Küresel ölçekte limancılık, madencilik ve kimya gibi stratejik sektörlerde dev yatırımları bulunan ünlü iş insanı Yüksel Yıldırım, katıldığı denizcilik zirvesinde Türkiye ekonomisine ve iş dünyasına dair çok konuşulacak açıklamalarda bulundu.
Türkiye Denizcilik Zirvesi’nde konuşan Yıldırım, denizciliğin sadece gemi işletmeciliğinden ibaret olmadığını, finans, madencilik ve lojistiği kapsayan devasa bir ekosistem sunduğunu vurguladı.
Dünyanın uzun süredir belirli bölgelerde savaşın eşiğinde olduğunu belirten Yıldırım, Rusya ile Ukrayna arasındaki çatışmaların dördüncü yılına girdiğini, İran’ın ise büyük savaşın eşiğinden döndüğünü hatırlattı.
Türkiye’nin coğrafi olarak en büyük krizlerin tam merkezinde yer aldığını ifade eden Yıldırım, geçmişte İran, Irak, Suriye, Bulgaristan ve Yunanistan’da yaşanan krizlerin ardından bugün de Karadeniz’deki savaşın Türk ekonomisini ve denizciliğini doğrudan etkilediğini dile getirdi.
Ambargonun boşluğunu değerlendiremedik
Geçmişte Türk armatörünün üç ila 20 bin tonluk kosterlerle ağırlıklı olarak Karadeniz havzasında, Rusya, Ukrayna, Romanya ve Orta Asya ülkeleri odaklı iş yaptığını belirten Yıldırım, krizlerin sektörü dönüştürdüğünü vurguladı.
Rusya pazarına uygulanan ambargolarla birlikte bu dev pazarın daraldığını ve ortaya çıkan boşluktan Türkiye’nin beklenen düzeyde faydalanamadığını belirten Yıldırım, ticaretin zorunlu olarak Çin ve Hindistan eksenine kaydığını ifade etti.
ABD’nin Hindistan’ı durdurmasına rağmen Çin’in durdurulamadığını söyleyen Yıldırım, tüm bu olumsuzluklara rağmen Türk armatörünün artık uzak coğrafyalara gitmeyi ve büyük tonajlı gemiler işletmeyi öğrenerek dünyanın on birinci büyük filosuna ulaştığını, bunun da ülke ekonomisinin küresel sıralamasıyla paralellik gösterdiğini sözlerine ekledi.
Tersanecilikte kan kaybı ve finansman darboğazı
Sektörün büyümesinin önündeki en büyük engellerden birinin finansmana erişim ve azalan banka destekleri olduğuna dikkat çeken Yıldırım, bankaların da dayanma gücünün azaldığını ve piyasada batık durumdaki birçok firmanın zorla yüzdürülmeye çalışıldığını dile getirdi.
Geçmişte Türkiye’nin uygun işçilik ve butik üretim avantajıyla Avrupalı müşterileri Çin yerine kendisine çektiğini hatırlatan Yıldırım, günümüzde artan maliyetler ve azalan verimlilik nedeniyle bu avantajın kaybedildiğini, Çin’in ise dünya tersaneciliğini tamamen domine ettiğini vurguladı.
Bölünmüşlükten uzak planlar gerek
Denizcilikte kamu-özel sektör iş birliğinin yeterince uygulanamadığını, bu modelin hayata geçirilmesi halinde Türk denizciliğinin dünyada yedinci veya sekizinci sıraya çok rahat yükselebileceğini savunan Yıldırım, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile İMEAK Deniz Ticaret Odası’nın bir araya gelerek bölünmüşlükten uzak, ulusal bir master plan hazırlaması gerektiğinin altını çizdi. Ayrıca, sektöre giriş bariyerlerinin düşük olmasının denizciliği tecrübesiz yatırım fonlarının hedefine soktuğunu ve Türk firmalarının bu rekabette lider olamasa bile doğru stratejilerle güçlü bir takipçi konumunu koruması gerektiğini ifade etti.
Limancılık başarıları ve cesur yatırımların gücü
Denizcilik alanındaki vizyonunu kendi yatırımlarından örneklerle anlatan Yıldırım, Türkiye’de fırsatların çok pahalı olması sebebiyle yurt dışına yöneldiğini ve sıfırdan kurduğu ağ ile bugün yirmi üç limana ulaştığını belirtti.
El Salvador’da kimsenin ilgilenmediği atıl durumdaki iki limanı alıp büyük bir başarı hikayesine dönüştürdüğünü, bu sayede açıkta otuz gün bekleyen Guatemala gemilerini bile bu limanlara çektiğini aktaran Yıldırım, risk almanın önemli olduğunun altını çizdi.
Batmaktan kurtarılan CMA CGM
Geçmişte 6.5 milyar dolar borçla batmak üzere olan CMA CGM firmasına 500 milyon dolar yatırım yaparak şirketin kurtuluşuna öncülük ettiğini ve bu hamlesiyle Marine Money tarafından dünyanın bir numaralı cesur yatırımı seçildiğini anımsatan Yıldırım, vizyonunu finanse etmek için Dünya Kupası döneminde New York’ta kapı kapı dolaşıp bankalara “Koreks” projesini anlatarak kredi bulduğunu söyledi.
Gemi boyutlarının hızla büyüdüğünü, 24.000 TEU kapasiteli gemilerin filolara katılmasıyla sektörde zincirleme bir kapasite artışı baskısı oluştuğunu belirten Yıldırım, bu dev gemilere hizmet veremeyen limanların oyun dışı kalacağı uyarısında bulundu.
