• BIST 1.034
  • Altın 479,157
  • Dolar 7,2420
  • Euro 8,5968
  • İstanbul 26 °C
  • Ankara 31 °C
  • İzmir 29 °C
  • Antalya 30 °C
  • Muğla 32 °C
  • Çanakkale 30 °C

Ters Huni ???

ERTUĞ YAŞAR

 

Kesinlikle katılmıyorum !!!Yani kastettikleri yüzyıl 21. yüzyılsa, kesinlikle katılmıyorum. Türkiye’miz 87 yılı daha olan 21. yüzyılda çok daha büyük projeler yapacaktır da ondan katılmıyorum.

Yoksa muazzam bir proje tabi…

İstanbul’un değerine değer katan bir girişim. Bir İstanbullu olarak ve bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak hepimizin göğsünü kabartan bir proje

Bir yandan da ekonomist kimliğimiz bizi zorluyor, bazı ek bilgileri merak ediyoruz: Acaba kaça mal olmuş; ne kadar sürede yapılmış; ekonomiye nasıl katkısı olacak ? …

MARMARAY maliyeti basına farklı rakamlarla yansıdı. 5,5 milyar TL diyen oldu; 8 milyar TL diyen yazanı da gördüm. Yabancı basında kullanılan maliyet ise 3,4 milyon Euro idi.

Tabi bu maliyet hesaplanırken acaba içine neler kondu, onu da tam bilmiyoruz. Örneğin sadece dokuz yılda yapılan bütün harcamalar alt alta yazıldı ve toplandı mı; yoksa ilk yıllarda yapılan harcamalar belli bir enflasyon oranı ile artırılarak mı maliyet bulundu (yıllar içinde değişen çapraz kur (Yen / Dolar kuru gibi) nasıl hesaba katıldı ?). Ya da finansman masrafı (ödenen ve ödenecek faiz) bu maliyetin içinde var mı ?

Nasıl hesaplanırsa hesaplansın, 5,5 milyar TL’lik devasa bir maliyetten söz ediyoruz. Biz ekonomist ve işadamı olduğumuz için, ne kadar yararlı ve gurur verici olursa olsun, her şeye hep yarar maliyeti açısından bakmaya alıştık. Yani piyasa deyimi ile, “acaba attığımız taş ürküttüğümü kurbağaya değer mi ?” diye de soruyoruz.

Sonuçta politika, ekonomik önceliklerin belirlenmesi için de yapılmıyor mu ? İktidarda olan parti(ler), halka hizmet için en iyi projenin / politika uygulamasının ne olduğuna ve sınırlı olan mali kaynakları hangi alanlara harcayacaklarına karar vermiyorlar mı ?

Hadi bir örnek verelim, sanırız bugün tam teşekküllü iyi bir hastane 500 milyon TL’ye mal olur. Acaba son dokuz yılda 5,5 milyar TL’yi MARMARAY’a harcamak yerine 11 tam teşekküllü hastane mi yapsa idik ? MARMARAY’dan esasen İstanbullular yararlanacak; ama 11 hastaneyi Türkiye’nin değişik bölgelerine yapabilirdik…

İkisinin de yeri ve önemi ayrı tabi !

Doğru yanıt, “ikisini de yapalım” olacak; ama işte ikisini de aynı anda yapacak mali kaynaklar sınırlı ya; orada tıkanıyoruz.

Bunun çözümünü de bulduk aslında: Devasa altyapı projelerini Japonya gibi ülkelere finanse ettirmek.

Buradaki sıkıntı da o zaman işin aslan payını Japon firmaların alması olarak karşımıza çıkıyor. Hem bizim müteahhit firmalarımızın 10’a yapacakları işi 15’e yapıyorlar; hem katma değerinin en kaymaklısını kendi ülkelerine götürüyorlar, hem de imalat teknolojisini bizimle paylaşmıyorlar.

Yine de bir çözüm üretti Hükümetimiz: Şehir Hastaneleri modeli. Yani ihale ile hastane işini özel sektöre vermek.

