Van Gölü'nün mikrobiyalitleri ilk kez 1991'de bilim dünyasının gündemine girdi. Alman ve Türk araştırmacılar, göldeki yapıları 'bilinen en büyük mikrobiyalitler' olarak tanımladı. Bugün boyları 40 metreye ulaşan bu kulelerin, dünyada en geniş alana yayılan örnekler arasında olduğu belirtiliyor.
Bu kadar büyük olmalarının ardında gölün kendine özgü suyu yatıyor. Dünyanın en büyük sodalı gölü olan Van Gölü'nün yüksek alkali suyu, mikrobiyalitlerin oluşumu için adeta doğal bir laboratuvar işlevi görüyor.
Sualtı araştırmalarının saha ayağı 28 Eylül tarihi itibarıyla start alıyor. Mikrobiyalit populasyonunun en yoğun gözlemlendiği Ahlat, Adilcevaz açıkları ile Gevaş’ın Altınsaç bölgesinde yürütülecek çalışmalarda, uzman dalgıçlar göl tabanına inerek özel örnekleme yapacak. Yeni proje, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinatörlüğü tarafından destekleniyor. Çalışmada Van YYÜ ve Pamukkale Üniversitesi'nin yanı sıra İtalya, Polonya ve Çin'den birer üniversite yer alıyor.
40-50 numune toplayacak
Arazi çalışmaları 28 Eylül'de, mikrobiyalitlerin en yoğun görüldüğü üç noktada yapılacak: Ahlat ve Adilcevaz açıkları ile Gevaş'ın Altınsaç bölgesi. Örnekleme noktaları belirlendikten sonra ekip tekneyle göle açılacak ve dalış yaparak yaklaşık 40-50 numune toplayacak.
Numunelerin taşınması da en az toplanması kadar önem taşıyor. Örneklerin özelliklerini ve biyolojik aktivitelerini kaybetmemesi için araştırmacılar numuneleri İtalya'ya kargoyla değil, bizzat elden götürecek.
İtalya'daki laboratuvarlarda örnekler kapsamlı analizlerden geçecek. Çalışmanın odağında nanokürecikler yer alıyor. Mikrobiyalitlerin oluşumunda temel unsurlardan biri olduğu düşünülen bu mikroskobik yapıların kökeni, projenin cevap aradığı asıl soru.
Van YYÜ Mühendislik Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Çetin Yeşilova, projedeki bilim insanlarının daha önce Burdur'daki Salda Gölü'nde de çalışmalar yürüttüğünü, kendilerinin de bu ekibe dahil olduğunu anlattı.
Doç. Dr. Yeşilova, Van Gölü'ndeki yapıların dünyanın en büyük ve en geniş alana yayılan örnekleri arasında olduğunu hatırlatarak, bu mikrobiyalitlerin oluşum koşullarını ve gölün jeolojik evrimini anlamayı hedeflediklerini söyledi.
DENİZ HABER AJANSI





























