• BIST 100.073
  • Altın 279,538
  • Dolar 5,7169
  • Euro 6,2803
  • İstanbul 22 °C
  • Ankara 22 °C
  • İzmir 23 °C
  • Antalya 30 °C
  • Muğla 27 °C
  • Çanakkale 24 °C

KSO Başkanı Ayhan Zeytinoğlu: Derince’de dolgu olmazsa olmaz

KSO Başkanı Ayhan Zeytinoğlu: Derince’de dolgu olmazsa olmaz
KSO Başkanı Ayhan Zeytinoğlu, Derince Safi Liman İşletmeleri tarafından Körfez'e yapılacak olan 450 bin metrekarelik dolgunun gerekli olduğunu söyledi, “Derince'nin dolgusu bence olmazsa olmaz. Gerçekleri görmememiz lazım” dedi

Kocaeli Sanayi Odası Başkanı Ayhan Zeytinoğlu  Kocaeli’nin limanlarla ve sanayi ile barışması gerektiğini söyledi.  Zeytinoğlu, Kocaeli'nin 49 milyarlık gelirinin 20 milyarının limanlardan sağlandığını söyledi.

 Öncelikle geride bıraktığımız 2015 yılını nasıl değerlendiriyorsunuz?

-2015'in en önemli rakamı büyümedir bana göre. Büyüme tahminiyle başlayayım; yüzde 4’ler civarında bir büyüme bekliyoruz. Bu büyümeyi de aslında diğer ekonomik verilere baktığımız zaman o verilerden bu rakam çıkmıyor. Fakat bence yüzde 4’lük büyüme çok doğal. O da şuradan geliyor. Türkiye'de 1,5 milyon civarında bir nüfus artışı var. Bence Suriyeliler’in de çok ciddi etkisi var büyümeye ve enflasyona. Tabii üzücü olan ihracatımızın düşmeye başlaması, yabancı sermaye girişlerinin azalıyor olması, teröre zaten söylenecek bir şey yok. Ben şimdi meclis toplantısı yapıyorum, heyecanla bir şey anlatmaya çalışacağım ama saygı duruşu ile başlama durumundayım. Çünkü askerler ölmüş onu da göz ardı edemem ki, ben burada işimi yapıyorum diyemem ki. Acayip bir duygusal yönü var. Bu varken zaten bir şeylere de konsantre olamıyoruz. Şu seçimler bitsin ondan sonra ekonomiye konsantre oluruz da diyemiyoruz. Çünkü güvenlik hali, insan sağlığı, askerimizin, polisimizin ölmesinden öte bir şey olabilir mi? Dolayısıyla iş alanının, sanayicilerin temsilcisi olarak böyle de bir ikilem içerisindeyiz. Bizi ilgilendiren konularda konuşma haklılığı bulamıyoruz kendimizde. Çünkü öbür tarafta insanların babası, oğlu, genç insanlar ölürken biz nasıl şey yapabiliriz? 2015'i böyle bitirdik. Maalesef 2016'da da bu devam ediyor. İki tane seçim yaptık. Seçimler maalesef ekonominin ön planda olmasına engel oluyorlar zaten. Böyle bir dönemi tamamlamış olduk.

Suriyeli mültecilerin ekonomiye nasıl bir etkisi oldu? Ucuz işgücü olmasından dolayı mı?

