• BIST 1.124
  • Altın 459,064
  • Dolar 7,6460
  • Euro 8,8844
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 19 °C
  • İzmir 24 °C
  • Antalya 24 °C
  • Muğla 20 °C
  • Çanakkale 19 °C

Düzgit açtı ağzını yumdu gözünü

Düzgit açtı ağzını yumdu gözünü
İMEAK Deniz Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi ve Düzgit Group Ceo'su Recep Düzgit, DenizHaber.Com'a verdiği özel röportajda "dilin kemiği" olmadığını ispat etti.
Çok tartışılacak Röportaj  DTO’ya üye 162 firmanın, İzmit Körfezi’nde kılavuzluk ve römorkör hizmetleri veren DEKAŞ ve MEDMARİNE şirketlerini tekel iddiası ile Ulaştırma Bakanlığı ve Denizcilik Müsteşarlığı’na şikayeti ile tartışmalar sektörün bir numaralı konusu haline geldi. Son üç aydır denizcilik kamuoyunu ve Deniz Ticaret Odası’nı meşgul eden Kılavuzluk ve Römorkör Hizmetleri konusunda yapılan tartışmaların merkezindeki kişilere Deniz Haber Ajansı olarak objektif habercilik anlayışı çerçevesinde yer verdik.  DenizHaber olarak tarafsız yayıncılığımız çerçevesinde 162 imzanın atıldığı gün toplantıyı organize eden, Deniz Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi Recep Düzgit ile Ankara’ya gönderilen dilekçe, İzmit Körfezi’ndeki gelişmeler ve Limanlardaki Kılavuzluk ve Römorkör Hizmetleri üzerine sohbet ettik.  Çok tartışılacak bu röportajı zevkle okuyacağınızı umut ediyorum. "TİMUR İLDENİZ NEYE İMZA ATTIĞINI BİLİYORDU" Sayın Recep Düzgit Deniz Ticaret Odasında yapılan toplantı ile birlikte bir “imza attım yok atmadım” muhabbeti devam ediyor. Bu olayın baş kahramanı olarak bu imza olayı ve toplantının perde arkası anlatır mısınız?  Bu toplantı 2 haziran 2006 gününde yapıldı. Toplantıya sivil toplum örgütleri armatörler ve acenteler bilhassa İzmit Körfezi’nde yoğun işlem yapan firmalar çağrıldı. Toplantı öncesi DTO Meclis salonunun karşısındaki kütüphanede toplantı öncesi birikim sağlanması beklendi. Deniz Ticaret Odası toplantılarında yapılan klasik uygulama olan toplantı katılım tutanağı,  imzaya açtık. Toplantı salonuna gelen arkadaşlar tahmin ediyorum 30-35 kadar kişi katılmıştı Ondan sonra gerekli çoğunluk gerekli kalabalık bulunduğu düşünülerek  toplantıya geçildi. Toplantı 1,5 saat sürdü.benim hatırladığım kadarıyla Timur kaptan kütüphanedeyken değil içerdeyken geldi ve toplantıya 15 dk sonra falan geldi. Biz içeriye geçtikten sonrada kapı açık olduğu için devamlı içeriye katılım oldu. Orda bu konu anlatıldı bu konuda herkesin görüşü alındı. konuşmalar yapıldı o sırada Ankara’ya gönderilen metin fotokopi çektirilerek 15-20 tane toplantıya katılanların okumasına açıldı. Ve toplantının son 20 dakikasında Halil (Mete) bey geldi başkanlık yaptı. Burada görüşülen şeyler ışığı altında bu metnin sektörün imzasına sadece katılıma değil sektördeki firmaların imzasına  açılarak Ankara’ya gönderileceği söylendi. Ve bunun başlangıcı olarak ta işin doğasında olduğu gibi toplantıya katılanların öncülüğünde imzaya açıldı. En önde oturan Kenan (Türkantos) beydi galiba ilk imzayı atan ondan sonra Andrea (Vermez) beydir. Toplantı katılım tutanağıyla falan bi ilgisi yoktu. Burda bir adet tutanak vardı. Toplantılara katılımla ilgili mesela Deniz Ticaret Odası’nda toplantılar olur. Meslek Komitesi toplantıları biz Denizcilik Müsteşarlığına gideriz Bölge Müdürlüğüne orada da toplantılar olur. Gümrük’te de olur usulen bu tip yerlerde böyle bir kaide vardır toplantıya  katılanlar toplantı zaptını değil toplantıya katıldıklarına dair  bir form gibi. Bu bahsettiğimiz olay toplantı öncesi kütüphanede imzalanan 30-35 tane kişinin imza ettiği ve Timur bey o sırada gelmemişti zaten toplantıya geç geldi ama o toplantıya katılanlarında fotokopisini kendisine ben verdim. Bahsettiği tutanağı da ona ben verdim. Toplantı katılım tutanağı fotokopisini ben verdim. Onun dışında burada imzaya açılan metin toplu imzaya açılmıştır. Toplantıya katılmayanlarda onu imzalamıştır. Çünkü bu sektörün talebini içeren bir dilekçedir okumuşlardır. Nitekim bunu okuyan ve imza atan kurumlardan bi tanesi ki Timur kaptanın imzasının olduğu sayfadadır. Bu kuruluşta.Türkiye limanlar birliği bu dilekçenin altına imza atarken şart koymuştur. 