AK Parti'de istifa edenler kervanına bir isim daha eklendi. AK Parti İzmir milletvekili İlhan İşbilen istifa etti. İşbilen'in istifa ederken şu sözleri kullanması dikkat çekti:
Muhterem hocaefendi ile iki aydır telefonla bile görüşmedim. Çünkü arkasından neler geleceğini biliyorum. Bundan önce bana ısrarla söylediği, yeminle de söyleyebilirim, partiden ayrılmamamdı. Ayrılacak olanların da ayrılmaması yönünden telkinde bulundu.
İşbilen açıklamasında dikkat çeken bir de iddiada bulundu. İşbilen, "partinin vekili olmama rağmen evime dinleme cihazı konuldu, eşimin ve kızkardeşimin kurduğu vakıf baskılara maruz bırakıldı" dedi.
AK Parti'den istifa eden İhan İşbilen'in konuşmasından satırbaşları:
Hizmet hareketine ve muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi'ye yönelik iftira itham ve hareketler her geçen gün aratarak sürüyor. Bu durum beni de derinden yaralıyor.
EFKAN ALA MİDE BULANDIRICI BİR KONUŞMA YAPTI
Ben muhterem hocaefendiyi 50 yıldır yakinenb tanırım. Bugün yapılan hakaretleri ömrüm boyunca duymadım :Haşhaşi, çete reisi, alim müsveddesi, içi boş vaiz, sahte veli, yalancı peygamber, paralel devletin başı, dış güçlerint aşeronu, israil uşağı, maşa ABD'de esir, kaset şantajcısı ve telekulakçı... Daha neler ve neler... Hizmet camiası inlere benzetildi. hizmet insanları inlerine girilip elleri kırılacak teröristler gibi sunuldu. Kim olduğu şüpheli eksi bürokrat yeni bir siyasetçi, Gülen'e yönelik hem de memleketinde Erzurum'da sen kimsin, diye tiksinti verici mide bulandırıcı bir konuşma yapabildi. Elbet, kimin kim olduğu bir gün ayan beyan ortaya çıkacaktır. Bunca hakaret tezvirat ve iftiraların sebebi neydi? Hepinizin malumu.. Yolsuzluk operasyonları. Geçmiş ve şimdiki partilere bakalım. Bunları liderleri bakanları ve milletvekilleri ve yakınları hakkında hiç yolsuzluk operasyonu yapılmadı mı? Yapıldı. Peki nasıl hareket ettiler? Bu şekilde masum insanlara ve muhterem hocaefendiye hakaret mi ettiler. İftiralar mı attılar. Hayır. Yolsuzluk isnadları karşısında adalete inandılar ve adalete de teslim oldular.
ABD'DE BİR HAŞHAŞİYİ Mİ ZİYARET ETTİLER?
Peki hocaefendiye yapılan insanlık dışı hakaret ve iftiralar karşısında maşeri vicdan ne diyecek. Eğer Hocaefendi böyle bir insan ise parti yöneticileri ve vekilleri neden akın akın ve defalarca ve yıllarca ABD'de kendisini ziyarete gittiler. Emir ve dualarını aldılar. Bülent Arınç, Ahmet Davutoğlu, Zafer Çağlayan gitmedi mi? Partinin bir çok ismi ve Başbakan'ın en yakınındaki ve en çok güvendiği bürokratlar gitmedi mi? Sayın Başbakan Mayıs ayında ABD'de Hocaefendi'yle görüşmek istemedi mi? Görüşme olmayınca elçi olarak Sayın Bülent Arınçı göndermedi mi? Arınç gitti ve Hocaefendi ile görüştü. Peki görüştüklerinde, bir Haşhaşi ile mi görüştüler? Pensilvanya'ya gittikleri yer, Hassan Sabbah'ın Alamut kalesi miydi? Görüştükleri zat, çete reisi, paralel devletin başı, iç boş vaiz, alim müsveddesi, sahte veli, yalancı bir peygamber miydi? Öyle bir zattan mı dua istediler. Öyle bir zata mı emriniz var mı diye sordular?
ONLARIN ÇOCUKLARI DA HAŞHAŞİ Mİ OLDU?
Sayısız insan geldi ve ziyaret etti. Bunların hiç biri bu isnadlardan birinin bile izine rastlamış mı? Bu insanlara da soralım. Sizin görüştüğünüz tanıdığınız Hocaefendi ile Başbakan'ın tarif ettiği zat aynı kişi mi? 40 yılı aşkın süredir, yurt içinde ve yurt dışında, binlerce eğitim kurumunda milyonlarca öğrenci eğitim gördü. Bunların içinden bir tane bile efsunlanmış Haşhaşi çıktı mı? Bu çocuklara eğitim veren, bakanların ve milletvekillerinin çocukları da bu kurumlarda öğretim gördüler, görüyorlar. Onların çocukları Haşhaşi oldu mu? Bu çocuklara eğitim veren cefakar öğretmenler çete elemanı ve terörist miydi? Mesnedsiz ve tamamen garaz ürünü bu söylemlere, Türkiye'nin tarihi boyunca rastlanmış mı acaba?