-Yok. Tüketim olarak Türkiye'nin büyümesine bence katkı vermişlerdir. İşgücüne kaçak katılımları var tabii. Kilis ilinde Kilisliden fazla Suriyeli mülteci var. Bu çok büyük bir sorun. Türkiye hakikaten dünyaya ders verecek bir başarı yaptı bu işte. İnsanlara kapılarını açtı, mağdur etmeme bakımından ama bildiğim kadarıyla bugün itibari ye 10 milyar dolar para harcadı. Bunu Türkiye taşıyamaz. Böyle de bir gerçeklik var. Dolayısıyla Batı'nın ve Amerika'nın bu konuda bize destek olmaları gerektiğine ben çok inanıyorum. Ama bu desteğin de çok hakkaniyetli yapılması lazım diye düşünüyorum. Şöyle duyumlar geliyor bize; işte Avrupalı geliyor Türkiye'deki eğitimli Suriyeliler’i seçip, alıp götürüyor. Bu da çok hakkaniyetli bir şey değil. Ben geçenlerde bir demeç verdim. Danimarkalı 4 bin 500 mü 3 bin 800 mü... Belirli bir değerin üzerindeki mücevheratını ve parasını alıyormuş mültecilerin. Bunun da ileri demokrasi olarak gördüğümüz Avrupa'ya hiç yakışmadığını düşünüyorum. Ortaçağ zihniyeti. Dolayısıyla çok kafamız karışık yani.

Türkiye’nin hedefleri çok büyük. Bu hedeflere gelecekte ulaşmak mümkün mü?

-Ben İKV Başkanı olarak Türkiye'nin geleceğinin AB standartlarının normlarının kabulüyle olacağına inanıyorum. Tam üye olmasak bile biz AB normlarının, demokrasimize, hukuk sistemimize, politik sistemimize uygulayabilirsek hem insanımızın demokrasi açığını kapatmış oluruz hem de hedef koymuş olduğumuz o büyük rakamlar var; 500 milyar gibi, 10. ülke olma gibi, onlar şu an hayal. Yani bunların şu an 2023'te olması imkansız. Ama hedefsiz olmaz. Hedefiniz olmalı. Öteleriz; 2023 olmaz 2033 olur. Hedefleri koymak lazım, hedeflere de çalışmak lazım. Ama hedefleri yakalamak için iklim oluşturmamız lazım. Bu iklim de bence Avrupa normlarıdır. Tekrar Avrupalı yatırımcıyı ülkemize çekmek, ülkemizi bir üretim merkezi yapmak gibi hedeflerimiz olmalı.

 KİMSE ÜLKEMİZE GELMİYOR!

Şu anda büyük bir operasyon var Güneydoğu'da. Avrupalı yatırımcı bu operasyonlardan dolayı çekinip gelmiyor olabilir mi ülkemize? Ya da her yerde bir bomba patlıyor, sürekli bir güvenlik sorunu... Bunlar kokutuyor olabilir mi?

-Ben bir yönetim kurulu toplantısı yaptım. Kimse ülkemize gelmiyor. Sultanahmet'te bomba patladı, Ankara'nın merkezinde bombalar patladı. Dostlarımıza da bir şey diyemiyoruz. Adam diyor ki; can güvenliğimiz yok. Şimdi Suriye'de bir ateşkes söz konusu. İnşallah bu yayılır ve bizim ülkemize de gelir diye düşünüyorum. AB'den bizim doğudaki harekatımıza çok eleştiri geliyor. Ben onu biraz taraflı görüyorum. Almanya'da belirli bir etnik grup veya azınlık yol kazıp güvenlik güçlerinin girmesini engellese Alman hükümetinin bizden farklı davranacağını ben düşünmüyorum. AB'nin çok samimi davranmadığını, siyasi davrandığını düşünüyorum. Orada da konuşan kişiler siyasi kişiler o da normal yani. Ama bizim bu mülteci krizinden bir fırsatımız var.

 Ne gibi bir fırsat bu?

