Mersin Deniz Ticaret Odası (MDTO) Genel Sekreteri Fuat Gedik, küresel ticaret rotalarında yaşanan değişimlerin Mersin’i Doğu Akdeniz’in en stratejik lojistik merkezlerinden biri haline getirdiğini belirterek, özellikle Hürmüz Boğazı’nda yaşanan güvenlik krizinin Mersin’in “güvenli liman” rolünü daha görünür hale getirdiğini söyledi.
Türkiye ortalamasının üzerinde büyüme
Dünyanın haberine göre Mersin Limanı’nın 2026’nın ilk çeyreğinde sergilediği performansın Türkiye geneliyle kıyaslandığında daha net ortaya çıktığını ifade eden Gedik, Türkiye genelinde toplam yük elleçlemesinin yüzde 0,69 daraldığı dönemde Mersin’in yüzde 1,3 büyüme kaydettiğini söyledi. Konteyner taşımacılığında da dikkat çekici bir tablo oluştuğunu kaydeden Gedik, “2025’in ilk çeyreğinde 450 bin TEU seviyesinde olan konteyner hareketi, yüzde 11 artışla yaklaşık 500 bin TEU’ya ulaştı. Türkiye genelindeki konteyner artışı yüzde 0,47 seviyesinde kalırken, Mersin çok daha güçlü bir performans ortaya koydu” dedi.
“Türkiye’nin konteyner yükünün yüzde 14’ünü Mersin taşıyor”
Mersin’in Türkiye dış ticareti açısından kritik bir merkez konumunda olduğunu vurgulayan Gedik, 2025 verilerine göre Türkiye’de elleçlenen toplam yükün yaklaşık yüzde 7,5’inin, toplam konteyner hareketinin ise yüzde 14’ünden fazlasının tek başına Mersin tarafından karşılandığını söyledi. MDTO kayıtlarına göre 2026’nın ilk çeyreğinde ithalatta en fazla artış gösteren ürün gruplarının baklagil ve hububat olduğunu belirten Gedik, ihracatta ise kimyasallar, sanayi hammaddeleri ve maden ürünlerinin yükseliş gösterdiğini ifade etti. Bitkisel yağların ithalat tarafında, tekstil hammaddesi ve tekstil ürünlerinin ise ihracatta gerileyen kalemler arasında yer aldığını kaydeden Gedik, bu değişimin küresel ticaret rotalarındaki dönüşümle doğrudan bağlantılı olduğunu kaydetti.
“Hürmüz’deki kriz Mersin’i öne çıkardı”
Hürmüz Boğazı’nda yaşanan güvenlik sorunlarının Mersin’in Orta Doğu ticaretindeki önemini artırdığını belirten Gedik, “Mersin’in sunduğu güvenli liman avantajı özellikle gıda ve sanayi ticaretinde etkili oldu. Bölgenin güçlü baklagil ve hububat işleme kapasitesi de bu artışı destekledi” diye konuştu.
Yeşil enerji dönüşümü ve teknolojik yatırımların da mineral ve sanayi hammaddeleri ticaretini canlı tuttuğunu ifade eden Gedik, tekstil ihracatındaki gerilemeyi ise üretim merkezlerinin Mısır gibi ülkelere kayması ve Avrupa pazarındaki talep daralmasıyla açıkladı.
“Küresel riskler lojistik maliyetleri artırıyor”
Yakın coğrafyada devam eden çatışmaların lojistik sektöründe önemli riskler yarattığını belirten Gedik, özellikle ABD-İran gerilimi sonrası Hürmüz Boğazı’nda yaşanan krizlerin küresel ticareti doğrudan etkilediğini dile getirdi. Boğazdaki istikrarsızlığın nakliye rotalarını uzattığını, yakıt maliyetlerini ve sigorta primlerini artırdığını ifade eden Gedik, “Bu durum yalnızca bölgesel değil, küresel ekonomik sistem açısından da ciddi risk oluşturuyor” dedi.
Küresel tedarik zincirlerinde yaşanan kırılmaların yeni ticaret rotalarını ön plana çıkardığını kaydeden Gedik, Kalkınma Yolu ve Orta Koridor projelerinin Mersin’i stratejik açıdan avantajlı konuma taşıdığını söyledi. Mersin’in Asya-Avrupa ekseninde giderek daha önemli bir lojistik merkez haline geldiğini belirten Gedik, bu fırsatların doğru yatırımlarla desteklenmesi gerektiğini ifade etti.
Liman kapasitesi 3,6 milyon TEU’ya çıkıyor
Mersin Limanı’nın artan ticaret hacmine cevap verebilmek için genişleme yatırımlarını sürdürdüğünü belirten Gedik, EMH2 rıhtım uzatma ve kapasite artırımı çalışmalarının mega konteyner gemilerinin limana yanaşmasına olanak sağlayacağını belirtti. Bu yatırımlarla birlikte limanın kapasitesinin 3,6 milyon TEU’ya çıkacağını kaydeden Gedik, mevcut genişleme çalışmalarına rağmen orta ve uzun vadede yeni yatırımların kaçınılmaz olduğunu vurguladı. Kalıcı ve vizyoner çözümün Mersin Lojistik Limanı Projesi olduğunu belirten Gedik, söz konusu yatırımın Türkiye’nin dış ticaret hedefleri açısından kritik önem taşıdığını kaydetti. MDTO olarak projeyi yakından takip ettiklerini ifade eden Gedik, “Kamuoyunda gündemde olan Mersin Lojistik Limanı projesine öncelik verilmesi ve yatırım sürecinin hızla başlatılması temel beklentilerimiz arasında yer alıyor” dedi.
“Demiryolu ve karayolu altyapısı güçlendirilmeli”
Mersin’in yalnızca Akdeniz’in değil, Anadolu ve Orta Doğu hinterlandının da en önemli transit merkezlerinden biri olduğunu vurgulayan Gedik, Adana, Gaziantep, Kayseri, Konya, Kahramanmaraş ve GAP Bölgesi’ndeki üretim merkezlerinin dünya pazarlarına Mersin üzerinden açıldığını söyledi. Ancak limana yük taşınmasını sağlayan demiryolu ve karayolu altyapısında kapsamlı iyileştirmelere ihtiyaç bulunduğunu kaydeden Gedik, liman bağlantı yollarındaki trafik yoğunluğu ve demiryolu taşımacılığının yetersiz seviyede kalmasının rekabet gücünü baskıladığını ifade etti. Doğu Akdeniz’deki rakip limanlarla rekabet edebilmek için yalnızca liman kapasitesinin değil, Anadolu’ya uzanan kesintisiz demiryolu ağlarının da modernize edilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.
DENİZ HABER AJANSI






























