Yıllık Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) Genel kurulu İngiltere’nin başkenti Londra’da yapılıyor. Türkiye, kalabalık bir heyetle temsil ediliyor. Ayrıca Türkiye’den, İMEAK DTO Başkan adayı Şadan Kaptanoğlu, Şadan Kaptanoğlu’nun tokatçı babası Cengiz Kaptanoğlu ve çok sayıda sektör temsilcisi katılıyor.
Tam toplantı başlarken, IMO’nun ana salonu büyük bir gürültüyle açılıyor. Toplantı salonuna Şeytan’ın girdiği görülüyor.
Uluslararası Denizcilik Örgütü üyeleri arasında büyük bir homurtu kopuyor. Üye delegasyonları arasında Şeytanın toplantıda ne işi var? Gibi sorular soruluyor.
ABD IMO Temsilcisi, Jeffrey Lantz, ‘Şeytan geleceği bilir. Bir soru sorayım’ diyerek öne çıkar…
-Şeytan, ABD Deniz Kuvvetleri Hürmüz Boğazı’nı ne zaman kontrol altına alacak’ diye sorar
Şeytan Jeffey Lantz şöyle bir süzdükten sonra
-100 yıl sonra der…
Şeytan’ın cevabı karşısında afallayan ABD IMO Temsilcisi Amiral Lantz, başlar ağlamaya!
- Ben göremeyeceğim, ben göremeyeceğim!
Türk heyetinde sessizce gelişmeleri takip ederken, fazla Xanax içmekten beyni uyuşan Cengiz Kaptanoğlu, kızı Şadan’a dönerek bir soru sormasını ister!
Gelecekten bir beklentisi olmayan Şadan Kaptanoğlu, şeytana dönerek,
-Şeytan, Kaptanoğlu ailesi İMEAK Deniz Ticaret Odası’nı ne zaman ele geçirecek diye sorar?
Şadan Kaptanoğlu’nun bu sorusu karşısında afallayan Şeytan, başlar ağlamaya…
-Ben göremeyeceğim, ben göremeyeceğim…
Şadan Kaptanoğlu Nereye Koşuyor?
Sözüm ona, köklü bir aileden geliyor. İyi bir tahsili, uluslararası kuruluşlarda görev yapmışlığı var. Hayatı aile mesleği gereği denizin ve denizciliğin içinde geçmiş bir iş insanı. 2018'de Hepimizin Odası Hareketi'nin listesinden İMEAK Deniz Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı oldu, bugün de Odanın Meclis üyesi. Haziran'da "2026 Oda seçiminde ben de varım" dedi ve o günden beri kampanya yürütüyor.
Kampanyanın rengi sarı. Denizci olan herkes bilir: Sarı bayrak geçmişte karantina bayrağıdır. Plajda sarı bayrak “dikkat tehlike var” demektir, sahada sarı kart ihtardır, iş hayatında sarı sendika sözünün ne anlama geldiğini de herkes bilir. Denizcilere liderlik yapmak isteyen bir adayın, denizde yüzyıllardır aynı şeyi söyleyen bir rengi kendine bayrak yapması küçük bir ayrıntı sayılabilir. Ama küçük ayrıntılar bazen büyük resmi anlatır.
Yeşil dönüşümde öncü olmak… Kariyer merkezi kurmak… Veri merkezleri… Yapay zeka… Ortak akıl…, Açık inovasyon platformu… KOBİ dijital dönüşüm rehberliği… Küresel kıyaslama ve politika takip programı… Uluslararası genç yetenek ve değişim programı… Kurumsal yönetişim ve etik çerçevesi… vb. Bugünkü Oda "merkez odaklı, belge odaklı, görüş bildiren" bir kurummuş… Şubelere özerklik ve kendi kaynağını harcama yetkisi verecekmiş… vs. Bunlar bir denizcilik odasının değil, herhangi bir sektör odasının, hatta herhangi bir kurumun manifestosuna aynı kelimelerle konabilecek başlıklar. “Denizcilerin sorunları bunlar mı ya da Türk denizciliğini geleceğe taşıyacak bakış açısı bu mu” diye düşünmeden bunca yıllık birikimi göz ardı edip internetten toplanan moda akımlar ile kampanya yapmak… Bu vaatlerin hiçbirinde bir bütçe, bir maliyet, bir teslim tarihi yok. Hangi meslek grubunun hangi derdine ne zaman ne cevap verileceği yok.
5174 sayılı Kanun açık: Oda seçimleri Odanın hizmet binasında yapılır, bina yetersizse şehir merkezinde uygun bir yerde. Fındıklı'daki binada 48 meslek grubunun sandığı aynı gün kurulamaz, bunu herkes bilir. Yönetim, 2022'de olduğu gibi, seçimi Piri Reis Üniversitesi Deniz Kampüsü'nde yapmayı kararlaştırıyor. Piri Reis kamu tüzel kişiliğine sahip bir üniversitedir, bu Odanın vakfı eliyle sektöre kazandırdığı bir eserdir, Tuzla'daki sektörün ayağının dibindedir ve 2022 seçimi orada tek bir sorun yaşanmadan tamamlanmıştır. İlçe Seçim Kurulu 21 Ağustos’ta bu yeri ilan ediyor.
Şadan Hanım seçimlere 15 gün kala avukatı aracılığıyla Piri Reis'e itiraz ediyor… Dilekçenin talebi ise dikkat çekici: Seçim Lütfi Kırdar'da yapılsın, olmazsa Deniz Ticaret Odası, TÜDEV ve Piri Reis dışında bir yerde yapılsın.
Beyoğlu 1. İlçe Seçim Kurulu itirazı kabul fakat Lütfi Kırdar talebini reddediyor ve Odaya 48 saat süre veriyor: Yeni bir yer bildirilmezse seçim başka bir tarihte, başka bir yerde yapılacak. Yönetim yargı kararına itiraz etmiyor, 48 saat içinde yeni seçim yeri olarak Haliç Kongre Merkezi'ni bildiriyor.
Sonuç: Seçim Odanın kendi eseri olan Piri Reis Üniversitesi Kampüsü yerine kiralık bir kongre merkezinde yapılacak… Kirayı kim ödeyecek? Aidatını ödeyen üye. Şadan Hanım'ın istediği Lütfi Kırdar da olmuyor. Özetle bu itirazdan kimse bir şey kazanmıyor, üye ise Şadan Hanım marifetiyle ilk kayıplarını yaşıyor.
Tablo şu: Denizcilikte hastalık ve tehlike işareti olan renkle yürütülen kampanya… İnternetten derlenmiş, boyutsuz ve ölçüsüz onlarca vaat… Babası dahil geçmişte yüzlerce meslek erbabının emeğini yok sayıp, Odayı "belge odaklı" diye küçümseyen bir dil… Nihayet seçimin yerine itiraz edip ilk icraatta üyeye maliyet ve eziyet...
Bu bir “yeni rota” değil, sadece savrulma.
Sahi Şadan Hanım, bu gidiş nereye?



























