- GÜNDEM
- SEKTÖRDEN
- TÜRK BOĞAZLARI
- DENİZ KAZALARI
- ENERJİ
- IMO ve AB
- LİMANLAR
- DENİZ KÜLTÜRÜ
- DENİZ SPORLARI
- SERBEST KÜRSÜ
- DENİZ EĞİTİMİ
- DENİZ TURİZMİ
- GEMİ İNŞA SAN.
- BALIKÇILIK
- NAKLİYAT
- DENİZ MAGAZİN
- RÖPORTAJ
- DZKK-SGK
- DENİZHABER.TV
- Kruvaziyer Turizmi
- TEKNE
- GEMİ
- SAHİL GÜVENLİK
- DTO
- GİSBİR
- ido
- İstanbul Lines
- GESTAŞ
- BUDO
- Gemi Mühendisleri Odası
- Kalkavan Denizcilik
- Kaptanoğlu Denizcilik
- Arkas Denizcilik
- Boğaz Turu
- içdaş
- ÇEVRE
- Yılbaşı
- GEMİ ADAMI
- SEABIRD
YUSUF ÖZTÜRK: ALSANCAK’TA ÖZELLEŞTİRİLME OLMADI İŞLETİM MODELİ DEĞİŞTİ!
DTO İzmir şubesi başkanı Öztürk, İzmir Limanının özelleştirilmediğini, işletme modelinin değiştiğini kaydederek, işletmeyi alan Albayrak Grubu’nun dünya ve Türkiye’de liman işletmeciliğinde tecrübeli olduğunu kaydetti.

16 Mart 2026 Pazartesi 10:50
İMEAK İzmir Deniz Ticaret Odası Başkanı Yusuf Öztürk, Alsancak Limanı’nı işletmesinin Albayrak Grubuna verilmesi ve "Özelleştirme” eleştirilerini değerlendirdi.
Liman’ın devlete ait olduğunu sadece işletmesinin firmaya verildiğinin altını çizen Öztürk, “Bir defa özelleştirme diye bir şey yok. Kavram karmaşası var. Alsancak Limanı, Türkiye Varlık Fonu'nun içindeki bir varlık. Bu varlığın işletme modelini değiştiriyor Türkiye Varlık Fonu. 2007 yılında başarısız bir özelleştirme hareketi, hamlesi oldu. 2007’den bugüne kadar çeşitli defalarda insanlar ‘özelleşecek, şöyle olacak, böyle olacak’ diye düşündü. Fakat İzmir Limanı’nın gördüğünüz gibi, herkesin de bildiği gibi yatırıma ihtiyacı var. İzmir Limanı Türkiye Cumhuriyeti devletinin elinde kalan son 2 limandan bir tanesi. Aynı zamanda Türkiye’nin ikinci büyük limanı. İzmir Körfezi’nin durumu belli. İzmir Körfezi’nde yaşanan draft problemi belli. Aynı zamanda Aliağa’daki özel yatırımların işlettiği limanlar belli” dedi.
“DEVLETTE KURALLAR VAR, ÖZEL İŞLETME ZAMAN TASARRUFU SAĞLAR”
Gündeme Bakış’ın haberine göre devlet işletmesi ile özel işletmeler arasındaki farka değinen Öztürk, “İster istemez, devletin yönettiği liman anlayışıyla özel şirketlerin yönettiği liman anlayışları arasında farklar var. Devletin uyması gereken kurallar var, ihale kanunları var. Özel firma ise bir sıkıntıda fazla süre harcamadan o sıkıntıyı çözebiliyor. Çünkü çözemezse para olarak kendisi kaybeder. Bu yüzden özel limanlarla devlet limanları arasında büyük bir fark var. Ve İzmir Alsancak Limanı maalesef devlette kaldığı için bu yatırımları sıkça yapamadı. Yapamadığı için de bugünlere kadar geldi. Gemi sayısında düşüşler, elleçlenen konteyner sayısında düşüşler yaşandı. Bundan dolayı da aslına bakarsanız devlet bununla ilgili birtakım önlemler aldı. ‘Acaba ben burayı özelleştirsem daha mı iyi olur? Acaba yurt dışı sermayesi gelsin diye yurt dışındaki firmalarla bir ilişki kurulsa ve buranın özelleşmesi mi sağlansa?’ diye düşünüldü. Sonrasında da ‘Acaba işletme modelini mi değiştirsek’ diye düşündüler ki bununla ilgili adımlar attılar” diye konuştu.
