• BIST 1.034
  • Altın 478,238
  • Dolar 7,2420
  • Euro 8,5968
  • İstanbul 26 °C
  • Ankara 30 °C
  • İzmir 28 °C
  • Antalya 29 °C
  • Muğla 30 °C
  • Çanakkale 28 °C

Orta Vadeli Programın Sanayiye Etkisi

ERTUĞ YAŞAR

 

Aynı bizler gibi ulusal ekonomik gelişmeler de Bayram süresince tatil yaptı. Tabi ekonomi durmadı. Bizim Tersanelerimizin çoğu durdu; ama diğer bazı işler de tam tersine talepte patlama oldu.

Yine de biz kendimizi Bayram sohbetinden sıyıralım ve hemen Bayram öncesinde Başbakan Yardımcımız Ali Babacan tarafından açıklanan Orta Vadeli Programa (OVP) değinmeye çalışalım.

Ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcınız Ali Babacan’ın ve ekibinin icraatlarını beğendiğimi zaten her olanakta yazıyorum; söylüyorum. Bunun politik bir terbihle de hiç ilgisi yok aslında.

Bugüne kadar ve özellikle Mayıs 2009’da göreve geldikten sonra, Başbakan Yardımcımız Ali Beyin ve ekibinin ekonomi politikası alanındaciddi bir yanlış yaptığını görmedik. Tam tersine, birçok kere “hadi ya; bu da olur mu şimdi ?” dediğimiz bir ekonomik önlemin, aradan birkaç ay geçtikten sonra, aslında zamanında ve yerinde alınmış bir karar olduğunu gördük.

Şimdi bu ekip, 2014-2016 Orta Vadeli Programını (OVP) açıkladı. Ben de bu programı anlayabildiğim kadarı ile inceledim.

Tabi yine şaşırdım

Türkiye’nin üç seçime girdiği ve politik anlamda gerginliklerin yaşanmasının beklenebileceği bir dönemde, ekonomi yönetimimiz popülizmden çok çok uzak önlemleri kamuoyuna açıkladı.

Gıpta ettim, “vallahi bravo !!!” dedim…

Çünkü 1980 ve 1990’lı yıllarda seçim kazanmak uğruna ekonominin “içine edenleri” (!) o kadar çok görmüştük ki, doğal olarak birileri doğrusunu yapınca şaşırıyoruz…

***

Ali Babacan ve ekibi hem dünya ekonomisi eğilimlerini, hem de Türkiye’nin ekonomi zaaflarını çok iyi belirlemişler.

Örneğin, önümüzdeki yıllarda ne gelişmiş ülkelerde, ne de gelişmekte olan ülkelerde hızlı ekonomik büyüme olmayacaktır diyorlar. Geçen yıla göre hem ABD’de, hem A.B ülkelerinde ve hem de gelişmekte olan ülkelerde büyüme öngörüleri aşağı çekilmiş (2012 yılında, 2014 yılı için yapılan büyüme öngörüsü %4,1 iken, bu öngörü şimdi %3,6’ya inmiş).

Bu yetmezmiş gibi, Dünyada önümüzdeki iki yılda faizlerin yükseleceğini ve yüksek faizler sonucunda da Türkiye gibi Yükselen ekonomilere özel sermaye akışının ciddi anlamda azalacağını düşünüyorlar. Şöyle ki 2012 yılında Yükselen Ekonomilere gelen özel sermaye akışı 1.215 milyar dolarken, bu akış 2014’de %20 azalarak 1.029 milyar dolar olur diyorlar.

Buradan da Türkiye için hemen bir sonuç çıkarıyorlar: “Artık ekonomimizi tüketim ile ve yurtdışında borçlanarak büyütemeyiz…”

Ali Babacan ve ekibi şu anda bizce de ülkemizin en önemli ekonomik önceliklerinden biri olan yurtiçi tasarruf eksikliğineparmak basıyor. Ali beyin açıklamalarına göre, kendisinin ilk Bakan olduğu 2002 yılında %19 olan Yurtiçi Tasarrufların GSYH’ye oranı, ne yazık ki 2013’de %12,6’ya gerilemiş.

Yani Türk halkı ya tasarruf yapmıyor, ya da tasarruflarını sisteme koymuyor !!!

Tabi tasarruf yapmama diye bir şey yok da, hemen hepimiz son on yılda tasarruflarımızın çok büyük bir bölümünü gayrimenkule yatırdık. Bir anlamda Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarının iki önemli başarısı (enflasyon / reel faizi düşürme ve Türkiye’ye yabancı kaynak çekerek içinde gayrimenkul de olan ülke varlıklarının değerlenmesini sağlama), dönüp dolaşıp ekonomide bir sıkıntı yarattı. 

Eh yurtdışından sermaye gelişi (bizden kaynaklanmayan nedenlerle) azalacaksa ve ülkemizde de tasarruf eğilimi düşükse, o zaman tüketime dayalı ekonomik büyüme modeli yerine imalat sanayine ve ihracata dayalı büyüme modeline geçmekten başka bir çare olabilir mi ?

***

Ülkemiz için son derece olumlu olsa da, yine de sanayici ve tüccarların bir kısmı için OVP’nin çok da iyi sonuçlar doğurmayabilir. Çünkü şurası bir gerçek ki, her ne kadar Tersanelerimiz uluslararası koşullardan kaynaklanan nedenlerden dolayı bu eğilimin dışında kalsalar da, özellikle 2010 ve 2011 yıllarındaki hızlı tüketici eğilimleri sayesinde genelde ülkemizde sanayiciler ve tüccarlar iyi iş yaptılar. İyi paralar kazandılar.

Ama şimdi bu eğilim bir parça duracak. Tüketici, hızlı tüketimden ziyade tasarrufa yönlendirilecek. Tüketici kredisi almak zorlaşacak. Dışalım pahalı olacak. Başbakan Yardımcımızın açıkladıklarına göre, kredi kartlarına ek sınırlamalar gelecek…

Yani özetle iş ve satış aslanın ağzında olacak…

Tabi bu ortamda ancak sağlam (imalat, satış, pazarlama, finansman, müşteri ilişkileri, …) altyapısı olan firmalar başarılı olacaklardır.

Tüketicinin önüne gelen her ürünü satın almaktan vaz geçtiği, daha seçici olduğu durumlarda, bir anlamda firmalar açısından da “doğal seçim” yaşanır…

İşini iyi yapan tüccar ve sanayicilerin korkacak bir noktası tabi ki olmaz…

Kaldı ki hızlı büyüme zamanlarında mantar gibi büyüyen “kamikaze” rakipler de ortadan kalkacağı için, belki böylesi bir doğal seçim çok da iyi olabilir.

 

Ertuğ Yaşar;

Tuzla, İstanbul; 22.10.2013                           

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÇOK OKUNANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2004 Deniz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 970 87 88 | Haber Scripti: CM Bilişim