2026’da COP’a ev sahipliği yapacak olan Türkiye’nin sadece imza atan değil, açık denizlerde bilimsel temelli koruma alanlarının oluşturulması ve uygulanması için çalışan bir ülke olmasını bekliyoruz.
Haliç’ten gelen çağrı karşılık buldu
Eylül 2023’te Birleşmiş Milletler’e üye olan ülkelerden ilk imzaları alan Küresel Okyanus Antlaşması’nın yürürlüğe girmesi iki yıldan uzun zamanı aldı. 2024’te Antlaşma’ya imza veren Türkiye’nin Antlaşma’yı onaylaması için Greenpeace tarafından başlatılan kampanya kapsamında Haliç’te “Okyanusları Koru” pankartı açarak Türkiye’yi Küresel Okyanus Antlaşması’nı onaylamaya çağrılmıştı.
Türkiye, imzadan bir yıl sonra Antlaşma’nın TBMM’de uygun bulunması ve Cumhurbaşkanlığı onayıyla Resmi Gazete’de yayımlanması ile birlikte okyanusların korunması için atılan bu tarihi adımın parçası oldu.
Okyanuslar için yıllardır sürdürülen mücadelenin ardından Türkiye’nin Antlaşma’yı onaylaması önemli bir adım. Türkiye’nin bu konuda sorumluluk üstlenmesini memnuniyetle karşılandı. 2026’da COP’a ev sahipliği de yapacak olan Türkiye’den beklenti; sadece imza atan değil, açık denizlerde bilimsel temelli koruma alanlarının oluşturulması ve uygulanması için çalışan bir ülke olması.
Antlaşma’nın yürürlüğe girmesi dünya çapında kutlandı
2026’nın ilk günlerinde yürürlüğe giren Antlaşma, Paris Anlaşması’ndan bu yana en önemli çevre mevzuatı olma özelliği taşıyor. Şu anda açık denizlerin %0,9’u tamamen veya yüksek düzeyde korunuyor. Antlaşma, 2030’a dek okyanusların en az %30’unu koruma altına almayı tanımlayan 30×30 hedefine ulaşmanın önemli bir aracı.
Küresel Okyanus Antlaşması, ilk kez açık denizlerde koruma alanlarının oluşmasını sağlayacak. Bu koruma alanları iklim krizini hafifletmeye, biyolojik çeşitliliğin yok olmasını durdurmaya ve okyanusa bağımlı milyarlarca insanın gıda güvenliğini korumaya yardımcı olacak.
DENİZ HABER AJANSI

