2.maddesine. Ben katılmıyorum demiştir. Yani bu kadar özgür bir ortamda açılmıştır böyle ciddi bir şeyde kimsenin uhuyla yapıştırmak zamk yapmak diye bir şey yoktur.zaten evrakın aslı fazla konuşmaya gerek yok denizcilik müsteşarlığındadır. Burada Timur kaptanın benim anladığım kadarıyla yapmış olduğu olay hata yada bir metni okumadan imzalamış olabilir ki bu metin orda 20 kişinin önünde gezdi kaldıki toplantının tamamı metin üzerine konuşuldu. Bunları yinede duymadım olabilir.okuyamadım olabilir aklım başka yerde yada ben bişey yaptım hata ettim olabilir insanlar hata yapabilir. Yani yapılır ani karar vermiş olabilir. Hepimiz hata yapıyoruz.ama o zaman öyle söyleyeceksin. Yok toplantıda ona ait sandım onu böyle bilmem neydi öyle bir şey yok. Çünkü o zaman sizin DenizHaber’de değişik haberler çıkar. Buna da biz ne Deniz Ticaret Odası yönetimi olarak ne de toplantıya en azından yüzde 70 başkanlık etmiş kişi olarak asla böyle bişey kabul etmem, böyle bir şeyin de ne parçası olurum. bu arada bir şey daha var. ben sizin haberinizle ilgili bir şey söylemiyorum sonucuna bakıyorum. Bu arada Deniz Ticaret Odası Başkanı’na hitaben yazılan yazının aslında başkanında muhattabı değildir. Burada bir tarafta değildir. bu meclis toplantı salonu denizcilik sektörünün tüm firmalarına açıktır. böyle bir meclis salonu yada böyle bir toplantı imkanı başka bir yerde de yok burası toplantı için açıldı. 162 tane firmanın imza attığı 5 tanesi sivil toplum örgütü 157 tanesi sektörde bulunan firmalar. Bu kadar firmanın imza attığı dilekçeyide Ankara’ya gönderme görevini yapmıştır. Başka sivil toplum örgütü odaya bir yazı yazsa sadece aldığım yazıyı sana yolladım demiştir. Dolayısıyla Timur kaptanın Metin Kalkavan’a  yazı yazmasının nedeninin bu konuda bir anlamı yoktur. İmzaları yapan Deniz Ticaret Odası değildir. DTO sadece 162 tane imzanın kendisine ulaştıktan sonra Ankara’ya ileten kurumdur.  Pekala Türk Kılavuz Kaptanlar Derneği Başkanı Timur İldeniz bu dilekçeyi neden Deniz Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Metin Kalkavan’a yazdı? Bilemeyeceğim onu Timur Kaptan’a sorun. Deniz Ticaret Odası Başkanına gelen yazının veya dilekçenin metni Sizin DenizHaber’de yayınladığınız kadar değil. yazı daha uzundur. O yazının içindede Timur (İldeniz) kaptanın imza attığı metinde, bilerek yada bilmeyerek imza attığı metini teyit ediyordu .Yani Metin Kalkavan’a yazdığı yazıda kılavuz kaptanlar birliğinin olması gerektiğini kendi yazdığı yazıda teyit ediyordu. Dolayısıyla benim sizden ricam ben size bunu vereceğim şimdi. 162  imzalı yazının tam metnini tamamını vereceğim diğer taraftan Timur kaptanın Metin Kalkavan’a yazdığı yazının tam metnini ve toplantıya katılanların tutanağını vereceğim. Ben insanlardan şunu bekliyorum ben acele ettim okumadım, okumamış olabilir. Çünkü 162 kişinin 150 küsuru okudu. Ama bazıları ben sizin yaptığınıza inanırım dedi attı. Okumamış olabilir, o an acil karar verdim toplum psikolojisiyle imza attım bunların hepsi olabilir. Bunlarda bir şey yok kurum olarak birde kurumu vardır onun. Yada başka bir şey diyebilir ben tek başıma imza yetkim yok imzamın ismi yok dersin.ama öyleydi böyleydi ona da gelemem yani öyle bir şey yok. Katılım tutanağı var. Evet 30 küsur kişinin imza attığı, dilekçe zaten yani dilekçenin imzası burada başlamıştır. Onu da size söyleyeyim dilekçede yanında kaşe olmayanlar ilk 30-40 imza odada atılmıştır. Toplantı odasında sonradan firmalara gidildiğinde firmalar yanına kaşesini koymuştur. Kimse buraya kaşesiyle gelmedi buraya 160 kişide gelmedi zaten. Kaldı ki bir şey daha söyleyeyim ben bu gün istesem 10 gün içinde bu sektörde bu konuya taraf olan firmalar dışında ki onlar işte kılavuzluk şirketi, bu sektörün mensubu bütün firmalardan Ankara’ya giden dilekçe için imzayı da alırım ya bu işe imza atmayacak bir denizcilik şirketi Türkiye Cumhuriyeti’nde yok. Çok haklı olarak buna tabi ki bir kılavuzluk firması yada bir römorkör firması atmaz çünkü onun menfaati onlara da çok saygı duymak lazım. Buna UZMAR’da atmaz buna ARPAŞ’ta atmaz niye atsın yani buna TDİ’de belki atmaz. Atmaması da çok doğal.  "UZMAR ÇOK GADDAR BİR FİRMADIR" Niçin İzmit Körfezi? Bu olay İzmit Körfezi’yle ilgili değil bir olay değildir. Türkiye Cumhuriyeti’yle ilgili bütün liman sahaları için geçerli bir taleptir. İzmit Körfezi’nde belli bir firmaya yönelik olarak ta değil. İşte bugün çok daha dikkat edilmesi gereken ve özel sektör tekel şartlarını çok daha ağır zorlayan kuruluş UZMAR’dır. Evet MEDMARİNE’den DEKAŞ’tan çok daha gaddarca sektörün üstüne giden firma UZMAR’dır. Ama biraz belki İstanbul’a uzak olduğu için sessiz sedasız gidiyor. UZMAR çok daha gaddardır. UZMAR, TDİ’nin tarifesine yaptığı römorkör zammını bile römorkör KDV’sini bile uygulamıştır. Geri çektiği için bekletiyor ama TDİ koyduğu an yine koyacaktır. UZMAR, Denizcilik Müsteşarlığı’nın Pazar günleri zam alınmaması gerekmesine rağmen Pazar zammı da almıştır. Oluyor işine geldiği yerlerde Denizcilik Müsteşarlığı tarifesini kullanıyor, işine geldiği yerlerde TDİ tarifesini kullanıyor. Hangisi menfaatineyse onu kullanıyor. "İKİ İSKELE ARASI FAHİŞ ÜCRET ALINIYOR" Dünyada Kılavuzluk emniyet gerekçesi ile rekabete açılmıyor. Dünyada olmayan şeyi neden Türkiye’de istiyorsunuz? Biz diyoruz ki dünyanın her yerinde römorkörcülük rekabete açıktır. Kılavuzluk tada iki alternatif sundu sektör. Birincisi rekabete açılmıyorsa bu güvenlik gerekçesiyle o zaman bunun kar amacı güden anonim şirket tekellerine değil kılavuz kaptanlar birliğine federasyonlara yada devlet kurumlarına yada dünyada başka yerlerde olduğu gibi yerel belediyelerin katıldığı kuruşlara verip, ha ben bunu anonim şirketlere veriyorum dersen o zaman tekel güdemezsin çünkü dünyanın hiçbir yerinde anonim şirkete verilmiş, özel sektör anonim şirkete verilmiş ve belli bir yılla verilmiş kılavuzluk işi de yok. Hani diyorlar ya dünyada rekabete açılmış, bakın bir şey söyleyeyim size dünyada kılavuz kaptanlık, kılavuzculuk işi rekabete açılmadı deniyor. Bu yani çok bi örneğini bulamadık. Birkaç yerde olduğu söyleniyor. Eğer bu yok ise ama dünyanın hiçbir yerinde de işte Düzgit A.Ş’ye verilmiş kılavuzluk işi tarifesi de yok 20 yıllığına işte dediğim gibi kılavuz kaptan ehliyeti olan adamın girdiği emekli olurken de çıktığı çıkarken de toplu ödeme tazminat alabilir, sistemler var.ve burada da devlete pay gidiyor. Tarifesi sektörde mesela geçenlerde Necdet Aksoy Yönetim Kurulu üyemiz bir tarife getirdi. Dünyanın en pahalı ülkesinin tarifesi Japonya biliyorsunuz Tokyo bugün dünyanın en pahalı ülkesi. Yemek otelde dünyanın en pahalı ülkesi. Japonya’da 67 mil seyir yapılınca ve çok kayalıklı çok tehlikeli bir bölge 67 mil seyir yapılıyor Necdet (Aksoy) beyin gemisinin GRT’si galiba 25-30 bin GRT Necdet beyin ödediği para 67 mil seyir için 1300 küsur dolar şimdi bizim İzmit Körfezi’nde insanlar buna itiraz ediyor. İzmit Körfezi’nde Denizcilik Müsteşarlığı tarifelerde indirim yaptı. İzmit körfezi’nin girişi Yelkenkaya’dan Tüpraş’a kadar giden bir gemi, etap ücreti 2000 dolar ödüyor. Şimdi bu arkadaş bakın İzmit Körfezi girişten İzmit’in sonuna kadar 2000 dolar ödüyor, ama orda iki tane yakın iskele nasıl söyleyeyim size mesela Aygaz’la  Tüpraş arası, yani bu konuştuğumuz mesafenin 5’te biri yer arası şu an kılavuz kaptan kullanırsa 4000 dolar ödemek zorunda neden efendim bu iki iskele 1 ağustos 2003 te müsteşarlığın yayınladığı tarife için eski tarife madde var diye orayı indirimsiz eski tarifeden alıyor.  "ARPAŞ DAHA GÜÇLÜ TEKEL AMMA…" ARPAŞ’ta tekel neden tepki koymuyorsunuz? İnsanlar biraz basiretli olmalı… Niye ARPAŞ’la ilgili hiç şikayet yok. Bakın ARPAŞ çok daha güçlü bir tekel şu an ARPAŞ’ın olduğu yere çok büyük konteynır gemileri geliyor ve 8 bin gemi hareketi var ama ARPAŞ’ın başında bu işin zamanında yönetmeliğini de yapmış, konuları bilen, aslında çokta gaddar yönleri de olmasına rağmen sayın Altan Köseoğlu var ama o bakıyorum mesela bir şey varsa sektörden önce hareket ediyor, mesela döviz kurları çok yükseldiğinde ARPAŞ döviz kurlarını sabitledi. İndirim yaptı. Türk gemilerine indirim yaptı. Konteynır gemi hareketlerini çekebilmek için İzmit Körfezi’nde başka bir yerde bir özel indirim yapılıyorsa aynı indirimi sağladı. Mesela bu tip konuda Altan Köseoğlu gibi illa o isim örnek basiretli bir şirket en azından şunu yapabilir, kardeşim ben iki iskele arasını etap ücreti kadar alayım. Yani şimdi siz hepimiz işte vatandaşız, bir tane kesme şekeri 5 liraya alırken, bunun yarısını 10 liraya alırmısınız? Şimdi insanlar buna isyan ediyor. İnsanların kimsenin yaptığı işte gözü yok dolayısıyla şurada işte şimdi şirketin yönetim kurulu değişti.bazı şeyler yapılıyordu mesela bu indirimleri bir gecede kaldırmasa bilgilendirme toplantısı yapılsa işte biz indirimimizi %60 yapıyorduk ta bunları 20 oranına çekiyoruz falan dense etap ücretini alıyoruz etap kadarda iki iskele araları gibi yaklaşımlar olsa böyle bu tepkilerin hiçbiri olmaz  "160 DEĞİL 1560 İMZA TOPLARIM"  Ankara’ya gönderdiğiniz imza dilekçesinin bir örneği DenizHaber’in elinde bulunuyor. 162 firma ismi yazıyor. Ancak bir kişi 5 yere imza atmış. Toplamına baktığın zaman 162 farklı kişi değil 35 kişi. Ayrıca imza atılan kişilerin büyük çoğunluğu MARİN Römorkör Şirketinin Ortağı bu konudaki görüşlerinizi alabilir miyim? Bakın ben size az önce çok iddialı bir laf söyledim. Bu işe taraf kılavuzluk ve römorkör şirketleri dışında Türkiye Cumhuriyeti’ndeki bütün armatör ve acentelerde 60-70 değil 1560 firmadan imza alırım ben o kağıdın altına. Bakın ben şimdi neyi kastettiğinizi anladım. Denizcilikte biliyorsunuz ne yazık ki, gemilere şirket kuruluyor. O konumda 3- 4 tane grup vardır. Sayı çokta önemli değil o firmaların gücüne bakın orda yok yok bu arada atıyorum Dünya Denizciliğe o gün gitmedim. Bir kere bir yanlış bilginiz var. Bu işin şahıslarla hiç ilgisi yok. Dolayısıyla her şirketin tabi ben o şirketin Murahhas Azasıyım. Murahhas Azası demek yönetim kuruluna bu yurt dışında Ceo olarak tabir ediliyor. Yönetim kurulu yönetimden sorumlu kişisidir ben orada görevimi yapıyorum.benim kadar benden çok daha fazla bu aralar Kenan bey (Türkantos), Metin bey (Kalkavan) Başkanı olduğu şirketi için uğraşıyor, Faruk bey (Ürkmez) bir zaman hepimizden çok çalıştı. Dolayısıyla öyle bir şey yok. Bir kere bir bu konunun isimle ilgisi yok. Bizler tabi yapı olarak ilgilendiğimiz konularla eften püften değil ciddi ilgileniriz. Görevimizin hakkını veriyoruz. Demin söylediğiniz de çok ciddi bir eksiklik var. Bu olay iki firmanın arası iyiyken gündemde değildi diye bir şey yok belki siz o zaman sektörde değildiniz. Yada bu kadar ilgili değildiniz. Bu konu bu firma bu konsorsiyum 1996 yılında izni aldıktan ve TDİ oradan çıktığı gün az önce Kenan (Türkantos) beyin söylediği gibi TDİ 97 Ocak ayında çıktı. 97 Ocak’ından 15 gün sonra bu tepki başlamıştır. Bu sektörde. Zaten MARİN Römorkör Şirketi bir tepkinin ürünüdür. MARİN Römorkör Şirketi Recep Düzgit’in yada Kenan Türkantos’un kurduğu bir firma değildir. Zaten oradan kimsede ömür billah para kazanamayacaktır. Ben bunun altına imza atarım. Çünkü 70 ortaklı bir şirket, en büyük ortaklığın oranı yüzde 8 ve sisteme rekabet getirmek için çıktığı için bu işte rekabet olduğunda da bir kar marjıda kalmıyor. Bunu hep beraber gördük. Dolayısıyla burada bir kere ticari bir kaygı asla yok. Bu mücadele 97 den beri başlamıştır. 97 den beri davada açıldı. DTO kurulduğu günden beri özel gündemle bi kere toplandı. Ve meclis kararı aldı Aldığı karar kılavuzluk ve römorkörcülük konusundadır yılı ya 98 ya 99’dur. DTO’da  çok ciddi olaylar olmuştur. O zaman kapalı bir gündemdi. Pardon yanlış söyledim 2000 yılında meclis kararı alındı. Dolayısıyla bu konunun geçmişi DTO’da çok eskidir. Bu konunun geçmişi 2 yıldır Nisan 2004-Mart 2006 çünkü bu dönemde rekabet olduğu için insanlar arzu ettiği sonucu gördükçe susmuştur.  "AKILLI ARKADAŞLARI TEBRİK EDİYORUM" Sizin bu konuda hiçbir hatanız yok mu? Siz sütten çıkmış ak kaşık mısınız?  