• BIST 13198.84
  • Altın 6808.28
  • Dolar 48.8103
  • Euro 55.8485
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 22 °C
  • İzmir 21 °C
  • Antalya 25 °C
  • Muğla 19 °C
  • Çanakkale 17 °C

Türkantos'dan Erol'a zehir gibi açıklama

Türkantos'dan Erol'a zehir gibi açıklama
DTO Meclis üyesi Kenan Türkantos, DEKAŞ Genel Müdürü Aykut Erol'un korsan yayın yapan bir sitedeki yazısına, Virahaber kanalıyla zehir zemberek açıklamalarda bulundu.

DUR KAPTAN!.. DENİZ BİTTİ...

Deniz Ticaret Odası’nda yapılan son meclis toplantısında yaptığı konuşmanın ardından bazı çevreler tarafından hedef alınan İstanbul Vapur Donatanları ve Acenteleri Derneği Başkan Vekili Kenan Türkantos suskunluğunu bozdu. Son günlerde bazı internet sitelerindeki yazılar ve kendisine karşı yöneltilen suçlamalara cevap veren Türkantos, son günlerde gündemde yer alan konularla ilgili de önemli açıklamalar yaptı. İşte Kenan Türkantos’un Virahaber’e yaptığı gündem yaratacak açıklamalar…

Son günlerde sizi de hedef alan bazı açıklamalar duyuyoruz. Siz Türkiye’de kılavuzluğun rekabete açılmasını mı istiyorsunuz?
Bu konuda bir haber sitesinde aynı zamanda bir şirketin genel müdürü olan kişinin yazısını okudum. Bu beyefendinin, yaşını başını almış, yıllarca kılavuzluk mesleğinin içinde yoğrulmuş, konuları iyi bilen bir beyefendi olması lazım. Ancak yazıyı okuduğum zaman hem kendi adıma, hem de camia adına çok büyük üzüntü duyduğumu belirtmek istiyorum. Bu yazıyı kaleme alan beyefendi; kendi yazılarından, eski verdiği raporlardan bahsetmekte ve bunların okunmasını tavsiye etmektedir. Benim bu beyefendiye acil önerim; bazı kişiler, kurumlardan kimi kastediyorsa o kurumların ve kişilerin söylediklerini, yazdıklarını, taleplerini önce bir vakit ayırıp dönüp okuyup, dinlesin. Hatta sonra dönüp bir daha okuyup, dinlesin.

Camiada hiç kimse durup dururken, özellikle İzmit Körfezi’nde yaşanan olayları gündeme getirmiyor. Kimse durup dururken ben römorkör şirketi kurayım demiyor. Hele hele hiç kimse çıkıp kılavuzluğa talip olayım demiyor, böyle bir şey söz konusu değil. Beyefendinin öğrenmesi gereken çok şey var. İşine gelmediği için onları bypass ediyor ve sadece yanlış yönlendirmelerle kendi söylediklerinin doğru olduğunu ifade ederek, dünyadan örnekler sunuyor. Peki, benimle yapılan röportajlar, ilgili kişiler dediği diğer arkadaşlarımızla yapılan röportajlar, DTO Meclis Toplantısı’ndaki konuşmalar, basında çıkan yazılar, televizyon programında konuşulanlara her halda bu beyefendi gözünü kapamış, kulağını tıkamış ve hiçbirini ne okumuş, ne de dinlemiş.