“YÜK LİMANI İÇİN GÜZEL BİR MODEL OLUŞTU”
“Bu attıkları adımlardan bir tanesi de limanı ikiye ayırmak; yolcu kruvaziyer bölümü ve yük bölümü” diyen Öztürk, “Yük bölümünü de acaba hangi firma yapabilir diye çalışmalarını yaptılar. Ben süreci bire bir takip ettiğim için net bir şekilde söyleyebilirim; Türkiye’de bildiğiniz yerleşik Türk liman işletmecilerinin hepsiyle konuşuldu neredeyse. Ben bunu net olarak biliyorum. Yani Albayrak Grubu ya da başka bir grup önemli olan bu değil, önemli olan İzmir Limanı’na yatırım yapılıyor olması. Yatırımı Türkiye Varlık Fonu yapacak. Alt şirketi vasıtasıyla da işletici kuruluş belirledi şu an. Dolayısıyla aslına bakarsanız ithalat ve ihracatçılarımız açısından limandaki hizmetlerin tarifesini de Türkiye Varlık Fonu belirleyeceği için aslında güzel bir model oluştu yük limanı için” açıklamasında bulundu.
Kruvaziyer Limanı ile ilgili netleşmiş bir somut adım olmadığını da belirten Öztürk, “Kruvaziyer limanı için henüz bir bilgi yok. Kim alır, ne olur, ne biter bununla ilgili çok fazla bir bilgim yok. Yani özelleşme değil, yeni bir işletici bulundu” dedi.
“YETERİ KADAR YATIRIM YAPILMADI”
CHP kanadından gelen “Devlet yatırım yapmadı, liman atıl kaldı” eleştirilerinin sorulması üzerine konuşan Başkan Yusuf Öztürk, “Devleti büyük çerçeveden görmek lazım. Öncelikler var, yatırımın öncelikle yapılması gereken alanları var, yani kısım kısım ilerleyen bir süreç var. ‘İzmir Limanı’na yatırım yapılmadı’ diyemeyiz. Ama yeteri kadar yatırım yapılamadı” ifadelerini kullandı.
“ALİAĞA KONTEYNER TERMİNALLERİ DENGELERİ DEĞİŞTİRDİ”
“Peki atıl mıydı sizce” sorusunu da yanıtlayan Öztürk, “Bence hiç atıl değildi. Ben yıllardır buradayım, bu liman 900 bin TEU yapıyordu. 20’lik konteyner 1 TEU anlamına geliyor. 40’lık konteyner ise 2 TEU anlamına gelir. İzmir Limanı bir dönem 900 bin TEU’ya kadar çıkıyordu. Fakat o dönemlerde konteyner hareketi sadece buradaydı, Aliağa’daki limanlarda konteyner hareketi yoktu.
Ne zaman Aliağa’daki konteyner terminalleri açılmaya başladı o zaman dengeler değişti. Şu anda 3 tane konteyner terminalimiz var. İzmir Limanı’nın devlet limanı olarak kalması, biraz önce konuştuğumuz gibi yatırımların yeteri kadar ve zamanında yapılamamış olmasıyla da ilgili” dedi.
