarda ciddi avantaj sağladığı ifade edildi. Daha önce haftalar sürebilen yazılım uyarlamalarının artık günler içinde tamamlanabildiği, bunun da müşteri memnuniyetini ve iç verimliliği artırdığı kaydedildi. Dijitalleşmenin yalnızca teknoloji yatırımı değil, aynı zamanda maliyet baskısına karşı şirketlerin elini güçlendiren stratejik bir savunma hattı haline geldiği mesajı verildi.

İRAN GERİLİMİ VE ENERJİ FİYATLARI

Programın en kritik başlıklarından biri de savaş ve jeopolitik risklerin sektöre etkisi oldu. Aynur Rona, son dönemde yaşanan İran merkezli gerilimlerin ve küresel siyasi açıklamaların, akaryakıt fiyatlarında çok sert dalgalanmalara neden olduğunu belirtti. Yakıt fiyatlarının sabah ayrı, akşam ayrı seviyelere çıkabildiği, taşımacılık şirketlerinin ana gider kaleminin ise doğrudan yakıt olduğu vurgulandı.

Bu süreçte savaşın başlamasından önceki döneme kıyasla yakıt maliyetlerinde yaklaşık yüzde 100’lük artış yaşandığı ifade edildi. Ancak bu artışın tamamının doğrudan yolcuya veya piyasaya yansıtılmasının mümkün olmadığı, şirketlerin önemli kısmını kendi kârlılıklarından feragat ederek taşımak zorunda kaldığı dile getirildi. Yakıt fiyatlarındaki sert yükselişin sürdürülebilirlik sorununa dönüşmesi halinde, sektörün yalnızca kârlılık değil ayakta kalma mücadelesi vereceği uyarısı yapıldı.

Türkiye’de deniz yoluna yeterince yatırım yapılmamasının sonuçları da programda dikkat çekici verilerle anlatıldı. Marmara Bölgesi’nin Türkiye ekonomisinin yaklaşık yüzde 45’ini ürettiği, İzmit Körfezi ve çevresindeki geçişlerde 35 bin ila 45 bin arasında tır hareketliliği yaşandığı belirtildi. Bu tırların yaklaşık yüzde 40’ının Avrupa’ya transit geçtiği, yüzde 30’unun İstanbul’un tüketim zincirine katkı sunduğu, kalan bölümünün ise sanayinin hammadde akışını taşıdığı ifade edildi.

Bu yoğunluğun karayoluna yüklenmesinin İstanbul trafiğini doğrudan baskıladığı, oysa Marmara üzerinde kurulacak dikey deniz hatlarının ciddi rahatlama sağlayabileceği kaydedildi. Programda, tam verimli çalışan deniz taşımacılığı ve doğru planlanmış yeni hatlarla İstanbul trafiğinde yüzde 30’lara yaklaşan bir azalma ihtimalinin dahi mümkün olduğu değerlendirmesi yapıldı.

ERDENİZ TREN FERİBOTU ÖNE ÇIKIYOR

Programda dikkat çeken projelerden biri de Erdeniz Tren Feribotu oldu. Tekirdağ ile Bandırma arasında çalışan bu hattın, Asya ile Avrupa arasındaki demir yolu bağlantısında çok kritik bir rol oynadığı ifade edildi. Türkiye’nin en büyük tren feribotu olarak öne çıkan Erdeniz’in yaklaşık 198 metre uzunluğa sahip olduğu, aynı anda 50’den fazla vagonu taşıyabildiği belirtildi.

Bu sistem sayesinde tren vagonlarının feribot içine raylar üzerinden alınarak karşı kıyıya taşındığı ve böylece İstanbul çevresindeki dolanma ihtiyacının ciddi ölçüde ortadan kalktığı kaydedildi. Süreyi yüzde 60’a kadar kısaltan bu modelin hem ticari verimlilik hem de sürdürülebilir taşımacılık açısından kritik önemde olduğu vurgulandı. Ayrıca bu hattın rakibinin ve tam anlamıyla bir alternatifinin bulunmadığı da ifade edildi.

LİMAN YATIRIMLARI OLMADAN YENİ FERİBOT HATLARI KURMAK MÜMKÜN GÖRÜNMÜYOR

Aynur Rona, Türkiye’de deniz taşımacılığının büyümesi için en kritik unsurun liman altyapısı olduğunu belirtti. Yeni hatların açılabilmesi için yalnızca özel sektör girişimlerinin yeterli olmayacağı, devletin de liman yatırımlarıyla bu süreci desteklemesi gerektiği ifade edildi. Mevcut özel limanların önemli bir potansiyel oluşturduğu ancak yeni güzergahların devreye girmesi için çok daha planlı bir altyapı politikasına ihtiyaç olduğu vurgulandı.