‘İğneyi başkasına çuvaldızı kendinize batırın’
Hiç kimse kılavuzluk teşkilatını rekabete açın, buna talibiz diye bir uğraş içinde değil. Eğer kastettiği başka, bizim duymadığımız kişi ve kuruluşlar varsa ben onu bilemem. Ancak iğneyi başkasına, çuvaldızı dönüp kendinize batırmanız lazım. Önce tarihsel gelişimin nasıl olduğunu, kendilerinin neler yaptıklarını, neden bu olayların olduğunu, kılavuz kaptanlarımızın bir araya gelerek kurdukları yönetimin ve bütün ortakların takkelerini önlerine koyup düşünmeleri lazım. Bunu yapmıyorlar. Bu beyefendiler, iki tane şirket biraraya gelip, konsorsiyum kurup izni aldıkları zaman, özellikle Körfez Bölgesi’nde başka çalışan kuruluş yok muydu? Bu soruya cevap vermiyorlar. Onlar izni alıp iş yapacağım diye Körfez’e girdikleri zaman hepimiz destekledik. Bir özel sektör kuruluşu oldukları için destekledik. Ben Kenan Türkantos olarak şahsen, sağa sola yazılar yazdım destek için. Peki izni alıp Körfezde işe başladığın zaman sana imtiyaz hakkı mı verildi? Sana imtiyaz hakkı verildi ise, sen bir bedel mi ödedin bu imtiyaz hakkını almak için? Senin yaptığın anlaşmada yüzde 6,5 devlete pay ödeyeceğim diye bir madde var. Sen bu yüzde 6,5’u kurulduğun günden bugüne kadar tamamını ödedin mi? Bunları ne okuyor, ne dinliyor, ne de cevap vermek işlerine geliyor. Arkada koskoca bir dönem var, bu paraları ödemediler. Ödememek için de çeşitli yollara başvurdular.

Bugün vizyonunu tamamlamıştır denilen TDİ, o zaman faaliyetteydi. Peki sen neden müşterileri indirim yapacağım diye tek tek dolaştın sayın konsorsiyumun yetkilileri? Neden? İş almak için değil mi? Peki bölgeye siz girdiğiniz zaman TDİ ile rekabet oluşmadı mı? Tek kılavuzluk teşkilatı mı vardı o zaman? Bunun cevabını verse ya bu yazıyı yazan beyefendi kaptan. Hayır bunlar işlerine gelmediği için bypass edip cevap vermedikleri konular.

‘Bu konuları bu hale getiren kendileridir’
İşin bir hakikatı var. Bu arkadaşlarımız gerçekten güzel yapılandılar, gerçekten yapmaları gerekenleri ve işlerini düzgün yaptılar. Takdir ve tebrik ediyorum. Bugün bir sürü oluşan saçmalığa rağmen, yine o günlere dönüyorum ve aynı şeyi tekrarlıyorum. Onları takdir ve tebrik ediyor, başarılarından dolayı da kutluyorum.

Aslında hadisenin tırmanmasını başlatan; ne denizcilik camiası, ne şahıslar, ne de yazılarda bahsedildiği gibi kişisel çıkar peşinde olan insanlar. Hadisenin tırmanmaya geçmesini ve bir başka römorkör şirketinin kurulmasını sağlayan bizzat kendileri. Bunları neden oturup irdelemiyorlar? Bunlarla ilgili söylenen ve yazılanlara niçin hiç cevap vermiyorlar? Veremezler, çünkü verecek yüzleri yok. Denizcilik camiasında kurulan römorkör şirketi, yazısında bahsettiği gibi eğer politik imkanlar, politik baskılar, politik yakınlıklar kullanılarak kurulmuş olsa idi, bugün orada ileri geri yazı yazdığı hükümetimiz, bakanımız, müsteşarımız dört senedir görevde. Ne yapmışlar bu insanlar, bu yazıları hak edecek? Üstelik hem bakanımız, hem müsteşarımız, hem de Denizcilik Müsteşarlığı’ndaki ekip gerçekten tarihinde ilk defa konusunu bilen insanlardan müteşekkil. En azından o yazıyı yazan beyefendiden daha iyi biliyorlar konuları. O beyefendinin son çırpınışlarıdır bu yazılar. Bu konuları bu hale getiren de kendileridir, başka hiç kimse değil.

