• BIST 1.034
  • Altın 478,851
  • Dolar 7,2420
  • Euro 8,5968
  • İstanbul 26 °C
  • Ankara 31 °C
  • İzmir 29 °C
  • Antalya 30 °C
  • Muğla 32 °C
  • Çanakkale 30 °C

Ekonomik Büyüme Yeter mi?

ERTUĞ YAŞAR

Kimi zaman elim değdikçe yazıyorum, bir ekonomi yönetiminin bir çok amacının yanı sıra aslında TEMEL amacı;

  • İstihdam yaratan,
  • Enflasyona neden olmayan,
  • Sürdürülebilir olan
  • Ekonomik büyümeyi sağlamaktırdiyorum.

Çünkü bana göre bir ülkenin ekonomisi için en önemli gösterge ekonomik büyümedir.

Ancak ekonomik büyüme sayesinde toplumun refahı artar; aynı işte daha fazla para kazanılır; daha iyi evlerde oturulur; daha iyi sağlık hizmeti alınır; çocuklarımız daha iyi okullara gider; daha iyi ve bilgili öğretmenleri olur...

Bizim gibi doğu kültürlerinde “paylaşmak” esas olsa da, Yoksulluğun paylaşılacak fazla bir şeyi yoktur; asıl zenginlik ve refah paylaşılır.

Zenginlik ve refah da ancak “iki ekmek yerine üç ekmek üretince” sağlanabilir.

***

Türkiye,

2001 yılında yaşadığı ekonomik krizin ardından,

Kemal Derviştarafından başlatılan ekonomik modelin,

Adalet ve Kalkınma Partisi tarafından da ince ayarlarla izlenmesi sayesinde,

2002 yılından beri hep yüksek büyüme ivmesiyakaladı.

Evet, dünyada da yüksek büyüme eğilimi vardı. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde bu eğilim görüldü; kaldı ki Türkiye bu eğilimi yakalamasının yanı sıra bazı yıllarda eğilimi oluşturan ülke bile oldu.

2009 yılında bizim tamamen dışımızdaki nedenlerle yaşanan küresel mali ve ekonomik krizin atlatılmasının hemen ardından, ülkemiz yeniden hızlı büyüme sürecini yakaladı.

Büyümede Çin ile birlikte dünya birincisi bile olduk.

Ancak bu eğilim, 2012’den sonra bir parça törpülendi.

Ekonominin 2010 ve 2011’de yaşanan ve iki yılda da %8’i geçen büyümesi, bazı alanlarda (örneğin cari açık) “taşınamaz” ve “sürdürülemez” noktaya yaklaştı. Moda tanımlaması ile “ekonomi çok ısındı”. Ateşini söndürmek gerekti.

Dikkatli okurlar anımsayacaktır. O günlerde “yumuşak iniş / soft landing” tartışmaları çokça yapıldı.

Ama hemen herkes, Türkiye’deki ekonomik büyümenin bir parça aşağı çekilmesi gerektiğini düşünüyordu.

Bu ortak düşünce çerçevesinde ekonomi yönetimi de (aslında Merkez Bankası demek gerekir), ekonomiyi soğutma kararlarını uygulamaya başladı.

Tabi ısınan ne olursa olsun onu kararında soğutmak her zaman o kadar da kolay olmuyor. Soğutacağım derken buz tutabilirsiniz (!); ya da ılık kıvama bile gelemeyebilirsiniz.

Sanki bizim ekonomimizde de bu sorun yaşandı bir parça.

Evet, ekonomik büyüme bir kaç yıl daha %8 düzeyinde korunamazdı; mutlaka Türkiye’nin kaynaklarının yeterli olacağı düzeye çekilmeliydi. Ama bunun hızı ve yöntemi de çok iyi ayarlanmalı idi.

***

Neyse ki şimdilerde açıklanan veriler ile, bir anlamda kazık fren ile durdurulan ekonomik büyüme aracının, yeniden üçüncü ve hatta dördüncü vitese geçtiğini gördük.

Mutlu da olduk. Yoksa yavaş yavaş endişelenmeye başlayacaktık.

Türkiye gibi bir ülke için %4’lük bir ekonomik büyüme “az olsa da yeterlidir”.

Bizim ekonomik büyüme için kişisel hedefimiz her zaman %5 ile %6 arasıdır. %5’in altında bir parça burulurum; %6’nın üzerine çıkınca sevinirim; ama hemen “acaba kaynaklarımız bu kadar hızlı büyümeyi kaldıracak mı ?” diye de hemen endişelenirim.

Şimdi ise yukarı eğimli %4 büyüme oranı var elimizde. Yani yılsonuna kadar %5’e ulaşabiliriz. Çünkü ivmelenerek geliyoruz.

***

Yine de yılın ilk altı ayında ekonomik büyümenin daha çok iç taleple sağlanmış olması ve bu iç talebin bir kısmının da kamudan kaynaklanması dikkat edilmesi gereken bir noktadır.

Eğer önümüzdeki aylarda, beklendiği gibi, dünyanın ekonomik büyüme motoru gelişmekte olan ülkelerden gelişmiş ülkelere kayarsa,

Yani ABD, Almanya, İngiltere, Fransa, ... gibi ülkeler, Çin, Rusya, Brezilya, Hindistan, ... gibi ülkelerden daha hızlı büyümeye başlarlarsa, bu durum Türkiye’nin işine gelir. Çünkü şu anda ekonomik büyümeye eksi katkı yapan ihracat, o zaman artı katkı yapmaya başlar ve ekonomik büyümenin sürdürülebilirliği konusunda ciddi bir adım daha atmış oluruz.

Yine de önümüzdeki haftalarda ABD Merkez Bankası Federal Reserve’ün alacağı “piyasalara bol likidite vermeye tamam ya da devam” kararının da Türkiye’nin ekonomik büyümesi üzerinde önemli bir etkisi olacağını düşünüyoruz. 

Ertuğ Yaşar;

Tuzla, İstanbul; 09.10.2013

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÇOK OKUNANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2004 Deniz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 970 87 88 | Haber Scripti: CM Bilişim