• BIST 13779.39
  • Altın 6659.71
  • Dolar 47.6791
  • Euro 55.1258
  • İstanbul 24 °C
  • Ankara 23 °C
  • İzmir 30 °C
  • Antalya 25 °C
  • Muğla 26 °C
  • Çanakkale 26 °C

Kanser araştırmasında süngerlerin rolü

Kanser araştırmasında süngerlerin rolü
Limerick Teknoloji Enstitüsü’nün liderliğinde, deniz kaynaklı biyolojik aktif molekülleri incelemek üzere oluşturulan “Bammbo” projesi ile hedef, deniz canlılarından faydalanarak kansere çare bulmak.

Fransa’nın güneyinde, Nice kenti yakınlarında yer alan Villefranche sur Mer’de üç bilim insanı, bir proje kapsamında sünger avlıyor. İrlanda’da bulunan Limerick Teknoloji Enstitüsü’nün liderliğinde, deniz kaynaklı biyolojik aktif molekülleri incelemek üzere oluşturulan “Bammbo” projesi ile hedef, deniz canlılarından faydalanarak kansere çare bulmak.

Deniz altına dalan araştırmacılar “crambe crambe” adıyla anılan yabani süngerleri topluyor. Bu türün ürettiği moleküllerin yeni ilaçların üretiminde kullanılması hedefleniyor. Kayalıklara tutunarak deniz yaşamını sürdüren bu kırmızı canlıların çıkartılması için çekiç ve kesici aletlere başvuruluyor. Görevin en zorlu yanı ise sert maddelerle yapılan çıkartma işlemi süresince süngeri canlı tutmak.

Araştırmacılar deniz dibinden aldıkları “crambe crambe” süngerlerini deniz suyu içerikli kaplara koyarak, yetiştirilmeleri için bir akvaryuma naklediyor. Nice’de yer alan Psophia-Antipolis Üniversitesi araştırmacılarından Eva Ternon, laboratuvar koşullarını süngerlerin doğal ortamına uyumlu şekilde düzenlediklerini anlatıyor: “Moleküllerin oluşması için en iyi koşulları sağlayacağız. Isı, su, ışık, aydınlık, denizden doğrudan gelen suyun debisine dair uygun koşulları yaratacağız. İşimize yarayacak en fazla molekülü üretebilmeleri için doğal su kullanmalıyız. Düzenli olarak ve mekanik bir biçimde süngerlere baskı uyguluyoruz. Bunu dış yüzeylerini tahrip ederek yapıyoruz. Çünkü bu şekilde süngerler deniz suyu moleküllerini büyütüyor. Deniz suyu moleküllerini çıkarıp sonradan laboratuvarda inceleyebileceğimiz bir teknik geliştirdik.

Laboratuvara getirilerek incelemeye tabi tutulan moleküller kimyasal süreçte temizleniyor. Uzmanlar her bir molekülün özellikle kanser, Alzheimer ve Parkinson’un da aralarında bulunduğu çeşitli hastalıkların tedavisinde ve antibakteriyel olarak kullanılabileceğini ön görüyor. Psophia-Antipolis Üniversitesi profesörlerinden Olivier Thomas, neden deniz canlılarının moleküllerini tercih ettikleri sorusuna şu sözlerle yanıt veriyor: “Deniz ortamının bir özelliği var. Bu ortamda alt tabakalarda, kayalıklarda barınan ve kendilerini korumaya almak için aktif moleküller üreten hayvanları bulmak mümkün. Bu yoğun molekülleri, diğer yöntemlerle, örneğin kimyasal sentezle üretim sistemlerinde yapamadığımız şekilde, doğaya zarar vermeden üretebileceğimiz bir süreç geliştirdik. Bu süreç organizmaları hayatta tutarak etraflarındaki deniz suyu moleküllerini çıkarmamıza yardımcı oluyor. Kısacası organizmaları canlı tutabiliyoruz.

Araştırmacılar moleküllerin biyolojik faaliyetlerini ve kanseri yok etme kapasitelerinin olup olmadığını inceliyor. Moleküller öncelikle, hücrelerin çoğalma süreci açısından insana oldukça yakın bir canlı olan ve aynı zamanda kanser hücrelerinin çoğalma hızıyla benzerlikler gösteren deniz kestaneleri üzerinde deneniyor. Küçük deniz kestanelerinde hücre bölünmesine engel olabilen bir molekülün kansere çare olabileceği öngörülüyor.

Canlı çeşitliliği açısından oldukça zengin olan deniz altından yeterince faydalanılmadığını belirten araştırmacılara göre, geleceğin ilaç tedavileri için denizin altında bir servet yatıyor.

www.DenizHaber.Com.tr

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÇOK OKUNANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2004 Deniz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0544 880 87 87 | Haber Scripti: CM Bilişim