Bu sektörün hataları vardır. İzmit’te ki olayı görüp İzmir için konuşmamıştır. Hatadır buna ben bile dahilim. Yani İzmir’de bu tepki yeteri kadar verilmemiştir. ARPAŞ’la ilgilide söyleyeyim orada da 7-8 terminal olduğu için, ARPAŞ sektöre biraz daha ılımlı yaklaştığı için, talepleri şartları çerçevesinde karşılayabildiği için bu şekilde bir tepki almamıştır. Bu aslında dilekçeyi kafasını başka işlerden arındırıp dinleyen herkesin anlayabileceği şekilde. Bunlar dilekçede var. Yani bir 15 dakikada yazılmış bir yazı değil zaten. bu DTO’nun 2000 yılındaki kararıyla da uyumlu yönetim kurulunun daha önce bu mevzuatların nasıl yapılması gerektiğiyle ilgili yapılan görüşmelerde uyumlu, ayrıca Rekabet Kurumu’nun bundan sonra bu konuda vereceği görüşlere de paralel bir taleptir. Rekabet kanununa da uygun. O şunu diyor  1- Bir kere römorkör dünyada rekabete kapısını açtı. Bunu daha fazla uğraştırma.biran önce aç. 2- Kılavuzlukta da kılavuzluk mesleğinde de eğer dünya standartlarının kabul ettiği rekabete açılamaz şeyi bir gerçekse o benim çok uzmanlık dalım değil orda mesela bu konunun uzmanı kadar ben iddia etmem. Eğer bu böyle kabul ediliyorsa rekabete açık olmasının ciddi bir güvenlik engelleri varsa bu konuda görüşümü de söyleyeceğim birazdan, o zaman bunu, ha şunu da yapabilirdi devlet. Ona da o zaman saygı duyardım. Devlet diyebilir diki ey ahali ben bir ihaleye çıkıyorum kardeşim devletin yaptığı bu işleri bıraktık İzmit Körfezi’nden biz çekiliyoruz. Devlet olarak çıkıyoruz devletin kamu hakkını 15-20 yıl boyunca ben satıyorum devletin tarifesinde uygulayacaksınız. Ondan sonra bunu bir firmaya veriyorum, buna kaç lira verirsiniz. Çok iddialı konuşuyorum bunu kaç yerde de yazdım bu hak o zamanın parasıyla bugün daha da çok olabilir 200-250 milyon dolara çok ala satılabilirdi. Şimdi bu hakkı kimse para verip almamışken sen bu işi aldığın sırada orda TDİ ile rekabet etmeyi göze almışken bu kuruluşlar bu işi aldığında orda TDİ bütün iskelelere hizmet veriyordu. Bir gecede oradan çıktı, niye çıktığını da sorarsanız bir gün onu da anlatırız, onun işte başta zamanın TDİ A.Ş Genel Müdürü Kenan Öner beye sormanızda fayda var. Durup dururken çıkmadılar. Onlar çıktıktan sonra devlet denetleme kurulu yada başbakanlık Teftiş Kurulu bu konuda zaten incelemeler yapmış. 96 da devlet tabi ki almadı, çünkü devlet burayı verirken tekele veriyorum diye şey yapmadı ki, bu işin gelişmesi şöyledir. Devlet önce dedi ki bunu özel sektörde yapsın. Yani devlet bunu ihale etmedi. İzmit liman yönetmeliğinin 6.maddesini değiştirdi. TDİ’nin yanında özel sektör limanları da limanlara verdi hakkı bu arada şirketlere de vermedi. Limanına dedi ki sen burada kendin iş yapabilirsin. Ama her liman bu işe soyunamayacağı için bir madde koydu isterse limanlar bu hakkı üçüncü şahıslara yaptırabilir dedi. Bunu gören akıllı arkadaşları asla suçlamıyoruz her platformda da tebrik ederiz. Zaten iyide görüştüğümüz insanlardır. Bu değişikliği gören arkadaşlarımız bu konuda Denizcilik Müsteşarlığına baş vurmuşlardır iznini almışlardır. Sektöre de çokta önemli faydaları olmuştur. Buraya kadar hiç bir sorun yok. 96 da izni almışlardır devlette bu izni verirken o zaman süre verdimi bilmiyorum sonradan verdi galiba, başta da vermiş olabilir İzmit için 2016, İskenderun için 2017 ye kadar izin vermiştir. Sonra sıkıntı şuradan sonra başlıyor.  "HALİM METE’YE İCRA GÖNDERDİLER" İzmit Körfezi’nde DEKAŞ ve MEDMARİNE izin aldıktan sonra sektör müdahaleci  olmadı mı?  Bu arkadaşlar izni aldığında müşterilere Kenan Türkantos’a, Emin Eminoğlu’na, Alev Tunç’a gelip kardeşim biz sana hem daha iyi hizmet vereceğiz hem kılavuz kaptanlığın aldığı bahşişleri almayacağız. Bu özel firmaların verdiği hizmette böyle bir bahşiş yok. Bu bahşişi almayacağız dediler,  sana yüzde 5, yüzde 10 indirim yapacağız dediler birde limanlara gittiler ve bu hak limanlarda olduğu için Çolakoğlu’nda Diler’de esas o zaman kral limanlardı. Limanlara da indirimleri verdiler onlarda bu vekaletleri aldılar müsteşarlıktan izni aldılar. Müsteşarlık burada sadece bir şey yaptı oda doğru bir hareketti bence, bir firmaya baktı senin römorkörün var, öbürüne baktı 100 tane kılavuz kaptan ya dedi sende sermaye yok, sende kılavuz yok yeteri kadar,  aslında öbüründe kılavuzda vardı. MEDMARİNE’de kılavuzda vardı 6-7 tane ama diğerinde 100 tane kılavuz kaptan olunca biraz devlet orada basiretli davranıp size bir arada  izni vereyim dedi ve bence de doğru bir harekettir. Sanıyorum Altan (Köseoğlu) beydir o işin öncüsü bunu verdi. Bu firmalar izni aldıktan sonra piyasaya gitti. TDİ’de olmasına rağmen bu indirimleri de verdi. 