Metin Kalkavan’ın adını anmaya hakkınız yok
Efendim Metin Kalkavan imzalı yazı gönderilmiş de, 200 imzaymış ama aslında 160 imzaymış. Bakınız o yazı, 400 hatta 500 tane imza toplanarak bugün de verilir. Yok aynı şahıslar imzalamış gibi konuyu çarpıtıcı ifadeler gerçekten üzücü. Bu yazıyı kaleme alan beyefendinin en son zikredeceği bir isim var. O da, DTO Başkanı Metin Kalkavan’dır. Metin Kalkavan’ın ne bir yerde adını anmaya, ne zikretmeye, ne de yazı yazmaya o beyefendinin hakkı yok. Çünkü; tek taraflı ve sadece kendi bilgi hazinesindeki bilgilerle hareket edip, ne olup ne bittiğini irdelemeden yazılar kaleme alan bir pilot beyefendidir kendisi. Bu sebepten dolayı Ankara’ya gönderilen yazıyı önce alıp bir okusun. O yazıda ne söylenildiğini, önce okuyup bir anlasın. Bunu okumaktan ve anlamaktan uzak kendisi.

Ne ben, ne de denizcilik camiasında çalışan hiç kimse, ama hiç kimse, parasal bir takım olanaklarını kullanarak bu konsorsiyumun birbirine girmesine yardımcı olmadı. Bu konsorsiyumun birbiri arasında kavga edip, ortaklarından birinin aralarındaki paylaşım nedeni ile -ki bunlara girmek istemiyorum herkes biliyor- tamamen parasal sebeplerden dolayı, biz mi söyledik kavga etsinler diye? Denizcilik camiasından kim nifak tohumu ekmiş, kavga edip ayrılın diye? Ben mi söylemişim ayrılan konsorsiyum ortağına, “git 64,5 yaşında bir pilotla hukuku kanunu del, iki tane pilot kılavuz şirketi olarak faaliyet gösterin diye? Metin Kalkavan mı söylemiş, ya da camiadan herhangi biri mi söylemiş? Bunlar ne yaptıklarının farkında bile değiller.

Bugün bu yazıyı yazan beyefendi, konsorsiyum ortağı bir şirketin genel müdürü. Biraz daha geri gidelim. Dekaş, yılların birikimi olan kılavuzların biraraya gelip kurdukları bir şirket. Bugün kılavuzluk gelirinin Dekaş’a ait olduğunu söyleyebilir mi bu kişi? Konsorsiyum adı altında kadrosunda bir tane pilot olmayan konsorsiyum ortağına, yıllarca iki şirketten fatura keserek, yüzde 65, yüzde 35 dağılımı yapmasını söyleyen biz miyiz? Bu kendi kararlarıdır, kendi bilecekleri iştir, bizi de alakadar etmez. Kendi aralarındaki sorunlar hiç kimseyi alakadar etmez. Ama Dekaş’ın çaresizlik içinde kaldığı günlerde bu beyefendi yönetimde değildi. Dekaş’ın konsorsiyum ortağının bizzat kendi içinde pilotaj bölümünü de devreye soktuğunu, sonra Dekaş’ın ortaklarını transfer ettiğini, kadrosunu güçlendirdiğini, indirimleri maksimum düzeylere getirdiğini herkes biliyor. Biz mi söyledik indirim yapın, birbirinizi yiyin diye? Orada eleştirdikleri, camianın kurmuş olduğu römorkör şirketi sadece Dekaş’a yardımcı olmuş, onların baş aşağı gidişini durdurmuştur. Buna ilave olarak da pilotajla ilgili ne pay istemiştir, ne bir talebi olmuştur, ne de ileride bir talebi olacaktır. Dolayısıyla bunlar sapla samanı birbirine karıştırıyor ve işlerine gelmeyen şeyleri bypass ederek ne yazıyor, ne konuşuyorlar. Sadece suskun kalıyorlar. Dekaş’ın yönetimi değişti, bu onların bileceği iş. İktidara gelenler bütün anlaşmaları iptal ediyor, davalar açıyorlar. Toplantılara gelmiyorlar. Randevulaşılmış toplantıdan kaçıyor, telefonlara çıkmıyorlar. Bunlar ayıp şeyler. Çok ayıp şeyler, bunları oturup irdelemeleri lazım.