Çoğu zaman Devlet tarafından karlı olarak yapılamayan (ve aslında kamusal hizmet olup olmadığı da hep tartışılan) hizmetleri özel sektör ihale ile alınca hep hizmetin kalitesi artıyor, hem fiyatı düşüyor, hem de yaygınlığı artıyor. İşte motorlu araç denetim istasyonları örneği; işte havaalanı inşası ve işletmeciliği örneği; işte özel havayolu taşımacılığı örneği …

Bu örnekler o kadar çoğaltılabilir ki ! Bir not, şimdilerde polisten alınacağı söylenen pasaport düzenleme işinin de bu biçimde Özel Sektöre ihale edilmesi düşüncesi de hoş olurdu değil mi ?

Türkiye gibi mali kaynakları sınırlı olan bir ülkenin hızla kalkınabilmesi için gereksinim duyulan dış kaynak bu sayede özel sektör eli ile ülkemize geliyor. Çok daha verimli ve üretken projeler için geliyor; çok daha düşük faiz ile (ucuza) geliyor; çok daha kolay geliyor.

Bu yıl içinde özel demiryolu taşımacılığı da başladı. İsteyen artık belli koşullar altında Demiryollarını da kullanacak. Yani demiryolları da özelleşmeye başladı.

Düşünmeden edemiyoruz, acaba bugün olsa idi MARMARAY projesi de aynı üçüncü köprü ve ikinci havaalanı gibi özel sektör firmalarına Yap - İşlet - Devret modeli ile ihale edilemez miydi ? Manş denizini geçerek İngiltere ve Fransa’yı birbirine bağlayan Manş tünelini devletler değil özel sektör kar elde etmek amacı ile yapmıştı.

Gelişmek ve kalkınmak aynı “ters huni” gibi sanki değil mi ?

İlk başta işler çok yavaş ilerliyor; ama bir de kritik o nokta geçilince sular gümbür gümbür akmaya başlıyor. Acaba Türkiye ekonomisi, Adalet ve Kalkınma Partisi Hükümetleri yönetiminde geçirdiği on bir yılda o kritik noktayı geçti mi ?

 

Ertuğ Yaşar;

Tuzla, İstanbul; 05.11.2013               

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Vehbi Kara
07 Kasım 2013 Perşembe 11:50
Geç bile kaldık
geleceğe olan güven Türkiye'de akıl almaz boyutlarda yeni iş alanları açılmasına ve yatırımlara yol açıyor. Bundan 5-6 yıl önce dahi bugün yapılan projeleri hayal bile edemiyor idik. fakat devletin iki yakası bir araya gelince yani bütçe dengelerini sağlama alınca yatırımların ardı arkası kesilmiyor. Bu gidişat eğer hızı kesilmez ise Türkiye'yi çok kısa zamanda dünyanın en gelişmiş ülkeleri içine sokabilir zira harikalar asrındayız. Güzel proje ve çalışmalar diğer başka faydalı çalışmaları tetiklediği gibi olumsuzluklar da kötü olayları tetikliyor çabuklaştırıyor. Öyle düşünüyorum ki uçakların "take of" denilen yerden kesilme anı gibi Türkiye artık havalanmış hızlı kalkınma yönünde uçmaya başlamıştır. Gezi olayları başta olmak üzere siyasi olayların tam da bu zamanda meydana gelmesi tesadüf değildir. iyi niyetli olmadığı açıkça belli olan terör ve kaos meydana getirme amaçlı olayların Türkiye'nin hızlı kalkınmasını hazmedemeyen güçlerce sabote edilmesini anlamak için zeki olmaya gerek yoktur. Eğer amaç hükümeti yapıcı yönden eleştirmek ise yapılan her konuşma saygıdeğerdir değerlidir lakin amaç her ne olursa olsun gerekirse ülkemiz zarar görsün diyerek hükümetii eleştirmek yapılan güzel icraatlara çamur atmak hakperestlik değil vicdansızlıktır. yapıcı eleştiriler çok yararlı yıkıcı eleştiriler ise oldukça zararlıdır, hem kendimize hemde vatanımıza hiç bir faydası olmayan bu gibi tenkitleri yapanları ikaz etmek bir borçtur...
193.255.2.55
Yazarın Diğer Yazıları
ÇOK OKUNANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2004 Deniz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 970 87 88 | Haber Scripti: CM Bilişim