BİZ VARSAK SİZ DE VARSINIZ YOKSAK SİZ DE YOKSUNUZ
Büyükelçilere dünyanın 160 ülkesindeki okulları karalayın talimatı verilirken hiç mi insanın vicdanı sızlamaz? Bunca yıldır büyükelçiler bu okullar hakkında tek bir olumsuz kanaat belirtmişler mi? Türkiye'ye karşı menfi bir husus olduğuna dair devletin tek bir tespiti var mıdır? 100 yıllık geçmişi olan bir hizmet hareketine sadece 11 yıllık geçmişi olan bir parti yetkilisi nasıl biz varsa siz de varsınız, biz yoksak siz de yoksunuz diyebilir.
HİZMET HAREKETİ AYNEN YOLA DEVAM EDECEKTİR
Bu hizmet hareketi ortaya çıktığından bu yana, sadece ve sadece Allah'ın inayeti ve halkın desteğiyle bu günlere kadar geldi. Allah'ın izniyle aynı şekilde yoluna devam edecektir. Bütün cihana ve insanlığa endeksli olarak ihlas ve samimiyetle de sürdürecektir.

YOLSUZLUKLARI ÖRTBAS ETMEK İÇİN HİZMET HAREKETİNE...
Yolsuzlukları örtbas etmek için hizmet hareketine paralel devlet yaftası yapıştırmaya Allah'ın izniyle kimsenin gücü yetmeyecektir. Üzlüyorum ve çok iyi biliyorum ki istifamla birlikte çok sevdiğim ve kader birliği yaptığımız milletvekili arkadaşlarım ile irtibatım ve diyalog kurmam engellenecek. Onların da benimle temas kurmalarına izin verilmeyecek. Ama olsun. Meclisin mescidinde yemekhanesinde belki kaderin takdir ettiği yerlerde onlarla buluşacağımıza inanıyorum.
YEMİN EDERİM HOCAEFENDİ BANA İSTİFA ET DEMEDİ
Bu sebeple de istifamı onlardan ayrılık olarak görmüyorum. Bu arada şunu söyleyeyim. Muhterem hocaefendi ile iki aydır telefonla bile görüşmedim. Çünkü arkasından neler geleceğini biliyorum. Bundan önce bana ısrarla söylediği, yeminle de söyleyebilirim, partiden ayrılmamamdı. Ayrılacak olanların da ayrılmaması yönünden telkinde bulundu. Bugüne kadar sabırla partide kalmaya çalıştım. Ancak, öyle bir noktaya geldim ki, yakın dostlarım bile hizmet camiası ve hocaefendiye bu ağır saldırılara rağmen hala partide kalacak mısın diyerek ağır sitemlerde bulundular. Hukuk ve anayasa çerçevesinde, devlette görevlerini yapan vatan evlatlarına devlete sızmışlar, muamemelesi yapmak hangi hukuk ve demokrasi ve din anlayışına sığar. Fişlenerek devletteki görevlerinden uzaklaştırılan masum insanlar, kışın ortasında aile ve çocuklarıyla birlikte sürgün muamelesine tabi tutulurken, fetva makamlarından neden ses çıkmaz. Bağışlar için kolayca fetva veren bu zulümleri zımnen onaylayan fetva makamlarından ses çıkmayınca bu zulümlerin caiz olduğu mu sanılıyor.
PARTİNİN VEKİLİ OLMAMA RAĞMEN EVİME DİNLEME CİHAZI KOYDULAR
Allah'ın bu zulümleri görmediği mi düşünülüyor? Zulümler takibatlar fişlemeler tasallutlar öyle bir noktaya ulaştı ki, partinin vekili olmama rağmen evime dinleme cihazı konuldu, eşimin ve kızkardeşimin kurduğu vakıf baskılara maruz bırakıldı.
VE GELİNEN NOKTADA İSTİFA EDİYORUM
Öyle bir noktadayız ki bu söylemler Gayretullaha dokunacak diye ciddi endişe ediyorum. Korkarım ki işte o zaman yapılan bu ağır zulüm ve iftiralara Allah'ın mukabelesi de aynı şekilde ağır olur. O gün birileri için ağlama ve pişmanlık günü olacaktır. Bu aşamada artık AK Parti'de bulunmamın bir anlamı kalmadığını düşünüyorum. Gelinen bu vahim aşamada kendi vicdani kararımla AK Parti'den istifa ediyorum. Bu istifa kararımı yüce Meclis ve milletimize saygıyla arzederken, Allah'tan memleketi korumasını ve bir an önce de bu kaostan kurtarmasını niyaz ediyorum" diye konuştu.