“HIZLI OPERASYON NEDENİYLE ALİAĞA TERCİH EDİLDİ”
Öztürk açıklamalarını şöyle sürdürdü: Aliağa’daki limanlar özel şirketler tarafından işletildiği için ticari anlamda daha esnek hareket edebiliyorlar. Örneğin bir vinç arızalandı ve yedek parçaya ihtiyaç var. Özel bir limanda, limanın sahibi ‘hemen gidin alın’ diyebilir ve hizmet devam eder. Ama Alsancak Limanı devlet tarafında olduğu zaman en ucuzunu bulmak zorundasınız, ihale yapmak zorundasınız gibi zaman alıcı süreçler devreye giriyor. O dönemlerde Aliağa’daki limanlar hızlı bir şekilde büyüdü. İzmir ile Aliağa arası neredeyse 50–55 kilometre. Dolayısıyla birçok ithalatçı ve ihracatçı, hızlı operasyon nedeniyle Aliağa’daki limanları tercih etmeye başladı. Gemiler oraya gitmeye başlayınca ithalat ve ihracatçılar da ister istemez oraya yöneldi. Gemi buraya gelmiş olsaydı burası da aynı şekilde devam edecekti.
“FİRMANIN TÜRKİYE VE İZMİR’DE LİMAN İŞLETMECİLİĞİ TECRÜBESİ VAR”
Buna rağmen tabii ki büyük bir kayıp yaşandı. Bunu küçümsememek lazım. 900 bin TEU’lardan yaklaşık 230 bin TEU seviyelerine düştü. Geçen yıl da yaklaşık 234 bin TEU civarındaydı.
Yani her geçen yıl bu şekilde bir düşüş oldu. Buna karşılık Aliağa’daki limanlar ise sürekli yukarı doğru çıktı. Dolayısıyla buranın tamamen atıl bir liman olduğunu söyleyemeyiz. Ama şöyle söyleyebiliriz; eğer böyle devam ederse, yatırım yapılmazsa ve işletici kuruluş çağdaş bir liman yönetimi getiremezse o zaman gerçekten atıl hale gelebilir diyebiliriz. Bu yatırımların yapılması için Türkiye Varlık Fonu devreye girdi. İşletici kuruluşun kim olduğu çok önemli değil. Ancak seçilen işletici kuruluşun dünyada ve Türkiye’de liman işletmeciliği tecrübesi olan bir firma olduğunu da söylemek lazım.
LİMANLARIN ÖZELLEŞMESİ GÜVENLİK SORUNU YARATIR MI ?
İzmir Deniz Ticaret Odası Başkanı Öztürk, Limanların özelleşmesinin güvenlik sorunu yaratabileceğine yönelik eleştiriler için ise, “Türkiye’deki tüm limanlar devlete aittir. Sadece işletenler şahıs veya firmalar olabilir. Peki bu bir güvenlik sorunu mu? Bu tür durumlarda güvenliğin sorgulandığı veya sıkıntı olabileceği hissedildiğinde, devletimiz büyük bir devlettir; Türkiye Cumhuriyeti her şekilde her limandan gerekli önlemleri alır. Bunu net olarak zaten görmüş olmamız lazım. 6 Şubat’taki büyük depremlerde, saat 04.17’de deprem oldu, sabah 8:30’da o bölgeye gidecek tüm gemilerin listesini çıkarmıştık. Hangi gemilerin Mersin, Beyrut veya İskenderun’a uğrayabileceğini belirledik. Hatırlayın, kar kış, Niğde ve Konya bölgelerinde yollar kapalıydı. Bu sadece bir örnek. Kamyonlarla sevkiyat yapamadığınız sürece deniz yoluyla sevkiyat yapabiliyorduk. Aliağa’daki birçok özel liman da bu konuda hiçbir ücret talep etmeden, armatörler de ücret almadan battaniye, soba gibi yardımları yükledik. Yani özetle, Türkiye Cumhuriyeti gerekli önlemleri alır. Hiç kuşkunuz olmasın” yanıtını verdi.
DENİZ HABER AJANSI
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 2004 Deniz Haber