-AB uyum çalışmaları hızlandı biliyorsunuz. 29 Kasım'da yapılan toplantıda Türkiye'nin tam üyeliğine giden yolun ben açıldığını görüyorum. Bu konuda çalışmalar yapmamız lazım. Mülteci krizinin tam üyelik yolundaki desteklerde, fonlarda falan ayrışması lazım. Mülteci krizi ayrı bir kiriz. Bunun karşılığında Türkiye'ye öngörülen destekler yapılmalı. Ama işin esası; bu Suriyeli mültecilerin ülkelerini terk etmelerini önlemek. Bunun yolu da orada barışı sağlayacaksın, demokrasiyi getireceksin. Oradaki düzeni sağlamak lazım. Çünkü bu insanların birçoğu maalesef bir daha ülkelerine dönmeyecek. Geçen hafta ben Belçika'da birtakım toplantılara katıldım; göçün kaçakçılık boyutunu araştıran grubun toplantısına katıldım. Oradaki söylenenler şöyle; bir genç delikanlı göç etmesi ayrı bir şey, çoluk çocuğu ile bir ailenin göç etmesi ayrı bir şey. Aileleri olduğu zaman bu iş kalıcı oluyor. Dolayısıyla bu sorun kalıcı bir sorun. Belki yüzde yüzü değil ama büyük bir kısmı kalıcı. Bunun için iyi çözümler üretmemiz lazım.

MÜLTECİLER VE EĞİTİM SORUNU

Türkiye’nin tek sorunu mülteciler mi?

-Hayır. Eğitim de var. Bizim burada müessesemizde hep dile getirdiğimiz; mesleki eğitim ve eğitim sistemimizde önemli değişiklikler yapmamız lazım. Sayın bakanımız bu konuda çok istekli, çok arzulu, çok hızlı hareket ediyor. Umarız yapmak istediklerini yerine getirebilir. Çünkü Dünyada şimdi eğitimde başarılı ülkeler ikiye ayrılıyor. Bir tanesi bizim eğitim sistemimize benzer bir şekilde korkutarak, talebeyi sıkıştırarak başarılı olan bir kesim; Güney ve Doğu Asya'daki kesim. Bir de Kuzey Avrupa'da olan kesim. Çocuğun tamamen hür düşünmesini, özgür düşünmesini, baskıyla değil rahat hareket etmesiyle aynı başarıyı elde ediyor.

 Eğitimde gelişmişlik, diğer alanları da etkiliyor tabi...

-Mesela Finlandiya güzel bir örnek. Ben Finlandiya Odalar Birliği Başkanı'nın konuşmasını dinledim. Adam dedi ki; ben üniversiteyi üçüncülükle bitirdim. Benden önce bitiren iki arkadaşım öğretmen oldular. Öğretmenlere çok yüksek para veriyorlar. Ama iyi öğretmen yetiştiriyorlar. Hepsinin master diplomaları var. Öğretmene yatırım yapıyorlar. Bizim de bu sentezleri bir araya getirerek Türkiye'ye uygun bir model yaratmamız lazım. İlk öğretimden başlayarak eğitim sistemimizi gözden geçirmemiz lazım. Mesleki eğitimdeki açık hala devam ediyor. İşsizlik on buçuk civarında. Aslında enteresan. Biz biraz artış bekliyorduk. Bu Kasım ayı işsizliği. Şunu gördük; bir önceki aya göre artmadı. Kış ayına girdik, artması lazım. Aslında bu, başarı olarak da algılanabilir. Ama rakamları şimdi ezberimden söylemeyeyim. Kocaeli ilinde yüz on bin tane iş arayan kişi var. Bunların 40-50 bin tanesi işi olup iş arayanlar. 40-50 bin tanesi de işsiz. Ama sanayi kesiminden ya da ticari kesimden de bir o kadar da işçi arayan var. Burada bir örtüşmeme sorunu var. Bunları da çok iyi araştırıp çözmemiz gerekir diye düşünüyorum.

 İŞİNİ KAYBEDEN ÇOK SANAYİCİ VAR

Peki Ayhan bey Kocaeli'deki ekonomik durum nasıl? Kocaeli'de son yıllarda epey bir fabrika kapandı, satıldı ya da el değiştirdi. AD Demirel, Hassas Boru, Çelikord bir çırpıda aklıma gelenler... Kapanan veya el değiştiren fabrikalarla ilgili elinizde rakamsal veri var mı?

