• BIST 2.004,55
  • Altın 778.26648
  • Dolar 13.6979
  • Euro 15.5264
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara 9 °C
  • İzmir 16 °C
  • Antalya 14 °C
  • Muğla 9 °C
  • Çanakkale 8 °C

Kirlilik balıkçılığı tehdit ediyor

Kirlilik balıkçılığı tehdit ediyor
Karadeniz'de tehlike çanları çalıyor. Balıkçılık ve turizm yok olma tehlikesi altında. İki ekonomik gücün yok olmasının faturası ise her yıl için 500 milyon dolar olacak
Karadeniz denildiğinde akla ilk olarak hamsi geliyor. Bu durumu Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı'nın desteklediği sivil toplum kuruluşları tarafından Karadeniz'de yapılan anketler de net bir şekilde ortaya koyuyor. Trabzon, Ordu, Giresun, Zonguldak, Bartın, Karabük, Sinop, Samsun ve İstanbul'da toplam 100 kişiye "Karadeniz denildiğinde aklınıza ne geliyor" sorusu yöneldi. Ankete katılanların yüzde 36'sından "hamsi" yanıtı alındı. Aynı anket Karadeniz'e kıyısı olan Bulgaristan ve Romanya gibi 6 ülkede daha yapıldı. Bu ülkelerde ise ilk akla gelenin turizm olduğu sonucu ortaya çıktı. Balıkçılık ve turizm, gerek Türkiye'de gerekse Karadeniz'e kıyısı olan diğer ülkelerde büyük bir önem taşıyor. Ancak bölgenin bu iki ekonomik gücü büyük bir tehlike altında. Ankete katılan altı ülkenin birleştiği nokta ise Karadeniz'in sağlıklı olmasının kendileri için çok önemli olduğu. Araştırmalar, Karadeniz'de balıkçılık ve turizm endüstrilerinin yok olmasının faturasının her yıl için 500 milyon dolar olacağını hesaplıyor.Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Küresel Çevre Fonu (GEF) Direktörü Ivan Zavadsky'e göre Karadeniz'i tehdit eden kirliliğin ana kaynağı fabrikalar ve kimyasal atıklar değil, yapılan kötü tarım şartları nedeniyle binlerce ton nitrojen ve fosfat kalıntısının arıtılmadan denize bırakılması. UNDP tarafından desteklenen Karadeniz Ekosistemini İyileştirme Projesi kapsamında, Karadeniz'e kıyısı olan altı ülkede 386 kişiyle yapılan anketin amacı 31 Ekim 2006'da 10. yılı kutlanacak olan "Uluslararası Karadeniz Günü"ne dikkat çekmek. Türkiye'de ankete katılanların yüzde 57'si, halkın kirlilikten habersiz olmasını, Karadeniz'in korunması önündeki en büyük engel olarak görüyor. Diğer ülkelerde ise en büyük engel yüzde 40'a varan çoğunlukla hükümetlerin duyarsızlığı. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Küresel Çevre Fonu (GEF) Direktörü Ivan Zavadsky ise özel bir ekosisteme sahip Karadeniz'in diğer denizler kadar gündemde olmamasını ve kirliliğin konuşulmamasını üzücü olarak niteliyor. Zavadsky, Karadeniz'deki kirlilikten sadece kıyısı olan ülkelerin değil; Tuna, Dinyeper ve Don nehirleri nedeniyle birçok ülkenin sorumlu olduğuna dikkat çekiyor. Karadeniz, Avrupa'nın kanalizasyonunun üçte birini, başka bir deyişle 17 kentte yaşayan 165 milyon insanın yükünü çekiyor. Zavadsky, "Dinyeper ve Karadeniz ülkeleri politikalarını değiştirmeli, aynı problemi paylaşıyorlar. Çözüm için de işbirliği yapmalılar" diyor. Karadeniz'e kıyısı olan 6 ülke 1992 yılında Bükreş'te kirliliği önlemek için ilk defa bir araya geldi ve "Bükreş Konvansiyonu" olarak alınan kararları desteklemek için "Karadeniz Komisyonu" adı altında birleşti. Şu anda Türkiye'de bulunan sekreterya görevini Çevre ve Orman Bakanlığı Müsteşarı Hasan Sarıkaya'nın üstlendiği komisyon, ana görevini bölgesel işbirliğini artıracak bir yol haritasıyla kirliliğin önlenmesi olarak belirlemiş. 1996 yılında imzalanan Karadeniz Stratejik Eylem Planı, gerekli politikaları ve çevresel hedefleri bir takvim çerçevesinde sıralayarak ülkeler arası işbirliğinin önemine dikkat çekiyor. Komisyon, Karadeniz'e gelen nitrojen ve fosfor miktarlarını 1997 seviyesine çekmeyi ve birçok farklı organizasyon arasında iletişim sağlamayı amaçlıyor. 2007'de sonlanacak 10 milyon dolar bütçeli "Karadeniz Ekosistemini Kurtarma Projesi" ve yine 2007'de sonlanacak, içinde Dünya Bankası'nın da bulunduğu 100 milyon dolarlık "Dinyeper ve Karadeniz İçin Stratejik Ortaklık Projesi" bunlardan bazıları. Zavadsky, kalkınma yardımları ve kapasite geliştirmeye yönelik programlarının 18 ay içerisinde sonlanacağını, bu süre sonunda hükümetlerin problemler hakkında bilgi sahibi olup gerek tarım gerek sanayi kaynaklı kirliliği azaltmak için çalışmalara başlayacağını umuyor. Tüm bunlar oldukça yüklü bir yatırımı da beraberinde getiriyor. GEF Direktörü, bu yatırımlar için Avrupa Yeniden Yapılanma ve Kalkınma Bankası ile Avrupa Yatırım Bankası'nın gerekli finansal enstrümanlarının kullanılabileceğinin de altını çiziyor. Mersinbalığı, kalkan gibi birçok canlı; kirlilik, aşırı avlanma ve yaşam alanlarının yok edilmesi sonucu yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. BM Dünya Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), 2005 yılındaki raporunda Karadeniz'i balık stoklarının tehlikede olduğu 3 bölgeden biri olarak belirtmişti.  Bilim adamları Karadeniz'de bazı iyileşme belirtileri gözlemlese de 1960'lardaki çevre koşullarından çok uzakta olunduğunu belirtiyor. Karadeniz'de turizm ve balıkçılık endüstrilerinin çökmesi yıllık 500 milyon dolarlık bir kayba neden olacak. İlk olarak 1980'lerde Kuzey Amerika'dan gemilerle geldiği tahmin edilen değişik türlerdeki denizanalarının 1990'larda bir milyar tonluk bir büyüklüğe ulaştığı tahmin ediliyor. Denizanaları, plankton ve balık yavrularının yiyecekleriyle beslendiklerinden balık nüfusu için tehlike oluşturuyor.DenizHaber.Com
Diğer Haberler
ÇOK OKUNANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2004 Deniz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0544 880 87 87 | Haber Scripti: CM Bilişim