• BIST 1.198
  • Altın 486,810
  • Dolar 7,9168
  • Euro 9,3577
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 9 °C
  • İzmir 15 °C
  • Antalya 18 °C
  • Muğla 11 °C
  • Çanakkale 15 °C

“Kılavuzluk feodal yapıda olmalı”

“Kılavuzluk feodal yapıda olmalı”
Dünya Gazetesi Perşembe Rotası’na açıklamada bulunan Türk Kılavuz Kaptanlar Derneği Başkanı Kaptan Timur İldeniz; “Kılavuzluk feodal bir yapıda olmalı” dedi.
Kılavuzluk feodal bir yapıda olmalıTürkiye’de kılavuzluk olması gereken yerde değil. Kılavuzluk kimsenin baskısı olmadan feodal bir yapıda olması gerekiyor. Son zamanlarda çok ciddi kazalar oldu ve bunlar göz yumularak rekabetin yok dendiği ortamlarda yaşandı.Yeterlilik belgesini Ankara’dan alıp da ertesi gün gemiye binen çok sayıda kılavuz kaptan var. Bir araç ehliyeti alırken sınavda Şoförler Federasyonu’nun yetkilisi bulunur ama maalesef çeşitli bölgelerde TKD’nin bir temsilcisi bulunmuyor.Önünüzde giden bir geminin denizi kirlettiğini görüyorsunuz. O gemiyi de sizin firmanız kılavuzluyor. Şikayet eder misiniz? Ederseniz başınıza ne gelecek çok açık ve net.  Bunun çok örnekleri yaşandı. Bu nedenle, kılavuz kaptan ticari baskı altında olmamalı.Marin Römorkör, Türkiye’de kılavuzluk hizmeti yapmama garantisi verdi. Anlaşmayı yapabilmeniz için o römorkörleri satmanız gerekiyordu. Biz, firmanı menfaatlerini koruduğumuzu düşünüyoruz. Bu anlaşmayla, DEKAŞ tabela şirketi olmaktan kurtuldu.Bazı armatör ve acentelerin, Deniz Ticaret Odası öncülüğünde Denizcilik Müsteşarlığı’na gönderdiği, Kılavuzluk hizmetlerinin rekabete açılmasını isteyen dilekçenin altına  imza attığı iddia edilerek büyük eleştirilere maruz kalan Türk Kılavuz Kaptanlar Derneği Başkanı Timur İldeniz, “Dün de bugün de savunduğumuz şey aynı; Kılavuzluk tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de rekabete kapalı olmalıdır” dedi. Şirketi büyük zarar uğrattığı iddia edilerek mahkemeye verilen DEKAŞ’ın eski Başkanı Timur İldeniz’e bir suçlama da Kılavuz Kaptanlar Dernek Başkanı unvanına geldi. Yıllardır kılavuzluğun tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de kapalı olması gerektiğini savunduğunu bildiğimiz Kaptan Timur İldeniz’e fikirlerinin değişip değişmediğini sorduk.İldeniz “Kılavuz Kaptanlar Derneği olarak DTO’nun öncülüğünde acente ve armatörlerin oluşturduğu imza kampanyalarına katılmasının gayet doğal olduğunu, ancak yıllardır ters düştükleri konuda acente ve armatörlerin Müsteşarlığa gönderdiği imza kampanyasına katılmalarının mümkün olmayacağını vurguladı. Ortak bir toplantıya katılmanın o görüşleri savunmak anlamına gelmediğini belirten İldeniz, “Toplantı tutanağının daha sonra ne amaçla kullanılacağından haberim yoktu. Toplantıya girerken katılımcı listesi olarak imzaladığım kağıt, Denizcilik Müsteşarlığı’na gönderilen imza yazısıymış. Yazıyı bile görmedim. DTO’yu evrakta sahtekarlık yapmakla suçladığım söylendi. Böyle bir şey yok, DTO’ya gönderdiğim yazıda sadece bir karışıklık olduğunu, Kılavuz Kaptanlar Derneği’nin böyle bir düşünceye sahip olmasının mümkün olamayacağını belirttim” dedi.Ticari bir kuruluş olmasına rağmen DEKAŞ Yönetim Kurulu Başkanıyken dahi kılavuzluğun doğasına aykırı kararlar almadığını söyleyen İldeniz, “Müsteşarlık 26.12.2003  