-O rakamlar ben de yok, yanlış bir bilgi vermek istemem. Ama işini kaybeden çok sanayici arkadaşımız var. 2008'den bu yana orada biraz artış oldu. Ama son dönemde, 2015'te ihracatın yavaşlamasıyla burada bir hızlanma oldu. Ancak Kocaeli ekonomisi otomotiv ağırlıklı olduğu için, o firmaların da Avrupa ihracatları iyi gittiği için aslında Kocaeli, Türkiye'den biraz daha az olumsuz etkilendi. Güneydoğu'da falan işler tamamen durmuş durumda. Antalya-Mersin bölgesi tamamen durmuş durumda. Onlarla kıyasladığımız zaman ilimizin gıda ihracatına ve turizm gelirine bağımlılığı olmadığı için...

 Otomobil ve yan sanayi üretiminden ötürü kesilmeyen bir ihracatımız var.

-Şu anda kesilmeyen bir ihracatımız var. 2008'de o da kesilmişti. Dolayısıyla Kocaeli biraz daha iyi. Hatta Kocaeli geçen sene 2014'te toplanan toplam vergi gelirlerinde Ankara'nın arkasında üçüncülük, bu sene tekrar Ankara'yı geçti ve 2. oldu. Zaten o kendi başına önemli bir veri. Ama maalesef iş hayatında çok ciddi sıkıntılar var. 2016'da ihracat rakamlarının tekrar düşmesi bekleniyor. Rekabet gücümüzü kaybedip ihracatımızın azalması ile devam eden bu süreç hakikaten Türkiye'yi sıkıntıya sokar. Cari açığımız azalıyor ama gelir getirecek mal ihracatı aslında ne demek? İşçiliğinizi ihraç ediyorsunuz demek. Türkiye onu yapıyor. Hammadde alıyor, işliyor, satıyor. Bir tarafta ithalat var. Bir tarafta o malın işlenip ihracatı var. Bu ayağın zayıflaması, hizmet- işçilik ihracatını yapamıyoruz demektir. Bunu ben endişe verici görüyorum.
 
Avrupa Birliği konusuna dönersek tekrar, Türkiye’yi nasıl değerlendiriyorsunuz? Avrupa’nın ekonomik bir katkısı olur mu ülkemize?

-AB ile ilişkilere tekrar girersek; bize Eylül ayında vize serbestisi geliyor. Ama orada çok ciddi yapmamız gereken 72 maddelik bir check listesi var. O listenin 60 tanesini falan yapmış durumda aslında Türkiye. 10-12 tane madde var ama kritik maddeler. Bunları tamamlamamız lazım. Haziran ayında geri kabul anlaşmasının uygulamaya geçilmesi. Yani AB, Türkiye'den geldiğini kanıtladığı kişilerin; bu Afgan olabilir, Hintli olabilir, Afrikalı olabilir, Suriyeli olabilir, bize iade etme konusu gündeme geliyor. Bu uygulamamız lazım ki Eylül ayındaki serbestliği alabilelim. Bu olmayacak bir şey değil ama zor. Biz inşallah onu da başarıyla yaparız diye düşünüyorum. Fasıllar açılması lazım. Şu anda ekonomi faslı açıldı ama asıl açılması gereken fasıl; demokrasi ve özgürlükler, hukuğun üstünlüğü fasılları, 23. ve 24. fasılların açılması lazım. Orada da Kıbrıs'ın blokajı var. Ben orada da şöyle bir şeyler söylüyorum Avrupalı dostlarımıza. Diyorum ki; siz bizi samimiyetle Avrupa'ya istiyorsanız bu fasılları açın. Hem bizi bu fasıllarda eleştiriyorsunuz hem açmıyorsunuz. Aç fasılları, ödevlerimiz ver, yapmaya çalışalım. Tabii demokrasiyi de iyi anlamak lazım. Şimdi 28 ülkenin oy birliği ile karar vermesi bence demokratik bir şey değil. Onda en fazla yüzde 70 oy çokluğu aranması lazım. Yüzde 100 arandığı zaman sıkıntı var. Birileri ufacık bir ülkenin arkasına saklanıyor da olabilir. Dolayısıyla onları da o yönüyle eleştirebiliyoruz.

