Marmara Denizi'nde 13 Şubat-15 Nisan 2026 tarihleri arasında denizkestanesi avcılığının serbest bırakılması, bilim dünyasında büyük endişe yarattı. Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Sarı yaptığı açıklamada bu kararın ekosisteme ağır darbe vuracağını belirterek, uygulamanın derhal durdurulması çağrısında bulundu. Kararın zamanlamasına dikkat çeken Sarı, avcılığın tam da denizkestanelerinin üreme ve havyar olgunlaştırma dönemine denk getirilmesinin bilimsel gerçeklerle bağdaşmadığını vurguladı.
2021 yılında yaşanan müsilaj felaketinin ardından kurulan Müsilaj Bilim ve Teknik Kurulu'nun raporlarını hatırlatan Sarı, denizkestanelerinin kıyı ekosistemi için hayati önemde olduğunu ifade etti. Raporda, müsilaj sonrası artış gösteren makro alglerin kontrol altında tutulması için denizkestanelerinin avlanmaması gerektiği açıkça belirtiliyor. Buna rağmen alınan av izni, denizin kendi kendini temizleme mekanizmasına müdahale anlamı taşıyor. Denizkestanesi popülasyonu, azot ve fosfor kirliliğiyle artan algleri tüketerek ekosistem dengesini sağlıyor.
Denizkestanesi avı balıkçıyı değil ihracatçıyı ihya edecek
Prof. Dr. Sarı; “Marmara Denizi’nde neredeyse bütün balık türleri üzerinde aşırı avcılık vardır. Müsilaj ve aşırı avcılık yüzünden küçük ölçekli balıkçılık can çekişmektedir” dedi. Sarı, bu kararın küçük ölçekli balıkçıyı korumaktan ziyade, denizkestanesini yurt dışına ihraç eden kısıtlı bir kesimin çıkarlarına hizmet ettiğini dile getirdi. Avcılığa izin vermenin Sarı; “denizkestanesini taze ve havyarlı olarak çoğunlukla Japonya, Fransa gibi ülkelere ihraç eden birkaç kişiyi ihya edecektir” dedi.
Balıkçılık yönetiminin bir bilim dalı olduğuna dikkat çeken Sarı, günübirlik talepler, siyasi baskılar veya çıkarlar düşünülerek alınacak her kararın deniz ekosisteminde geri dönüşü zor sonuçlar doğuracağı uyarısında bulundu.
Bilimsel raporlar "avlamayın" diyor
Marmara Denizi’nde aşırı avcılık ve müsilaj nedeniyle balıkçıların %90’a varan av kaybı yaşadığı bir dönemde, çözümün ekosistemi daha da zayıflatacak müdahaleler olmadığını belirtti. Bilimsel verilerin göz ardı edilerek alınan bu tür "günübirlik" kararların, Marmara’yı bir "çöle" çevirme riski taşıdığı konusunda uyarıda bulundu.
Deniz hepimizin ortak mirası
Denizlerin kimsenin mülkü olmadığını ve biyosferin kalbi sayılması gerektiğini hatırlatan Sarı, Marmara Denizi için acil eylem planı önerdi. Çözümün denizkestanesi avlamak değil; aşırı avcılığı dizginlemek, endüstriyel balıkçılığı sınırlandırmak ve kritik bölgelerde acilen deniz koruma alanları oluşturmak olduğunu vurguladı. Bilimin bir araç değil, yol gösterici olması gerektiğini belirten Sarı, ekosistem esaslı yönetim modeline geçilmesinin zorunluluk olduğunu ifade etti.
DENİZ HABER AJANSI


