97 yılında çıktı önce bu indirimler iptal edildi  ki çok hatadır, yani buralarda görüyorum ben hatayı sektör o zaman en zor durumdaydı, en zor bu sektörde koskoca duayenler bu sektörün çok saygı duyduğu kişiler battı. Bu insanlar batarken firmalara bu tip muameleler yapıldı. İnsanlar bunun için tepki verdi. Cuma günü parayı 2,5 ta yatırdın repoyu kaçırdım sana fark alırım diyor, kur farkı yazıyorum çünkü repoda büyük gelir vardı o zaman repo yüzde 80’di hesaplar çok büyük yapıldığı için insanlar bunu yapınca Halil Mete Bey o kadar sektörde öncüdür, başkan yardımcılığı yapmıştır, bu kadar zorluklar çekmiştir, iflasın eşiğinden dönmüştür. Bugüne kadar haciz sadece MEDMARİNE’den DEKAŞ’tan gitmiştir. Bunlar üzücü şeyler. Küçük rakamlar için yapıldı bunlar ve insanlar bunlara tepki verdi.Ve insanlar tepki verirken şuna kızıyor. Bakın Türk Telekom’un cep telefonu hatları bu ülkede ihale ile satıldı. 500’ er milyon dolar birini Telsim aldı, birini Türkcell aldı. Bu hatlar verilirken koskoca rahmetli Vehbi Koç çocuklarına demiş ki “evladım biz 500 milyon doları Koç topluluğu olarak bir arada görmedik, biz bu parayı veremeyiz ben borçla ölemem” Bakın koç topluluğunun 500 milyon dolar veremediği bir yerde Mehmet Karamehmet ile Uzan 500 milyon dolar verip bu hatları almıştır. İlerde söylen diki  bir sene iki sene sonra 1milyar doların altında satılmaması lazım ucuz satıldı. Kardeşim veren mi oldu? Koç topluluğu 500 milyon vermedi şimdi burada da eğer İzmit Körfezinde bu hak satılsaydı ve atıyorum bu arkadaşlarımızda bunu 20 milyon dolara alsaydı bu gün burada kimse konuşamazdı. Konuşanında ağzına en fazla ben vururdum. Niye kardeşim adam bir hak satın almış kimsede girmemiş, bütün sektör bağırmış ama bir şey yapmamış adamda hakkı almış. Sen bir hak almamışın UZMAR için de geçerli bu öbürleri içinde. Bir hak almamışsın bir anda TDİ varken de girmişsin tekel olarak ta girmemişsin, TDİ vardı TCDD’ de vardı TÜPRAŞ’ta vardı. Onlar kendi limanlarında yapıyordu ama TDİ bir şekilde çıkmış oradan ondan sonra yine çok büyük oldu bittiler yaşadık biz bu sektörde.  Denizcilik Müsteşarlığı tarafından çıkarılan Kılavuz ve Römorkör Yönetmenliği’ne Deniz Ticaret Odası olarak itiraz etmediniz mi?  26 Ocak 1998 günü tarihli dilekçeyle Denizcilik Müsteşarlığı Deniz Ticaret Odası’na yazıyla başvurdu. Bakın bu çok önemli 26 Ocak ta onlara yazı yazdı dedi ki “kılavuz ve römorkaj yönetmeliği çıkarıyorum bu konuda görüşünüzü 10 gün içinde bildirin.” Ben o zaman yönetim kurulu yedek üyesiydim dün gibi biliyorum bu işi. Biz bunu aldık tam yönetmeliğe aldık. Baktım ben dedim ki 10. Maddesi tekel getiriyor bunun. Tam görüşü yazıyoruz 28 Ocak 1998’de yönetmelik yayınlandı. Daha 10 günlük süre işlemeden, DTO görüşünü bildirmeden, şimdi yönetmelikte çıkınca biranda biz kendimizi TDİ’den şikayet ederken TDİ demoraj yapıyor derken tekelin elinde bulduk. O tekel akıllı olsaydı, olduğundan daha akıllı, basiretli diyorum ya sektörü okşasaydı efendim işte bunun bazı hakları var. Türk gemilerine biraz daha kolaylık sağlasaydı, işi fazla olan firmaya bazı kolaylıklar indirimler yapar. ARPAŞ’ ın yaptıklarını yapsaydı bu kadar tepki toplamazdı. Ama sen ertesi gün indirimi kaldır, yok repo yap, onu haciz yap parayı peşin ödemezsen çok iyi hatırlıyorum Alev Kaptan bir pazar günü benden 30 bin dolar para istedi. Niye dedim ya dedi “Düne kadar vadeli yatırdığım gemiye peşin para istiyorlar” Niye dedim Alev kaptan MARİN Römorkör Şirketine ortak olduğunu duydular ona oradan, bana avanta verildi