Bu noktada Boğaz hattı da yeniden gündeme geldi. İstanbul trafiğini hafifletecek yeni feribot hatlarının teknik olarak mümkün olduğu, bazı uygun noktaların ve lojistik bağlantı alanlarının tespit edildiği belirtildi. Deniz yolunun yalnızca kıyılar arasında ulaşım değil, aynı zamanda kent içi trafik yönetiminin de önemli bir parçası olabileceği ifade edildi.

İSTİNYE-ÇUBUKLU HATTININ KAPANMASI

Programın en çarpıcı bölümlerinden biri, İstinye-Çubuklu feribot hattının kapanmasına ilişkin değerlendirmeler oldu. Aynur Rona, bu hattın yalnızca şirket açısından değil, İstanbul halkı açısından da çok önemli bir alternatif ulaşım modeli olduğunu söyledi. Sözleşmenin imzalandığı dönemden sonraki yüksek enflasyon ve kur baskısının maliyetleri ciddi şekilde artırdığı, son 3 yılda bu hatta yaklaşık 100 milyon TL’yi bulan zarar oluştuğu ifade edildi.

Buna rağmen hattın sürmesi için farklı işletme modelleri ve teklifler sunulduğu, hatta limanların kiralanarak belediyeye gelir yaratılabilecek seçeneklerin de önerildiği belirtildi. Ancak bu önerilere olumlu dönüş alınamadığı ve hattın sona erdiği kaydedildi. İki özel feribotun halen Yalova’da hazır beklediği bilgisi de programda paylaşıldı. Bu durumun, hattın yeniden açılması yönündeki beklentiyi canlı tuttuğu görüldü.

SEKTÖRDE EN BÜYÜK EKSİKLERDEN BİRİ YETİŞMİŞ İNSAN KAYNAĞI

Denizcilik ve feribot taşımacılığı sektöründe insan kaynağı konusu da önemli bir başlık olarak öne çıktı. Yalnızca Eskihisar-Yalova hattında 4 feribot ve liman operasyonlarında yaklaşık 250 kişinin çalıştığı, bu personelin büyük bölümünün Yalova bölgesinden seçildiği aktarıldı. Buna rağmen yetişmiş personel bulmanın giderek zorlaştığı ifade edildi.

Denizcilik meslek liseleri ve teknik eğitim kurumlarının sektör için kritik önemde olduğu, bu okullardan mezun olan gençlerin çok hızlı biçimde iş bulabildiği belirtildi. Türkiye’nin gemi inşasında sınırlı bir kapasiteye sahip olmasına karşın yat üretiminde dünyada güçlü bir konumda bulunduğu, bunun da teknik insan kaynağı ihtiyacını sürekli kıldığı vurgulandı. Kalifiye personelin yalnızca sektör için değil, Türkiye’nin denizcilik vizyonu için de stratejik değer taşıdığı kaydedildi.

NEGMAR’IN 2026-2027 DÖNEMİNDE ODAĞI

Programın sonunda Aynur Rona, 2026-2027 döneminin maliyet baskısı, jeopolitik riskler ve küresel belirsizlikler nedeniyle zorlu geçeceğini belirtti. Bu süreçte ana hedefin hem mevcut hatların sürdürülebilirliğini korumak hem de Afrika’daki projeleri tamamlamak olduğu ifade edildi. Günlük bakım, yenileme ve renovasyon süreçlerinin düzenli şekilde sürdürüldüğü, yeni projelerin de gündeme gelmeye devam edeceği aktarıldı.

Negmar’ın hem denizcilik hem lojistik hem de medya yatırımlarıyla çok katmanlı bir büyüme modeli izlediği, ancak bu büyümenin temelinde hâlâ feribot taşımacılığından gelen tecrübenin yer aldığı mesajı verildi. Türkiye’nin deniz yolunu daha verimli kullanması halinde hem lojistikte hem şehir içi ulaşımda hem de dış ticarette çok daha güçlü bir pozisyon elde edebileceği değerlendirmesi programın ana çerçevesini oluşturdu.

DENİZ HABER AJANSI

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÇOK OKUNANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2004 Deniz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0544 880 87 87 | Haber Scripti: CM Bilişim