Yıldırım ayrıca, 10 önce Deutsche Bank’tan 1 milyar dolara alamadığı ve Macquarie’ye geçen New York’taki bir terminalin değerinin bugün 5, 6 milyar dolarlara fırladığını, GCT Limanı ihalesinde 3 milyar dolar teklif vermesine rağmen ihalenin Amerikalıların güvenlik endişeleri sebebiyle biraz daha yüksek bir bedelle ortağı CMA’ya kaldığını belirterek, sektördeki değer artışlarının akıl almaz boyutlara ulaştığını vurguladı.
Afrika, Latin Amerika ve komşu fırsatları
Küresel ekonominin 100 trilyon dolarlık devasa bir hacme ulaştığını, Türkiye’nin ise bunun sadece yüzde bir buçuğunu oluşturduğunu belirten Yıldırım, dış pazarlara açılmanın bir tercih değil zorunluluk olduğunu ifade etti.
Brezilya’da 400 milyon dolarlık bir maden yatırımı yaptığını, Kolombiya, Ekvador, Peru ve Guatemala gibi ülkelerde Türk yatırımlarının büyük ilgi gördüğünü anlatan Yıldırım, Çinli yatırımcıların sömürgeci yaklaşımları nedeniyle Afrika’da sevilmediğini, buna karşılık Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın izlediği politikalar sayesinde Türkiye’nin kıtada el üstünde tutulduğunu söyledi.
Angola’da tersane kurun
Angola’da tersane kurma ihtiyacı ve Nijerya’da Dangote grubunun hayata geçirdiği 4-5 milyar dolarlık devasa rafineri projeleri gibi sayısız fırsatın değerlendirilmeyi beklediğini aktaran Yıldırım, yakın coğrafyada ise Suriye’nin yeniden inşası için JP Morgan ve Körfez bankalarının 7 milyar dolarlık kredi hatları açtığını hatırlattı.
Türkiye’nin dirayetli duruşu sayesinde Suriye’nin bütünlüğünü koruduğunu belirten Yıldırım, bu yeniden yapılanma sürecinde Türk şirketlerinin başrol oynaması gerektiğini, ayrıca olası bir ambargo kalkışı durumunda İran pazarının petrol, maden ve devasa altyapı projeleriyle büyük bir yük potansiyeli yaratacağını, tüm bu atılımlar için liderler düzeyinde devletten devlete (G2G) ikili anlaşmaların öncü rol üstlenmesi gerektiğini vurguladı.
Tedarik zincirinde entegrasyon ve lojistiğin geleceği
Süveyş Kanalı ve Hürmüz Boğazı’nda yaşanan tıkanmaların ve krizlerin, konteyner firmaları için Afrika etrafından dolanılan yeni rotalarla milyarlarca dolarlık kazanç kapıları yarattığını belirten Yıldırım, sektördeki büyük oyuncuların inanılmaz bir entegrasyon yarışına girdiğini söyledi.
Konteyner pazarının yüzde 85’ini elinde tutan altı büyük firmanın artık sadece denizde kalmadığını, MSC’nin sessiz sedasız otomobil taşıyıcısı (PCC) gemilerini topladığını ve BlackRock ile liman yatırımları kovaladığını, CMA CGM’nin ise 1,4 milyar dolara FedEx’in lojistik operasyonlarını satın alarak kapıdan kapıya teslimat modeline geçtiğini belirtti. Sektör devlerinin elde ettikleri muazzam kârları sadece denizciliğe değil, hava taşımacılığına da yatırdıklarını, sekiz adet Airbus 350 siparişi vererek hava kargo pazarına girdiklerini vurgulayan Yıldırım, denizcilikten havacılığa ve entegre lojistiğe uzanan bu yeni ekosistemin dışında kalanların hayatta kalma şansının kalmadığını ifade etti.
Aile şirketlerindeki vizyon ayrılığı
Türk denizcilik sektörünün ağırlıklı olarak aile şirketlerinden oluştuğunu ve varlık yönetimi ile kurumsallaşma konularında ciddi eksiklikler yaşandığını belirten Yıldırım, kendi kariyerinde küresel büyüme arzusu taşırken abisinin yerel kalmayı tercih etmesi nedeniyle yollarını ayırmak zorunda kaldıklarını ilk kez açıkladı.
Filipinler’deki nikel madeni yatırımında edindiği tecrübelerle, jeopolitik krizlerin fiyatlara etkisini yönetmek için sözleşmeleri denizcilikteki sörşarj uygulamaları gibi hızlıca güncellemeyi öğrendiğini ifade eden Yıldırım, gemilerin mal sahipleriyle doğrudan temas kurmayı sağladığını ve bu sayede Glencore, Trafigura, BHP gibi dev emtia şirketleriyle iş yapma fırsatı bulduğunu belirtti.
Gelecek nesillerin doğru motive edilmesi gerektiğini, yapay zekanın ve dijital çağın sunduğu imkanların mutlaka stratejilere entegre edilmesinin şart olduğunu vurgulayan Yıldırım, başarının asla tesadüf olmadığını, bizzat günde on altı, on yedi saat çalışarak bu noktalara geldiğini belirterek, Türk denizcilerini rüzgarı arkalarına alıp küresel fırsatlara doğru yelken açmaya davet etti.
DENİZ HABER AJANSI
