Bu beyefendinin oturup düşünmesi lazım
Bir başka konu da, açılan davalar eninde sonunda bir gün bitecek. Benim endişem var, o zaman acaba Dekaş diye bir şirket hukuki varlığını sürdürür bir aşamada mı olacak? Zaten o davaları kaybederlerse Dekaş diye bir şirketin varlığını sürdürmesi mümkün değil. Üzerlerine kalacak cezai müeyyideleri ödeme şansları zannediyorum çok zor. Bu da zannediyorum, konsorsiyum ortağının diğer tarafının arzu ettiği bir şey. Çünkü o zaman tek tabanca kalacak. Kalabilir, hukuki bir konu olduğu için yorum yapamayacağım, ama kişisel görüşüm çok büyük hata yaptılar. Yani sen yönetimi ele geçirdin, herkesi kötü adlandırdın, bütün meslektaşlarını mahkemeye verdin, çalışanını mahkemeye verdin, işine gelmeyen müşterilerin hakkında internet sitelerinde karalama kampanyaları yürüttün, bütün kepazelikleri yaptın. Peki yarın Dekaş’ın yönetimini başka grup ele geçirir ve sana aynı şeyleri yaparsa ne düşüneceksin? Bu beyefendinin oturup bunları düşünmesi lazım.

Hiç kimse kalkıp, “kılavuzluk hizmetlerini rekabete açın” gibi bir söylemle Ankara’dan talepte bulunmadık. Bugün bu yazıları kaleme alan şahıs, şu anda içinde bulunduğu konsorsiyum ucubesinde niye çıkıp İzmit Körfezi’nde iki tane kılavuzluk teşkilatı var diye yazamıyor?

Konsorsiyumlar belirli şartlar ve koşullar içinde çalışırlar. Bu yönetmelikte de tarif edilmiş zaten. Ama burada bu konuda da bir sıkıntı var gibi görünüyor.
İki şirket bir araya gelip konsorsiyum kurdum diye müsaade alıyor. Bunlara verilen müsaade, bir imtiyaz hakkı değil. Yani kılavuzluk teşkilatı için ne karar alacağını, bu işi yöneten hükümetimiz, müsteşarlığımız, yetkili insanlar bilirler. Ben ona bir yorum yapmayacağım. Ama bizim söylemlerimiz hep kılavuzluk teşkilatı tek olsun, römorkajı rekabete açın şeklindeydi. Şimdi sen kalkıp bu doğrultuda olan, bu doğrultuda çalışmalar yapan hatta bir dönem senin olmadığın yönetimle iş birliği yapmış kişilere, çıkıp da “Bunlar kılavuzluğu ele geçirmek için uğraşıyorlar, şahsi çıkarları var” gibi ifadeler kullanmamalısın. Bu ayıp ötesi bir şeydir. Önce bu kişi olanı biteni doğru anlasın, kendi haricindeki söylemleri de okusun, anlasın, ondan sonra böyle yazılar yazsın. Benim tavsiyem o.

‘Dur be kaptan deniz bitti!’
Kılavuz kaptanlar camiası içinde birçok gerçekten tecrübeli, efendi, hayatını bu işe hasretmiş olan kaptanlar var. Biliyorsunuz geçenlerde bir kılavuz kaptan beyefendi vefat etti. Onun gibi, namusuyla, efendiliğiyle, terbiyesiyle, mesleğinin bütün icaplarını yerine getirip çalışan kılavuz kaptanlara kimsenin bir sözü yok. Bazı söylemlerimiz bütün kılavuz kaptanlar diye yansıtılıyor, bundan da çok üzüntü duyuyorum; böyle bir şey olamaz. Ama bunların içinde gerçekten sivri, sırf kendi çıkarları için çalışan, gerçekten o konsorsiyum adı altındaki ilişkinin ürünü olan bir takım insanlar var. Burada detaya girmek istemiyorum, ama ne söylemek istediğim herkes tarafından anlaşılıyordur. Aslında bunların söylenenlerden pay almaları lazım, ama maalesef bir şey öğrenmeye niyetleri yok. Günü kurtarmaya çalışıyorlar. Güvenlik nutukları atarak, o böyleydi şu ülkede böyleydi gibi örnekler vererek, didinip duruyorlar. Ama biz de bir laf var, “Dur be kaptan, deniz bitti!”