tarihli yazısında iki firma her iki hizmeti de verebilir diye belirtince itirazda bulunduk. Kılavuzlukta  rekabet olmaması gerektiği şeklinde bir yazı yazdık. DEKAŞ  olarak dedik ki 26.11 tarihli yazıya itirazımız ve bu konudaki yasal haklarımız saklı kalmak üzere ticari anlamda  şirketimizi korumak adına acentelere yapılan baskılardan dolayı,  biz de ticari olarak kendimizi korumak için  römorkörcülük yapmak istiyoruz. Yani  kabullenmiyoruz ama ticari açıdan da batmamak adına bunu yapmak zorundayız. Aksi takdirde DEKAŞ  müşterisini kaybedecek ve tabela şirketi haline gelecekti” şeklinde konuştu.  ·        Körfez’deki rekabet Müsteşarlığın ihmalkarlığından mı kaynaklanıyor?İzmit Körfezi’nde yaşanan olay rekabet olsun diye yapılmış bir işlem değil. Denizcilik Müsteşarlığı bir bölgede iki tane kılavuzluk hizmeti olmaması gerekirken, buna müdahale edip  gereğini yapmamasından oluşmuş bir refleks diyelim. Bunu da rekabet gibi adlandırmak çok kolay. Bir yerde iki tane kuruluş anlaşsalar dahi bir rekabettir. Önemli olan nokta şu; iki kuruluş varsa ve iki kuruluşun da ticari anlamda tüzel kimlikleri farklıysa, burada oluşabilecek bir kazadan ya da kusurdan Denizcilik Müsteşarlığı hangi kurumu sorumlu tutacak. Bu soru çok önemli. İzmit Körfezi’ndeki bir kuruluş Denizcilik Müsteşarlığı’ndan iki kaptan için yetkili kılavuz kaptan talep ediyor. Denizcilik Müsteşarlığı’nın verdiği cevap;  siz kılavuzluk hizmeti yapmıyorsunuz.  Bu kişilere sizin adınıza kılavuz kaptan belgesi vermek mümkün değildir. 42 gün sonrasında 26.12.2003’de  bir yazı yazıyor ve o firma bu yazı ile kılavuzluk hizmetini elde ettim deyip 28 ocak günü sabah saat 5 ‘de ilk kılavuz kaptanını gemiye çıkarıyor. Ben o zamanki yönetici olarak açıkçası merak ediyorum. 42 gün önce kılavuzluk hizmeti yapamazsınız ve sizin adınıza yetkili kılavuzluk belgesi tanzim edemeyiz dediği yazının muhatabına 42 gün sonra  iki taraf da konsorsiyum devam ettiği sürece her iki hizmeti birlikte yapabilir yazısı nasıl çıktı?Türkiye’de kılavuzluk olması gereken yerde değil. Kılavuzluk kimsenin baskısı olmadan feodal bir yapıda olması gerekiyor. Son zamanlarda çok ciddi kazalar yaşandı ve bunların nedeni göz yumulan rekabet yok dendiği ortamlarda yaşandı. 20 senelik kılavuz kaptanların yaptığı kazalarda bir takım force major durumların olduğunu görüyoruz. Ama bugün ehliyetleri hızlandırılmış bir şekilde alınmış kılavuz kaptan arkadaşlarımız ticari bir menfaat adına onlar da hazır olmadıkları için başlarına gelen kaza sonucunda çok talihsiz bir durumla karşı karşıya kaldı.” ·        Hızlandırılmış ehliyet derken…İzmit Körfezi’nde bir kuruluş kılavuz sayısını artırmak istiyor ve staj süresi 90 gündür 91 değildir. Sınav belgelerin hazırlanıp aynı gün hem sözlü hem pratik sınavın aynı gün yapıldığı belgelerin aynı gün Ankara’ya gittiği, yeterlilik belgesinin çok süratli tanzim ettiği bu süreçte bir gün bile boşluk yok.  