sana dediler İzmit Körfezi’ndeki palamar botlarını verelim DEKAŞ Yönetimi ama ona da idare ettiren başkaları. MARİN Römorkör Şirketine ortak olduğumuzu duydular bizim palamar botun sözleşmesi iptal edildi. Bunlar çok komik olaylar. Ben DEKAŞ’a bir sene iki sene fatura kestim MARİN’le ortak olduk iptal edildi. Bu tip olaylarda karşımıza çıkma diye yapılan olaydır bunlar. Yani rüşvet değil iş verdi ama şartlı iş verdi. Git bu işlerde bizim karşımıza çıkma diye. Bugün itibariyle sektör şunu istiyor römorkörde dünyada ne yapılıyorsa bunu yap. Kılavuzlukta da devlete bir bedel vermeden kazanılmış bir hak olmamasına rağmen tekel olarak eğer bir anonim şirket bu işi yapacaksa kılavuzluğu ve iki yılda kılavuzluk rekabete açık halinde iki firma tarafından yapıldığında dünyanın sonu da gelmedi bir olayda olmadı. Bakın şuan sektör teke döndü gidildi Total İskelesinde kaza oldu. Demek ki bu işin tek firmayla iki firmayla bir ilgisi yok. Ha bu arada çok önemli bir gelişme daha oluyor. Bu tip yerlerde Denizcilik Müsteşarlığı Boğazlarda olduğu gibi İzmit Körfezi’ne İskenderun’a Aliağa’ya İzmir’e VTS kuruyor. Devlet yapması gerekeni yapıyor. Devlet bundan sonra buralarda regulasyonu sistemi denetleyecek o zaman zaten kılavuz kaptanlıkta ortada bir rekabet açıldı.  Şu bir gerçek dünyada kılavuzluk rekabete açılamıyor. Ama siz illa rekabete açılsın diyorsunuz. Bu olay Türkiye’yi zor durumda bırakmaz mı? Türkiye ileri gitsin canım bazı olaylarda mesela Avustralya’da kılavuzlukta rekabet var. Dünyaya öncülük etsin. Burada iki türlüde Denizcilik Müsteşarlığı madem bu iş olmaz diyordu iki sene niye izledi. Denizcilik Müsteşarlığı 26 aralık 2003’te o yazıyı niye yazdı. DEKAŞ ve MEDMARİNE siz bu işi ayrı ayrıda yapın diye. Yani ben bu işin çanağını açayım dedi. Biz çok konuştuk bunu Müsteşar beyle 2 sene boyunca da izledi ne oldu. yani her gün gemiler karaya mı çıktı İzmit’te?... Hayır hiç olmadı indirimler yapıldı sektör bundan memnundu. Yeni römorkörler yapıldı. Bu ülkede en büyük sorun işsizlik diyoruz. Tersanelere iş çıktı. Oradaki işçiler para kazandı bu gün iddia ediyorum çok iddialı konuşuyorum. Türkiye genelinde bu hizmetler rekabete açılsın 60 tane römorkör yapılacak yeni en az 2000 kişiye ekmek açılacak bunu da aile sayısıyla çarparsanız 10 bin kişi ekmek yiyecek. İzmit körfezinin bugün dahi ben tekel hakkını ihaleye çıkarıyorum desin 200 milyon doları devlet alır. Benim yöneticisi olduğum şirket bu parayı bir şekilde taahhüt eder. Ama bugünkü şartlarla TDİ tarifesine uygulayacağım. Tek başıma olacağım, ama biz bunun tarafı da değiliz yanlış anlamayın ben sadece devlet böyle bir hakkı kullanabilirdi diyorum. Bu saatten sonra tekel oluşturmak için uğraşmıyoruz biz. Bu saatten sonra artık rekabete açın en az 60 tane daha römorkör yapılsın en az 2 bin kişiye daha ekmek çıksın. Bugünkü uğraşımız bu.kılavuzlukta da son kez söylüyorum yazıda var ya bunu anonim şirketlere vereceksiniz rekabete açıp ve devlet olarak koyarak denetleyin hata yapana kesin bileti hata yapana izni iptal edin. Bugün uçak sektöründe bile rekabet var uçakta saniyenin onda biri hata yaptığınızda uçak düşer. Yani gemilerin en babasının hızı bu tip yerlerde 10 mildir 15 km dir yani. dolayısıyla ben bu iş güvenliğe az ihtiyacı olan bir iş demiyorum bu bir hastane insan canının ameliyat edildiği kalp damarının değiştiği işte rekabet var. öbürü diyor ki gel bir gül sönmez seni ben yapayım ben keseyim. rakama bakıyorsun bir yerden sonra doktora bakıyorsun kararını veriyorsun. bizde olmaz demiyoruz ama illa buda olsun demiyoruz. eğer kardeşim bugün biz Almanya’yı bilmem nereyi örnek alarak rekabete açamayız diyorsan o zamanda anonim şirket tekeline verdim hikayesi anlatma diyoruz. git bunu birliklere aç, o birliklerin içindede kendi içinde tekel olmasın. o adam 90 yaşına gelmiş hala DEKAŞ’tan ben nema alacağım diye bakıyor. yok böle bir şey bugün gencecik kılavuz kaptanlar var DEKAŞ’a giremedi. DEKAŞ bunları sonradan korktu da aldı ve hisselerini küçük aldı. 30-40 tane kılavuzu daha yeni aldı. şimdi biz diyoruz ki onlar için onlarında geleceği için konuşuyoruz aslında.  