Eylül ayındaki bu serbestlik geçerse eğer, yani bu geriye kalan 12 maddeyi geçersek bunun Kocaeli ekonomisine etkisi olur mu?

-Ben olacağını zannetmiyorum. AB, Kocaeli’yi etkilemez. Şimdi bizim sıkıntımız şu. Tabi ki bir pozitif etkisi olur. Düşün; sen bir iş adamısın. Almanya'ya iş yaptığın kişiyle görüşmeye gideceksin. Belki bir hafta on gün vize çalışması yapıyorsun. Bunun kalkıyor olması senin daha dinamik davranmana neden olabilecektir. Vizede de 250 milyon dolar civarında 5 yılda vize parası ödemişiz toplamda tüm Türkiye halkı olarak. Elle tutulur çarpıcı bir iyileşme beklemiyorum ben. Ama pozitif bir ivme olacağı kesin. Buna da Türkiye'nin ihtiyacı var.

Derince Safi Liman İşletmeleri geçen hafta bir açıklama yaptı. Bir ay sonra çalışmaların  başlayacağını duyurdu. Dubaiport'un üç katı büyüklüğüne denk geleceğini, Körfez'in en büyük limanı hatta Avrupa'nın belki en büyük limanlarından biri olacağını ve bütün gemileri ağırlayabilecek kapasitede bir liman olacağını açıkladı. Bunun Kocaeli ve bölge ihracatına etkisi olur mu?

-Ben limanlara çok sıcak bakan bir insanım. Benim de bir liman işletmem var. Hatta bu Derince limanı muhtemelen bana rakip işlemler de yapacaktır. Ama biz bir devletiz. Devlet bir ihale yapmış . Bu insanlar da 500 küsur milyon dolar parayı peşin vermişler, ihaleyi kazanmışlar. İhaledeki şartları uygulamakla mükellefiz diye düşünüyorum. Yani burayı beğenmedik, bunu değiştirelim deme lüksümüz yok. O zaman Muz Cumhuriyeti olursunuz. Böyle bir şey olamaz. Ben bunu kabul etmiyorum. Bir limanda, Derince’de ÇED çalışması yapılmaması bence bir eksiklik. Ama ihalede bu şart varsa biz ihaleye uymalıyız. Ben ülkemi düşünüyorum, devletimi düşünüyorum. Yarın öbür gün bir başka yatırımcı gelecektir. Biz ihalenin şartları neyse, bilmiyorum ben, onu uygulamak durumundayız. Bence Derince Limanı'nın tamamlanması esnasında da  biz Demiryolları ile Genel Müdürlük ile görüşüyoruz. Burada iki şerit hızlı tren var, bir şerit de banliyö treni var. Banliyö hattı yük taşımaya çok elverişli değil. Mevcut 60 milyon ton mal elleşleniyor. Kocaeli limanlarında. bunu bir buçuk veya iki milyon tonu trenle yapılabiliyor. Bu rakamın 30'a 40'a çıkması lazım. Bunun da yapılabilmesi için Kocaeli sınırından, Pendik'ten bu tarafa bir 4. hattın Kiöseköy'e kadar getirilmesi lazım. Biz bunun vurguluyoruz. Ve Körfez'in kuzeyinde limanlarda, 35 tane limanımız var çoğu Körfez'in kuzeyinde, onların birinci öncelik olarak demiryolu bağlantıları olmalı.  Yani sadece Derince'nin değil Dilovası'nın, grup olarak, belki bir grup Derince'de yapılır. Bir grup Körfez'de yapılır. Bir grup Hereke'de yapılır bir grup da Dilovası'nda yapılır. Bunları da gruplara ayırarak ana artere bağlanması lazım. Bunun tek nedeni de Kocaeli halkının TIR trafiği ile boğuşmaması. Ve daha da önemlisi limanların veyahut sanayicinin ürünlerinin daha az taşıma maliyeti ödeyerek  yapması rekabet gücümüzü de artıracaktır.

