İran savaşı, Hürmüz Boğazı'ndaki kesintilerin dünya deniz ticaretinin büyük bölümünü ayakta tutan bunker yakıtı arzını sıkıştırmasıyla, küresel deniz taşımacılığında ciddi bir darboğaz korkusunu tetikliyor.
Armatörler, gemileri çalışır halde tutmak için bunker yakıtı olarak bilinen ağır, macun kıvamında bir yakıta güveniyor. İran savaşı ve Hürmüz Boğazı'nın kapanması, küresel deniz taşımacılığı sektörünün büyük kısmını besleyen ve Asya'nın en büyük ikmal merkezini ayakta tutan bu yakıtın tedarikini sekteye uğrattı.
Bunker yakıtı, otomobiller ve uçaklarda kullanılan rafine yakıtlara kıyasla daha ağır ve daha kirletici, düşük kaliteli bir petrol ürünü. Rafineri sürecinde ham petrol depolama tanklarının dibinde biriken fraksiyondan oluşuyor.
Düşük kalitesine rağmen bunker yakıtı, deniz yoluyla taşınan küresel ticaret mallarının yaklaşık yüzde 80'ini taşıyan gemilere güç veriyor. Uzmanlar, yaşanacak sıkıntıların navlun maliyetlerini yukarı çekebileceği, tüketici fiyatlarını artırabileceği ve dünya çapında işletmeleri etkileyebileceği uyarısında bulunuyor.
Etkinin ilk olarak, petrol tedariki açısından Orta Doğu'ya büyük ölçüde bağımlı olan Asya'da hissedilmesi bekleniyor. Dünyanın en büyük bunker yakıtı ikmal merkezi olan Singapur'da stoklar daralırken fiyatlar yükselmeye devam ediyor.
Armatörler, kısa vadede yakıt tüketimini azaltmak için gemilerin hızını düşürüp sefer planlarını yeniden düzenleyerek duruma uyum sağlamaya çalışıyor. Bazıları da alternatif yakıt kullanabilen gemilere yatırım yapıyor.
Ancak danışmanlık şirketi Eurasia Group'tan Henning Gloystein'e göre bazı şirketler bu baskıya uzun süre dayanmakta zorlanabilir; Gloystein, etkilerin küresel tedarik zincirleri üzerinden Asya'nın ötesine de yayılacağı uyarısında bulundu.
Güneydoğu Asya 'enerji triyajına' yöneliyor
Enerji şokundan ilk ve en sert darbeyi alan Asya, bununla başa çıkmak için çeşitli türlerde “enerji triyajı” uygulamaya başladı; kömür kullanımını artırıyor, Rusya'dan daha fazla ham petrol satın alıyor ve nükleer enerji geliştirme planlarını yeniden gündeme getiriyor.
Ancak Asya, enerji rezervleri tükenirken ve devlet sübvansiyonları giderek azalırken yeni darbeler için hazırlık yapıyor.
Ancak OilPrice emtia sitesi editörlerinden Natalia Katona'ya göre Irak ve Kuveyt gibi bunker yakıtı için gereken daha ağır ham petrolün başlıca tedarik kaynaklarından uzun süreli kopuş, kaçınılmaz olarak arz sıkıntısına yol açacak.
Yakıt sıkıntısı tüketici maliyetlerini yukarı çekiyor
Sparta Commodities'te petrol analisti olan June Goh, artan maliyetlerin büyük kısmını şu anda navlun şirketlerinin üstlendiğini, ancak yakın zamanda bunları “müşterilere yansıtmak zorunda kalabilecekleri” uyarısında bulundu.
Avrupa Ulaştırma ve Çevre Federasyonu'na göre İran savaşı, küresel deniz taşımacılığı sektörüne günde yaklaşık 340 milyon avroya mal oluyor.
Risk danışmanlığı şirketi Aon'dan Oliver Miloschewsky, bunker yakıtındaki arz sıkıntılarının genellikle navlun fiyatlarını nispeten hızlı bir şekilde etkilediğini söyledi.
Bireysel ürünler üzerindeki etkinin sınırlı görünebileceğini, ancak artan navlun maliyetlerinin toplam etkisinin “tedarik zincirleri boyunca dalga dalga yayılıp çok geniş bir yelpazedeki sektörlerde nihai tüketici fiyatlarını etkileyebileceğini” de sözlerine ekledi.
Singapur'daki tüketiciler de artan ulaşım maliyetleriyle karşı karşıya; feribot işletmecileri bilet fiyatlarını yükseltirken kruvaziyer şirketleri de yakıt ek ücreti uygulamaya başladı.
Gemi işletmecilerinin seçenekleri kısıtlı
Miloschewsky'ye göre taşımacılık şirketlerinin bu durumla başa çıkmak için fazla seçeneği yok. Daha pahalı yakıt alabilir ya da gemileri yavaşlatmak ve seferleri askıya almak gibi tasarruf önlemleri uygulayabilirler.
Sektör kuruluşu Clarksons Research'ün verilerine göre, 28 Şubat'ta savaşın başlamasından bu yana dökme yük ve konteyner gemilerinin ortalama hızı dünya genelinde yaklaşık yüzde 2 azaldı.
Denizcilik ve enerji teknolojileri üreticisi Wartsila'nın CEO'su Håkan Agnevall yüksek fiyatlar, çevreci yakıtlara yönelik ilgiyi de artırdığnı açıkladı.
Agnevall, mevcut çatışmanın hükümetleri ve şirketleri daha yeşil alternatiflere yeniden yönelmeye teşvik edebileceğini söyleyerek, fosil yakıt fiyatlarındaki artışın çevreci seçenekleri ticari açıdan daha cazip hale getirdiğini belirtti.
Gemi yönetim şirketi Fleet Management Limited'in sahibi olan Caravel Group CEO'su Angad Banga, Associated Press'e yaptığı açıklamada, şu anda inşa edilmekte olan gemilerin yaklaşık üçte birinin “çift yakıtlı” olacağını, yani hem bunker yakıtı hem de sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) gibi alternatiflerle çalışabilecek şekilde tasarlandığını söyledi.
Banga, gemi sahiplerinin farklı yakıt türleri arasında geçiş yapmaya elverişli gemiler için daha fazla ödemeye razı olduklarını, çünkü “bu denli dalgalı bir ortamda seçenek sahibi olmanın ölçülebilir bir ekonomik değeri bulunduğunu” belirtti ve bunker yakıtına getirilen kısıtlamaların LNG kullanabilen gemilere ilgiyi artırdığını vurguladı.
DENİZ HABER AJANSI

