Sayın Recep Düzgit son olarak vermek istediğiniz mesajı alabilir miyim?  Şimdi ben size bir şey daha söyleyeyim bugün ehliyeti olan bütün kılavuz kaptanlar bu fikrin arkasındadır. bunu emekliler istemiyor ve emeklilerin çoğunluğu olduğu için bazı yerlerde bunları dile getirmiyorlar. Timur beyde dahil olmak üzere çekiniyorlar. konu bu ehliyeti olan kılavuz kaptanlar bu tip birliklere girsin birlikler şöyle de olabilir Türkiye’de bir federasyon olur konfederasyon olur bölgelerde de federasyonlar olur yada bunlar birlik olur birde birliklerin üst birlikleri olur bunun 50 tane örneği var kendi içinde onlarda bundan para kazanır bu arada şu lafa da karşıyım Türk armatörleri ve acenteleri kılavuz kaptan ehliyeti olan kişilerin kaptan maaşına mahkum olmasını falanda istemiyor. onlar bu hizmeti yapıyorlarsa o çarmıhtan gecenin üçünde tırmanıyorlarsa manevrayı iki dakika içinde karar verip Türkiye’yi kurtarıyorsa ki biz onu gözümüzle gördük o hakikaten arkadaş (Kılavuz Kaptan Oğuz Kök) İstanbul’u kurtarmıştır. gözümüzle gördük olayı en baş yaşadık. Tabi ki bu yaptıkları işten parada alabilecekler yani atıyorum orda bir 3 milyon dolarlık kdv varsa bunun yüzde 40’ı o işi yapan insanlara dağıtılabilir. ama biz şunlara karşıyız. Japonya’da 67 mil seyir yapan bir kılavuz kaptan 30 bin grostonluk bir gemide 1700 küsur dolarsa 3000 tonluk bir kimyasal tanker  Aygaz’dan kalkıp Tüpraş’a giderken 2000 dolarlık etap ücreti yada iskele ücreti ödemesin diyoruz. Biz makul her şeyin arkasındayız. kimsenin sektörde kimsenin ve MARİN römorkör ortaklarının tamamının herkesin kendi işi var zaten bu işle uğraşacak lüksü yok biz bu işlere çokta zaman kaybettik, çokta kaybımız var aslında biz makul olsa mantıklı olsa herkes bunu destekleyecek ama çok çok verilen tekel hakkı yok, verilen hak git sen kardeşim İzmit Körfezi’nde bu işi yap. sana ben devlet bu işi tekel olarak yapacaksın demedim. o şekilde değil. şimdi Denizcilik Müsteşarlığı’nın kendi yasası kanun hükmünde kararname olduğu için hala bu kanun olmadığı için Denizcilik Müsteşarlığı bugün çıkaracağı her şeyi iptal ettirme imkanımız var. Denizcilik Müsteşarlığı binası zaten çürük. yani kanunu çıkmadığı için, kuruluş kanunu kanun hükmünde kararname olduğu için anayasa mahkemesi kanun hükmünde kararname çıkaran yetkiyi iptal ettiği için müsteşarlık için rahmetli turgut özal döneminde bu şeyi iptal ettiği için bugün kafaya takan herkes denizcilik müsteşarlığının çıkardığı herhangi bir uygulamayı iptal ettirebilir. denizcilik müsteşarlığı bunu gördüğü için nitekim iki tane iptal edilen şeyi hakkında kanun maddesi çıkardı. Bir tanesi kılavuzlukla ilgili mevzuat yapma bir tanesi de gemi acenteliği. çünkü bunların zamanında gemi acenteliğini bizim acentelik derneği iptal ettirdi. Diğerini de limanlar sendikası iptal ettirdi. Dolayısıyla iptal edilen şeylerin esası zayıf olduğu için iptal edildi. yoksa düzenleme ile ilgili değil. Tabi ki var.dünyada da var.tabi ki 97 yılında açılmış dava var. 98 de açılmış dava var. onlarda şu çıktı 98 de ki davayı tabi bizlerde o zaman bu kadar tecrübeli değildik. bilhassa idari yargılama sisteminde konuda haklı olup olmadığınız değil usulde doğru yapıp yapmadığınız önemli biz orda hata ettik. zamanında rahmetli olan bir ağabeyimize davayı açtırdık. Gittik İdari Mahkemelerde açtırdık. Danıştay’da açmamız gerekiyordu. davanın açılış dilekçesini eksiklerle açtık dolayısıyla o davamız istediğimiz sonuca ulaşmadı.  Birde şunu belirtmek istiyorum. Bu organizasyonun Tertip Komitesi ben değilim Tertip Komite Başkanı Faruk Miras’tır. Biz üç kişilik heyettik. Deniz Ticaret Odası Yönetim Kurulu Faruk Miras, Cengiz Divilioğlu ve Recep Düzgit’e  bu görevi verdi. Yani bu olayın başında üç kişilik bir ekip var. Sayın Düzgit, Teşekkür ederiz. DenizHaber.Com-Özel
Diğer Haberler
ÇOK OKUNANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2004 Deniz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 970 87 88 | Haber Scripti: CM Bilişim