 LİMANLARDAN 20 MİLYAR GELİR

Banliyö seferlerinin başlamamasının sebebi de bu tek hat nedeni ile olabilir mi?
-Bilmiyorum. Bilmediğim konuda yanlış bilgi vermek istemem. Hızlı tren hatlarına tabii ki diyecek bir şeyimiz yok. Ama bana sorarsan yük treni ülkeye bir katma değer yaratma açısından en az hızlı tren kadar önemlidir. Bizim bakış açımız bu. Limanların da Kocaeli ekonomisine çok büyük katkı verdiğini kimse unutmamalı. Bugün 49 milyar gelir toplamışız Kocaeli'den 2015 yılında bu 49 milyarın bildiğim kadarıyla 20 milyarı bu limanlardan gelen gelirdir. Ve bu gelirlerin yüzde 5'i de Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ne katkı olarak aktarılmaktadır..  Liman gelirlerini yabana atmamak lazım.

 SANAYİ VE LİMANA OLUMSUZ BAKIŞ VAR

Yeni bir limana ihtiyacı var mı Kocaeli'nin? Yoksa ‘limana doydu’ diyebilir miyiz?

-Körfez'deki liman sayısı, aslında tabii ben liman sahibi olarak bunu söylerken biraz eziliyorum ama liman çalıştaylarında da görev aldım, oda başkanı olarak. Genel prensip olarak zaten Bakanlık da halk da istemiyor. Limanların kapasiteleri artsın ama yeni liman ilaveleri yapılmasın isteniyor. Derince'nin dolgusu da bence olmazsa olmaz. Yani şimdi Kocaeli gibi bir rıhtımınız var ama büyük gemi yanaşamıyorsa bir işe yaramaz. Gerçekleri görmememiz lazım. Dolguya karşı çıkabilirsiniz. Dersiniz ki; dolguyu şu şu şu şartlarda yapacaksınız. Derince Limanı'nın mutlaka otoyol bağlantıları iyi yapılmalı. TIR’ların parklanma yerleri iyi yapılmalı. Yani iş ben yaptım oldu şeklinde değil, planlı yapılması lazım ki Büyükşehir Belediyesi bu konuda çok bilgili ve etkin çalışmalar yaptı diye düşünüyorum. Dolayısıyla eğer biz planlarımızı iyi yaparsak, Kocaeli'de sanayiye ve limanlara karşı bir olumsuz bakış var. Aslında halk haklı. Adam diyor ki; gelip TIR’ını benim dükkanımın önüne koyuyor. Haklı değil mi? Evinin önünde TIR var. Sen şimdi bundan sıkıntı duyarsın. Bunları organize etmemiz lazım. Yoksa kimse ticarete, sanayiye karşı değil bence.

 Sanayi ile kenti barıştırmak lazım...

-Evet. Burada bizim de eksikliklerimiz var. Bizim de derdimizi iyi anlatamadığımıza inanıyorum. Çünkü sorunu ben başkasına yüklemek yerine kendim de ararım. Ama planlamayı iyi yapsaydık, ne bileyim işte demir yolu ile yüklerin bir kısmını taşısan halkın hiç problemi olmayacaktı. Onun için demiryoluna çok önem veriyoruz. Bir de maliyeti çok azaltıyor.

Kaynak: Bizim Kocaeli

Deniz Haber Ajansı

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÇOK OKUNANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2004 Deniz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 970 87 88 | Haber Scripti: CM Bilişim