• BIST 1.399
  • Altın 503,977
  • Dolar 8,7643
  • Euro 10,4476
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 17 °C
  • İzmir 27 °C
  • Antalya 24 °C
  • Muğla 19 °C
  • Çanakkale 21 °C

Marmara’daki müsilaj felaketinin nedeni Kurbağalıdere ve Haliç’in çamuru mu?

Marmara’daki müsilaj felaketinin nedeni Kurbağalıdere ve Haliç’in çamuru mu?
Marmara'ya karabasan gibi çöken deniz salyasının Haliç ve Kurbağalıdere’den çıkartılan binlerce ton balçığın, Marmaray inşaatından çıkarılan hafriyatın Marmara Denizi’ne dökülmesinden kaynaklandığı belirtildi.

Müsilaj felaketiyle boğuşan Marmara Denizi’ndeki çevre felaketinin Haliç ve Kurbağalıdere temizliğinde yapılan hatalardan kaynaklandığını savunan uzmanlar, bu alanlardan çıkartılan binlerce ton balçığın Marmara Denizi’ne dökülmesinin sonuçlarını yaşadığımız görüşünde.

MARMARAY İNŞAATI BÜYÜK ZARAR VERDİ

Son günlerde ortaya çıkan müsilaj görüntüleriyle adeta son nefesini vermek üzere olan Marmara Denizi’nde yakın tarihte yapılan yanlışlar çevre felaketine davetiye çıkardı.

Bu uygulamaların başında Marmaray’dan çıkan 1 milyon metreküplük hafriyatın 2013 yılında Marmara Denizi, ‘Çınarcık Çukuru’na boşaltılma işlemi geliyor. Çevre mühendisleri, o dönem bu uygulamaya büyük tepki göstermiş, hafriyat dökme işleminin Marmara’daki ekosistem için felaket anlamına geldiğini duyurmuşlardı.

2015’TEKİ KURBAĞALIDERE TEMİZLİĞİ

Milliyet’ten Mert İnan’ın haberine göre; 2015 yılında ise İBB Fen İşleri Daire Başkanlığı, Deniz Hizmetleri Müdürlüğü ve Ulaştırma Bakanlığı’nın Kurbağalıdere’nin temizlenmesi için başlattığı ortak çalışmada derenin dibinden çıkan 79 bin metreküp balçık gemilerle Yassıada ve Sivriada açıklarına döküldü. O tarihte Denizle Yaşam Koruma ve Çalışma Grubu, gemilerin izini sürerek balçığın denize dökülme anını görüntülemiş, adaların açıklarına dökülen balçığın tüm Marmara’yı olumsuz etkileyeceği uyarısında bulunmuştu.

GÜBRE ETKİSİ YAPIYOR

Ekoloji uzmanı Prof. Dr. Doğan Kantarcı Marmara Denizi’nde yaşanan felaketin ilk kıvılcımının Haliç’in temizlenmesi sırasında yakıldığını belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Bedrettin Dalan, belediye başkanlığı döneminde Haliç’teki tüm çamur ve balçık pisliğini Marmara Denizi’ne döktürmüştü. Gemilerle taşınan tonlarca çamur Marmara Denizi’ne boşaltılıyordu. Sonra da Kurbağlıdere’nin balçığı ile Marmaray kazılarından çıkartılan 1 milyon metreküp hafriyat Marmara’ya döküldü. Buna bir de yıllar içinde kanalizasyon kirliliği eklendi. Marmara Denizi’ndeki kirliliğin asıl nedeni kanalizasyon kaynaklı. İnsan dışkısında azot, karbon, fosfor, kükürt bulunur. Bu maddeler suda hızlı ayrışırken, müsilaja neden olan mikroorganizmalara gübre işlevi görür. Mikroorganizmalar sıcaklık etkisiyle hızla çoğalıp sümüksü müsilaj parçalarının ortaya çıkmasına neden olur. Marmara Bölgesi’ndeki atık su artıma tesisleri gerçekten işlevsel olsa bu görüntüler oluşmaz.

ERGENE TEHLİKESİ

Ergene’den yapılacak derin deşarj da Marmara’ya son darbeyi vuracak. Çorlu merkezden başlayarak, Ergene İlçesi, Ulaş, Vakıflar, Çerkezköy ile Velimeşe’deki OSB’lerin arıtılmış sularını Marmara’ya vererek Ergene’nin temizlenmesi planlanıyor ama kurulacak tesisler evsel atık arıtma tesisleri. Bu tesislerde ağır kimyasal arıtma yapamazsınız. Kimyasal arıtma tesisleri kurmak çok maliyetli derin deşarj Marmara’yı daha beter duruma getirir.”

60 YILIN SONUCU

İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Melek İşinibilir Okyar, Marmara Denizi ekosisteminin yanlış yönetimler sonucu bozulduğuna dikkat çekerek, uyarılarını şöyle sıraladı:

“Fitoplanktonları dengeleyen balıkların azalması, iklim değişikliği ve kirlilik, azot fosfor dengesini bozdu. Marmaray’dan çıkan hafriyatın dökülmesi, Kurbağalıdere’deki çamurun Yassıada açıklarında denize boşaltılması, sonrasında Yassıada projesinde denizin kirlenmesi yıllar içinde oluşan kirliliği arttırdı. Denize hafriyat döktüğünüzde dipteki canlı topluluklarının üzerini halı gibi örtüyorsunuz. Denize yapılan her türlü girişler yanlıştır. Bu tablo 50-60 yıldır yapılanların sonucudur.”