Oluşan bir sürü yalan, dolan ve yapılan bir sürü terbiyesiz hareketin herkes farkında. Herkesin bir sürü işi gücü var, kafasını kaşıyacak vakti yok, ne kılavuzlukla, ne de römorkajla uğraşmak gibi bir niyetimiz yoktu. Ancak özellikle bu römorkör şirketinin kurulması tamamen kendi hataları, kendilerinin müşterilerini irite etmesi ve kötülemeleri neticesinde ortaya çıkmış bir tepkidir.

İzmir’de de benzer bir sorun var. Başka yerlerde de vardır, sadece İskenderun ve İzmit Körfezi için değildir tabii. Hem Ulaştırma Bakanımızın, hem müsteşarımızın, gayet tabi ki sadece İzmit ve İskenderun gibi bir söylemi ciddiye alıp, işlem yapmaları beklenemez. Onlar işi makro açıdan inceliyorlar, kendi kararlarıdır. Ümit ederim ki, bu kepazelikleri, olanları, camianın aktardığı sıkıntıları iyi süzgeçten geçirip, sıkıntının ne olduğunu çok iyi etüt etmişlerdir. Benim beklentim bu. Alacakları bir karar olacak ise, bu genel anlamlı birşey olacaktır. Bu kararın zaten sadece bir bölgeye yönelik olmaması gerekir. Biraz da bunun zorluğu yaşanıyor tabii. Bakanlığımız ve müsteşarlığımız çalışmalarını devam ettiriyorlar.

İzmit Körfezi dışında başka bir bölgede iki tane kılavuzluk hizmeti veren şirket yok değil mi?
Böyle konsorsiyum adı altında benim bildiğim kadarıyla yok. O yazıları yazan beyefendi şuna cevap versin: İzmit Körfezi’nde bugün kaç tane kılavuzluk şirketi var? Ben size söylüyorum iki tane. Konsorsiyumun iki ortağı da kılavuzluk faaliyeti yapıyor. Bu, yaptıkları anlaşmaya aykırı bir kere. Ayrıca beni ilgilendiren bir konu da değil, kendi söylemlerine, kendileri ters düşüyorlar. Aylardır bu konuşuluyor. Beyefendi çıkıp söylesin, “Böyle bir şey yok. Ben kılavuzluk yapıyorum, öteki römorkör hizmeti veriyor” desin o zaman. Ama durum böyle değil. Bu saatten sonra çıkıp cevap verse bile, ben zaten kaale bile almam. Çünkü bu konular iki senedir dile getiriliyor, kimseden ses çıkmıyor. Sen bugün konsorsiyum adı altında çalışıyorsun, bir ortak römorkör, diğer ortak da kılavuzluk hizmeti verecekti. Ama şimdi iki ortak da kadrosunda pilot barındırıyor ve pilotaj yapıyor. Bitti, senin bütün yazıların çürüdü zaten. Konuşacak bir şeyin kaldı mı? Maalesef kalmadı.

Peki siz tam olarak ne istiyorsunuz?
Biz uzunca bir süredir kılavuzluk teşkilatını bir rant kapısı olmaktan çıkartmalarını istiyoruz. Kılavuzluk rekabete açılsın diye bir şey söylemedik. Belki söyleyen vardır, ama benim haberim yok. Kılavuzluğun bir holding patronunun kontrolünde olmaması lazım. Bugün Dekaş kılavuzluk hizmetinin yüzde kaçını alıyor? Ben pilotların kazanmaları gereken parayı almaları gerektiğine inanıyorum. Dünya standartlarında kılavuz kaptanlar ne alıyorsa, bu arkadaşlar da bunu kazansınlar istiyorum. Dolayısıyla kimsenin gözü kılavuz kaptanın cebinde değil, bunlar konuyu oraya çekiyorlar, ama hiç alakası yok. Bütün hikaye, konsorsiyum adı altında iki kılavuzluk şirketi var, konsorsiyum adı altında sadece dolar hesaplaşması yaşanıyor. Akrep gibi kendi kendilerini soktuklarının farkında bile değiller.

