Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) Sekretaryası tarafından hazırlanan rapora göre, dünya genelinde 529 geminin sahte bayrak altında faaliyet gösterdiği tespit edildi.
Küresel ölçekte büyüyen bu sorun, gelecek ay yapılacak Hukuk Alt Komitesi (LEG 113) toplantısının ana gündem maddeleri arasında yer alacak.
IMO tarafından yayımlanan bilgi notunda, sahte bayraklı gemi sayısının önceki toplantıya (LEG 112) kıyasla arttığı vurgulandı.
Tespit edilen gemilerin 356’sının herhangi bir klas kuruluşuna bağlı olmadığı, yani teknik ve güvenlik denetimi dışında faaliyet gösterdiği belirtildi.
S&P Global doğrulamasıyla hazırlanan ve IMO’nun GISIS platformu üzerinden yayımlanan liste; sahteciliğin tankerlerden dökme yük gemilerine, konteyner gemilerinden daha küçük deniz araçlarına kadar geniş bir gemi tipine yayıldığını ortaya koydu.
Rapor, dünya çapındaki hükümetlerden ve sektör paydaşlarından gelen uyarıları tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. Hollanda, Sint Maarten sertifikaları verdiğini iddia eden iki sahte web sitesini bildirdi ve 17 geminin sahte Sint Maarten bayrağı taşıdığı doğrulandı.
Raporda en dikkat çekici örneklerden biri Tonga oldu. Tonga’nın uluslararası gemi sicili 2002 yılında kapatıldığı için, bu ülke bayrağını taşıyan yabancı gemilerin uluslararası hukuka göre “devletsiz gemi” statüsünde değerlendirilmesi gerektiği açıklandı. Bu kapsamda 13 tanker tespit edildi.
Öte yandan denize kıyısı olmayan Malavi, sahte bir gemi sicili keşfederek durumu INTERPOL’e bildirdi. Ayrıca Timor-Leste, Lesotho ve Botsvana gibi ülkeler uluslararası sicil işletmediklerini IMO’ya resmen iletti. Komorlar’ın durumu ise çok daha karmaşık; yapılan doğrulamalar sonucunda 83 geminin hala sahte Komorlar bayrağı taşıdığı kaydedildi. Dahası Guyana (74), Aruba (35) ve Curaçao (32) gibi ülkeler de yüksek sahte bayrak sayılarıyla dikkat çekiyor.
‘Bu Durum Sistemin Bir Parçası’
Uluslararası Taşıma İşçileri Federasyonu’ndan (ITF) David Heindel, bu sorunun tesadüf olmadığını savunuyor. Heindel, gemilerin kimlik değiştirmesine ve etkili bir denetim olmadan çalışmasına izin veren bu belirsizliğin aslında iş modelinin içine inşa edildiğini belirtiyor.
Sektördeki bazı kesimler bu şeffaflık eksikliğinden büyük kâr elde ediyor. Heindel’e göre bayrak devletleri ve sahtekar yurtdışı işletmeleri de bu düzenleyici esneklikten faydalanıyor. Sonuç olarak tüm bu faktörler bir araya geldiğinde sahte sicillerin ve cezasızlığın geliştiği mükemmel bir ortam yaratılmış oluyor.
IMO’dan Yeni Önlemler Geliyor
IMO Sekretaryası, Hukuk Komitesi’nden sahte sicil uygulamalarını önlemeye yönelik daha sıkı doğrulama mekanizmaları ve yeni hukuki tedbirler talep edecek. Bu adımın amacı; deniz emniyetini korumak, küresel deniz ticaretinde güvenliği sağlamak ve sahte siciller yoluyla kimlik gizleyen gemilerin oluşturduğu “gölge filoları” sistem dışına çıkarmak.
Uzmanlar, sahte bayrak uygulamalarının yalnızca bir hukuki sorun değil, aynı zamanda küresel deniz güvenliği, çevre koruma ve ticari adalet açısından da ciddi bir tehdit oluşturduğuna dikkat çekiyor.
DENİZ HABER AJANSI


