“ARITMA TESİSLERİ DENETLENMELİ”

İTÜ Çevre Mühendisliği Bölümü’nden Prof. Dr. Seval Sözen de Marmara Denizi’ndeki durumun yıllardır süregelen ihmaller zinciri nedeniyle ortaya çıktığına değinerek şunları söyledi:

“Müsilaj her yıl görülürdü ancak bu sene çok anormal bir durum oluştu. Bunun nedenine çok iyi bakmamız gerekiyor. Belli bölgelerde kontrolsüz deşarjlar olabilir, arıtma tesisleri çalışmıyor olabilir. Marmara Bölgesi’ndeki tüm arıtma tesislerinin çalıştığını anlamak için kimyasal madde ve elektrik faturalarına bakılmalı. Karadeniz’den İstanbul’a inen suyun ölçümlerine baktığımızda oldukça yüksek miktarda azot ve fosfor girişi olduğunu gördük. Tuna Nehri kaynaklı ciddi bir kirlilik sorunu var. Marmara Belediyeler Birliği bir araya gelip elini taşın altına koymalı.”

BAKANLIĞA RAPOR VERİLECEK

Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) araştırma gemisi Bilim-2, son dönemde Marmara Denizi'nde görülen deniz salyalarının oluşumuyla ilgili araştırma yapmak için 3 gündür Marmara Denizi'nde çalışma yürütüyor. 15 bilim insanından oluşan toplam  25 kişilik mürettebatıyla 4 gün daha inceleme yapacak Bilim 2 gemisi topladığı verileri Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'na sunacak.

"BU DERECE BİR DURUMLA HİÇ KARŞILAŞMAMIŞTIK"

Araştırma gemisi 3 günlük incelemenin ardın dün akşam Haydarpaşa'ya döndü.

ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü Öğretim Üyesi ve Enstitü Müdürü  Prof. Dr. Barış Salihoğlu 3 gündür Marmara Denizi genelinde süren çalışmalarıyla ilgili olarak, "Son gördüğümüz durum gerçekten müsilaj çok yaygın. Sadece gördüğümüz deniz yüzeyinde değil, bütün deniz su kolonunda da jelimsi bir yapı hakim. Bu derece bir durumla hiç karşılaşmamıştık. Oksijen seviyeleri ciddi bir şekilde azalmış durumda hızla önlem almamız gerekiyor. Müsilaj ilk defa olmuyor evet ama bu kadar yaygın bir biçimde ilk defa" diye konuştu.

"5-6 YILLIK BİR SÜREÇTE..."

Arıtmanın  üst seviyelerde yapılması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Barış Salihoğlu, "Özellikle deşarjlardan arıtılmadan giren deşarjlar çok etkilemiş. Havzadan nehirlerden giren tarımsal girdiler olsun, endüstri girdileri olsun bunlar çok etkilemiş. Gördüğümüz kadarıyla bu besin tuzu dediğimiz bu kirliliğin en azından hızla yarı yarıya azaltılması lazım. Hızla yarı yarıya azaltılırsa 5-6 yıllık bir süreçte o oksijendeki eşik değerleri biraz aşmaya başlarız. Biraz iyileşmeye başlar. Sabır gerekiyor, hızlı önlem almak gerekiyor" diye konuştu.

"KİRLİLİK ORANLARINI DÜŞÜRMEYE YÖNELİK ÇALIŞMALAR YAPILMALI"

Atık suların özellikle boğazda boğaz alt suyuna deşarj verildiğini anlatan Salihoğlu, "Bunların Karadeniz'e gideceği varsayılıyor. Alt su Karadeniz'e geçiyor ama bunun ciddi bir kısmı üst suya karışıyor ve Marmara'ya geri dönüyor. Biz hem bakanlıkla hem de belediyelerle yakın çalışıyoruz. Nerelerde arıtmalar var biliyoruz, hangi seviyede arıtıldığını biliyoruz. Örneğin Kadıköy, Yenikapı, Üsküdar, Baltalimanı ve Paşabahçe ön arıtma tesislerinde iyileşme planlarının yapılması önerilerimiz arasında. Sadece deşarjlar değil nehirlerde çok önemli özellikle Susurluk havzasındaki tüm akarsularda onların kirlilik oranlarını düşürmeye yönelik çalışmalar yapılmalı. Bunlar önerilerimiz arasında" dedi.

"HER YERDE MÜSİLAJ VAR"

ODTÜ Deniz Bilimleri Öğretim Görevlisi ve Bilimsel Sefer Koordinatörü Dr. Hasan Örek ise, her yıl düzenli olarak Marmara Denizi'ne gelen geminin bu sene sefer rotasını ve istasyonlarını deniz salyası nedeniyle değiştiğinden bahsetti. Örek kullandıkları cihazlarla ilgili bilgi vererek, "Deniz bilimlerindeki en temel cihazımız bu cihaz. CTD dediğimiz bir cihaz. Klorofil, oksijen, ışık, bulanıklığı gösteren ek sensörleri var. Bu cihazın ağzı açık şekilde denize sarkıtılır. Bu veriler kablo yardımıyla içeride bilgisayara  aktarılır ve canlı olarak izlenir. Bu verilere bakarak hangi derinliklerden örnek alacağımıza karar veririz. Bu yukarıya geldikten sonra şişelere örnekler alınır.

Oksijen, besin tuzları ve canlılarla ilgili örnekler alınır bir kısmı gemi üzerinde ölçülür. Bir kısmı da ya dondurularak ya da içerisine gerekli kimyasallar eklenerek gemide muhafaza edilir. Daha sonra seyrüsefer bitiminde laboratuvarlarda ileri ölçümleri yapılır. İlk gözlemlerimizde şunu gördük. Marmara'da kıyı açık gözetmeksizin her yerde su kolonunda müsilaj var" diye konuştu.

DENİZ HABER AJANSI

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÇOK OKUNANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2004 Deniz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0544 880 87 87 | Haber Scripti: CM Bilişim