Konsorsiyum ortaklarından biri yoluna devam eder, diğeri maalesef bu zihniyetle devam ederse olması gereken yere gelemez, zaten gelememişler de. Dolayısıyla bunların bütün derdi rant kapılarına bir şey olmasın. Ortada çok büyük bir oyun var, bu oyunun tarafı olmak istemem, mide bulandırıcı bir olay. Ben buna yorum dahi yapmak istemiyorum. Ama aklı başında insanlar oturup, bu röportajı tam okurlar ve anlarlarsa, zaten bu beyefendinin yazısını okumazlar.

Maalesef son günlerde kılavuz kaptanlar camiasını son derece üzen Beyaz Bill konusu var. Bu konuda ne söyleyeceksiniz?
Son meclis toplantısında yaptığım konuşma çok kesildi, kısıtlı bir konuşma yaptım. Sanki konuşmam bütün pilotları kapsıyor gibi anlaşıldı, bundan da büyük üzüntü duydum. Kılavuz kaptan arkadaşların içinde bunun böyle olmadığını bilen bir sürü insan var, ama bu yazıları takip edemeyen düzgün pilotlar, mesleğin erbabı insanlar sanki o konuşmamda herkesi aynı kefeye koyduğum gibi bir sonuç çıkarmışlar. Oysa konuşma metnimin gerisini okuyamadım, resmi toplantıydı, Ulaştırma Bakanımız da vardı. Sonra çok rahatsızlık ve üzüntü duydum. Böyle bir şey olamaz, bu arkadaşların bir çoğunu tanıyorum, dört dörtlük bir sürü insan var onların içinde. Eğer bir paylaşım varsa haklarına düşen payı bile almadıklarını eminim. Ancak onlar da maalesef bazı şeylere alet ediliyorlar, farkında değiller. Bu pilot billeri ile alakalı. Örneğin TDİ Körfez’de çalıştığı zaman da bu pilot billeri vardı, pilot bahşişi denilen bu beyaz biller ödenirdi. Özel sektör geldi, bu kalktı. Konsorsiyum orada faaliyete başladıktan sonra beyaz bill falan kalmadı. TDİ’nin faaliyet gösterdiği yerlerde yıllardır var olan bir alışkanlık bu bahşişler. Burada da biliyorsunuz, iki kişinin tartışmasından çıkan bir olay var, bizimle alakalı değil.

Ben meclis toplantısındaki konuşmamda kılavuz kaptanları destekleyici düşüncemi tam dile getiremedim süre kısıntısı sebebiyle. Evet, böyle beyaz bill diye bir uygulama var. Boğaz’da ve TDİ’nin faaliyet gösterdiği başka yerlerde var. Basına yansıdıktan sonra, bileni var bilmeyeni var, bütün pilotlar bahşiş alıyormuş gibi bir mana çıkartıp onları zan altında bırakmamak gerekir. TDİ bu çağdışı yönteme el koyup, bunu kaldırmalı. Ancak kılavuz kaptanların bundan zarar görmemesi için TDİ’nin bu rakamı pilotlara ödemesi taraftarıyım. TDİ dünyanın parasını alıyor pilotaj hizmetinden. Biz bunu söylemeye çalıştık, ama bazı insanlar bunu da yanlış anlamışlar.

Sorduğunuz için teşekkür ediyorum, düzgün insanları tenzih ediyorum. Onları savunmak için oraya çıktım, ama bazı insanlar yanlış anlamışlar. Düzeltme imkanı verdiğiniz için çok teşekkür ederim.

Kaynak: Virahaber.com

www.DenizHaber.Com.tr

Diğer Haberler
ÇOK OKUNANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2004 Deniz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0544 880 87 87 | Haber Scripti: CM Bilişim