CNBC-e’de yayınlanan C-Level programına konuk olan Begüm Yachting CEO’su ve Yat Turizm Derneği Başkanı Begüm Doğulu, Türkiye’nin yat imalatındaki başarılarına dikkat çekerken, bakım-onarım faaliyetleri ve marina uygulamalarına ilişkin düzenlemelerin netleştirilmesi gerektiğini söyledi.
Programda ilk olarak Türk yat imalatındaki başarıya değinen Begüm Doğulu, Begüm Şirketler Grubu tarafından tamamen yerli imkanlarla inşa edilen 32 metre uzunluğundaki “Lady Luna” adlı yatın uluslararası alanda önemli bir başarı elde ettiğini belirtti.
Doğulu, konuyla ilgili şunları söyledi: “Geçen sene Nisan ayında denize indirdiğimiz, tamamen kendi imkanlarımızla finanse ettiğimiz ve Türk bayraklı olarak inşa ettiğimiz 32 metre boyundaki Lady Luna teknemiz, tekne dünyasının Oscarları olarak adlandırılan Venedik’teki yarışmada finale kaldı. Semi-displacement kategorisinde dünyanın en büyük markalarıyla yarışan teknemiz son üçe kalmayı başardı. 2 Mayıs’ta ödül açıklanacak ama finale kalmak bile ülkemiz adına büyük bir gurur.”
“Marinalar tersane gibi çalışmaya başladı”
Doğulu, Türkiye’de refit ve bakım-onarım işlerinin uzun yıllar boyunca tersaneler ve yetkili çekek yerlerinde yapıldığını hatırlattı. Son dönemde ise marinaların içinde de bu hizmetlerin yaygın şekilde verilmeye başlandığını ifade etti.
Marinaların temel işlevinin teknelere barınma, elektrik, su ve benzeri hizmetler sağlamak olduğunu belirten Doğulu, ağır bakım-onarım ve teknik işlemlerin hukuken tersanelerin faaliyet alanına girdiğini dile getirdi.
Marinalarda kontrolsüz şekilde açılan teknik servislerin sektörde karmaşa yarattığını söyleyen Doğulu, şu değerlendirmede bulundu:
“Bugün birçok marinada ‘refit center’ tabelaları görmeye başladık. Ancak ağır bakım ve teknik hizmetlerin marinalarda yapılması hem mevzuat açısından hem de güvenlik açısından sorun oluşturuyor.”
“Atık ve güvenlik altyapısı tersanelerde var”
Doğulu, tersanelerin sanayi tesisi statüsünde faaliyet gösterdiğini ve bu nedenle ağır bakım-onarım işlemleri için gerekli altyapıya sahip olduğunu söyledi. Tersanelerde tehlikeli atık yönetimi, depolama ve çevre sistemlerinin bulunduğunu vurguladı.
Marinaların ise turizm işletmesi kapsamında değerlendirildiğini belirten Doğulu, boya, solvent ve yağ gibi tehlikeli atıkların bulunduğu işlemlerin bu alanlarda yapılmasının çevre ve güvenlik açısından risk oluşturabileceğini ifade etti.
Bu nedenle Turizm Bakanlığı ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın konuyu ele alması gerektiğini belirten Doğulu, ağır refit işlemlerinin tersanelerde yapılmasının sektör açısından daha sağlıklı olacağını söyledi.
Türkiye refit pazarında düşük paya sahip
Dünyada refit ve bakım-onarım pazarının önemli bir büyüklüğe ulaştığını belirten Doğulu, küresel refit pazarının yaklaşık 25 milyar dolar seviyesinde olduğunu ifade etti.
Akdeniz havzasında bu pazarın yaklaşık 5 milyar dolar büyüklüğe ulaştığını dile getiren Doğulu, Türkiye’nin bu pazardan aldığı payın yüzde 10 seviyesinin altında kaldığını söyledi.
Türkiye’nin bu alanda daha büyük pay alabilmesi için sistemli bir yapı ve güçlü altyapı gerektiğini belirten Doğulu, refit faaliyetlerinin net kurallarla düzenlenmesinin sektörün güvenilirliği açısından önemli olduğunu ifade etti.
Marina kapasitesi yetersiz
Programda Türkiye’deki marina kapasitesi de gündeme geldi. Doğulu, özellikle son yıllarda Türk tekne sahipliğinde artış yaşandığını ve bunun mevcut marina kapasitesini zorladığını söyledi.
Türkiye’deki marinaların büyük bölümünün geçmişte kamu tarafından yapıldığını ve daha sonra özel sektör tarafından işletilmeye başlandığını belirten Doğulu, yeni marina yatırımlarına ihtiyaç olduğunu ifade etti.
Mega yat segmenti için daha büyük ve modern marinaların planlanmasının Türkiye’nin yat turizmi açısından önemli bir avantaj sağlayacağını dile getirdi.
“Göcek’teki şamandıra sistemi doğru bir uygulama”
Göcek koylarında uygulanmaya başlanan tonoz-şamandıra sistemi hakkında da değerlendirmelerde bulunan Doğulu, uygulamanın geç kalınmış bir adım olduğunu söyledi.
Sistemin koylarda uzun süreli kontrolsüz konaklamayı engellediğini belirten Doğulu, bu sayede hem çevre korunmasının hem de koyların daha verimli kullanılmasının mümkün olacağını ifade etti.
DENİZ HABER AJANSI
































