Rahmi M. Koç Müzesi, denizcilik tarihine ait önemli iki eseri, 1901 yapımı buharlı yat Cangarda ile 1903 üretimi buharlı römorkör Örnen’i ziyaretçilerle buluşturdu. Bu eserler, müzede sergilenen kültürel miras koleksiyonunun değerini artırıyor ve denizcilik tarihine ışık tutuyor.
Dünya denizcilik tarihinin önemli örnekleri arasında gösterilen Cangarda ve Örnen, Rahmi M. Koç Müzesi koleksiyonuna katıldı.
Çelik buharlı yatlardan günümüze ulaşan tek örneklerden biri olan Cangarda, kapsamlı bir restorasyon sürecinin ardından yeniden suya indirildi. İstanbul’da RMK Yachts tersanesinde yürütülen çalışmalarla hem teknik yapısı güçlendirildi hem de özgün tasarımı korunmaya çalışıldı.
Geçmişte İngiltere Kralı VIII. Edward’ın da aralarında bulunduğu önemli isimleri ağırlayan yat, tarih boyunca farklı restorasyonlar geçirdi. Hatta bir dönem tamamen battıktan sonra yeniden hayata döndürüldü.
RMK Yachts Direktörü Cüneyt Okçu, restorasyon sürecine ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı: “Cangarda’ya en başından itibaren bir yenileme projesi olarak değil, küresel denizcilik mirasına karşı bir sorumluluk olarak yaklaştık. Amacımız onun ruhunu yeniden yorumlamak değil, korumaktı”
HALİÇ’TE BİR BAŞKA TARİHİ MİRAS: ÖRNEN
Müzenin koleksiyonuna katılan bir diğer önemli eser ise İsveç’te 1903 yılında inşa edilen Örnen adlı buharlı römorkör oldu. “Kartal” anlamına gelen Örnen, günümüze ulaşan en eski römorkörlerden biri olarak kabul ediliyor.
II. Dünya Savaşı sırasında kısa süreli askeri amaçlarla da kullanılan gemi, daha sonra sivil hizmette görev yaptı. 2011 yılında İsveç’te kültürel miras statüsü kazanan Örnen, 2025’te Türkiye’ye getirilerek müzeye kazandırıldı.
“GELECEK NESİLLERE BÜYÜK MİRAS”
Rahmi M. Koç Müzesi Genel Müdürü Mine Sofuoğlu, iki eserin koleksiyona katılmasının önemine dikkat çekti:
“Cangarda ve Örnen’in Rahmi M. Koç Müzesi koleksiyonuna kazandırılması, denizcilik tarihinin gelecek nesillere aktarılması açısından büyük bir değer taşıyor. Bu eşsiz iki mirasın ziyaretçilerle buluşması, geçmişin mühendislik başarılarını ve denizcilik kültürünü yakından deneyimleme fırsatı sunarken, müze olarak objelerin yalnızca maddi varlığını değil, taşıdıkları hafızayı ve ruhu da koruyarak geleceğe taşıma sorumluluğumuzun ne denli önemli olduğunu ortaya koyuyor”
DENİZ HABER AJANSI


