Yani normal şartlarda üç ay yaptığınız stajın ardından sınavın yapılması ve yeterliliğinizin size gelmesi en az bir ayı bulur. Hızlandırılmış eğitim tabiri bundan geliyor. Yeterlilik belgesini Ankara’dan alıp da ertesi gün gemiye binen kılavuz kaptan çok var, açılmış davalar olsa dahi. Bir araç ehliyeti alırken sınavda Şoförler Federasyonun yetkilisi bulunur ama maalesef çeşitli bölgelerde bir kılavuz kaptan alınacağı zaman TKD’nin bir temsilcisi bulunmuyor. Çok istedik ama olmadı. Buradaki kuruluşlar zaman zaman bu sınavları kendileri yaparlar. Kılavuz Kaptanlar Derneği’nin de içinde olduğu bir sınav komisyonu kurarak ticari baskılara maruz kalmadan kaptanları seçmek lazım. Liman tüzüklerine göre çevre güvenliği konusunda Kılavuz Kaptanların çok ciddi görevleri var.Yolda gördükleri her türlü kaza, kirlilik gibi her şeyi liman başkanlıklarına bildirmek gibi yükümlülükleri var. Siz bir kurumun elemanısınız ve kurumunuz başka bir kurumla rekabet ediyor. Önünüzde giden bir geminin denizi kirlettiğini görüyorsunuz. O gemiyi de sizin firmanız kılavuzluyor. Şikayet eder misiniz? Ederseniz başınıza ne gelecek çok açık ve net.  Bunun çok örnekleri yaşandı. Bütün dünyada uygulanan da budur, kılavuzluk  bir bölgede tektir. Römorkörlük  ise o limanın kaldırma yapısına kapasitesine göre en az iki veya katlarıdır.DEKAŞ’ı zarar uğratmakla suçlanıyorsunuz...Med Marine’nin,  ‘benden kılavuz kaptan almazsanız, römorkör hizmeti de vermem’ diye acentelere sözlü baskıları var. Hizmet verdiğiniz kuruluşlar hizmetlerini Med Marine’den almaya başladılar. Ülkemizde  römorkör alabileceğiniz çok fazla yer yok ve hemen istediğiniz zaman alabileceğiniz bir şey değil. Makinesini sipariş ettiğinizde bir sene sonraya gün veriyorlar. İzmit Körfezi’nde hizmeti 6 römorkör ile yapmak zorundasınız. Sizin  İskenderun’da da iki  römorkör ihtiyacınız var. 8-9 römorkör gerekiyor bu iş için. O esnada da iki römorkörü TCDD’ye kiralı ve iki römorkör daha yatırımı olan Marine Römorkör ile 14 martta sözleşme yaptık. Bu anlaşma kolay olmadı. O zamanki partnerimiz Med Marine, DEKAŞ’ı   römorkör elde edebileceği yerlerden soyutlamak suretiyle tek başına  bırakarak da çok ciddi bir harekete geçti. Bu anlaşmayı da yaparken, tabi kendi römorkörlerimizi de bu işe koyduk.  Marin Römorkör, Türkiye’de kılavuzluk hizmeti yapmama garantisi verdi. Yani bizim ismimizde kılavuzluk ve römorkaj olsa dahi biz sizin ile Türkiye’de birlikte hareket edeceğiz. Bizim yaptığımız  hizmetlerin kılavuzluğunu da  kesinlikle siz  yapacaksınız diye söz alarak DEKAŞ orada bir tabela şirketi haline gelmekten kurtulmanın çaresini  Marine Römorkaj’da buldu. Römorkörlerimiz 96 ay değil 72 ay vade ile satıldı. Bizim o dönem ki tasarrufumuz konusu. DEKAŞ’ın şu andaki yönetimi tarafından,   zamanki yöneticiler dava ediliyor. Bu konu yargıda çok da fazla konuşmak istemiyorum. Ama biz yöneticiler olarak o zaman DEKAŞ’ın çok doğru yaptığını da düşünüyoruz. Mühim olan basiretli bir tüccar gibi harekette menfaatlerini korumak  o zamanki yönetim olarak biz  menfaatimizin orada  olduğunu düşünüyorduk ve bunu da  hala ısrarla söylüyoruz.  O anlaşmayı yapabilmeniz için o römorkörleri satmanız gerekiyordu. Grup size kılavuzluk yapmama sözü veriyor siz den de römorkörcülük sözü istiyor doğal olarak.  Kaynak:Kapt. Murat Erdoğan-Dünya Gazetesi/Perşembe RotasıDenizHaber.Com
Diğer Haberler
ÇOK OKUNANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2004 Deniz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 970 87 88 | Haber Scripti: CM Bilişim