• BIST 1.384,390
  • Altın 495,47
  • Dolar 8,8680
  • Euro 10,3500
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 23 °C
  • İzmir 29 °C
  • Antalya 28 °C
  • Muğla 29 °C
  • Çanakkale 25 °C

Yorumlar

"Aykut Erol’dan bilimsel sanrı*" yazısına ait tüm yorumlar


şahin polat
19 Ekim 2007 Cuma 16:44
sayın başkan
sayın başkan 1 gomina= 185.2 metredir
88.226.61.238
uzun
01 Ekim 2007 Pazartesi 10:11
1 Gomina :185.2 metre
1 Gomina ( 8 Cable ) = 608 kadem = 185.2 metre
1 mil ( mile ) = 10 gomina = 6080 kadem = 1852 metre
88.243.63.48
Cahit'e sorun
30 Eylül 2007 Pazar 18:32
1 gomina=Cahite sorun
1 gominanin kac metre oldugunu buyuk uzman cahitovice sorun o size ne kadar oldugunu soyler...
86.150.107.179
SITKI KAPTAN
30 Eylül 2007 Pazar 18:06
1 gomina=183,5 metredir
YANLIS 1 gomina 183,5 metredir.
86.150.107.179
Cafer kaptan
30 Eylül 2007 Pazar 18:03
1 gomina=185 metre
Sayin Canpolat 1 gomina 185 metredir.
86.150.107.179
talat
30 Eylül 2007 Pazar 06:33
recep bey sizi tebrik ediyorum
recep abi bu gemilerin batmasının sebebi senmisin yoksa talat sümengen
88.255.14.46
Volkan Kaptan
27 Eylül 2007 Perşembe 13:01
Dekaş komik duruma düşüyor
Dekaş Genel Müdürü Aykut Erol yazdığı köşe yazısında bence komik duruma düşmüştür. Gemilerin çatışma noktası pilot alıp verme noktasının doğusundadır. Peki sayın Aykut Erol orunlu pılotaja tabi İzmit körfezinde, pilotunuz neden Zinnet Mete gemisinder erken inmiştir. Ben yıllardır izmit körfezine girip çıkmaktayım. Dekaş pılotun daha bugüne kadar pılot mevkiinde gemiye çıktığını görmedim. Yelkenkaya'nın güneyindeki pilot mevkiinin haritaya süs olsun diye konulduğunu düşünüyorum. Pılotlar gemi yelkenkaya'yı bordalayınca yani pilot mevkiine gelindiğinde ancak pılot istasyonundan hareket ediyorlar. Zaten pılotların yarısı çok yaşlı artık pılot çarmıhından çıkamayacak duruma gelmiş kaptanlar, diğer yarısıysa daha ehliyetini yeni almış olan kaptanlardır. Pilotlar bindikleri gemilerdeki kaptanlardan hem daha tecrubesiz hemde gemiyi daha az tanımaktadır. Bir de bence komik olan bir diğer durum da kaptan gemisini taa dünyanın öbür ucundan İzmit körfezine kadar getirecek fakat izmit körfezini geçipte Tüpraş terminaline 4 mil mesafedeki şamandıraya kadar getiremeyecek. Komik... neyse yazılacak çok şey var pilotlarımız hakkındada neyse ...
88.239.73.221
aydın
27 Eylül 2007 Perşembe 11:50
aydos
Yazara katılmamak mumkun degıl oyle kı dıger yazıyı bende okudum fakat ınanın cok sacma ayrıca neden kabuk baglamıs bır yarayı acıp kanatır aykut erol hayret

u.yol kpt aydın aydos
81.214.130.252
Bülent Yılmaz
26 Eylül 2007 Çarşamba 20:38
sanrı
aslında halusinasyon değil "delusion" için önerilir sanrı sözcüğü psikolojide, hezeyan anlamına gelir. halusinasyonda (varsani) gerçek dışı algılamalar (görme, işitme, dokunma gibi) söz konusudur; sanrıda ise yanlış bir fikirle temellenen gerçek dışı düşünce, endişe ve korkular.
üç temel ölçüt sanrı* için:
a. kesinlik
b. düzeltilmezlik
c. yanlışlık
dış gerçekliğe ilişkin hatalı bir çıkarıma dayalı ve başkalarının aksi yöndeki inançlarına ve kesin ve açık ispat ve kanıtlara rağmen sarsılmaz bir şekilde sürdürülen yanlış bir kişisel inanç.
hezeyan, delusion, délire kelimelerinin türkçe karşılığıdır. en azından psikiyatri kitaplarında bu kullanım uygun görülmüştür, halusination (varsanı) karşılığı kullanılmaz. (sanırım bir dönem böyle bir karmaşa olduysa da daha son durum budur)
kısaca, belli bir çağda ve toplumda gerçeğe uymayan, mantıklı düşünceyle veya tartışmayla değiştirilemeyen inançlardır. tabii ki özel durumlarda gerçek, çağa ve topluma göre değişkenlik gösterebilir.
sanrılar en çok sanrılı bozukluklar (paranoya gibi), şizofreni, mani ve organik beyin bozukluklarında görülebilir.
konulara göre ;
büyüklük sanrıları *: peygamber, tanrı, ünlü güçlü bir sanmak kendini.
kötülük görme sanrıları *:izleniyorum, hakkımda kötü şeyler düşünüyorlar, öldürecekler vb.
referans sanrısı: alınma sanrıları
etkilenme sanrısı: vücuduna alet takıldığına ve bunlarla davranışlarının yönlendirildiğine inanmak, tv radyo yoluyla emir yollanıyor vb.
etkileme sanrısı:düşünceleriyle, gizli güçleriyle insanları yönetebildiğine inanmak.
düşünce sokulması: kafama düşüncelerini sokuyorlar.
düşünce okunması:düşüncelerimi okuyorlar, ben herkesin düşüncelerini okuyorum.
erotomanik sanrılar *
küçüklük sanrıları: hiç bir işe yaramam, tamamiyle değersizim.
nihilistik sanrılar:ben yokum, ölümüşüm,organlarım çürümüş gibi.
somatik sanrılar : kanserim, aids hastasıyım gibi. (hipokondriyazis in ilerlemiş formu gibi)
depersonalizasyon
derealizasyon
şeklinde ayrılabilir.
kendisini durmadan bozuk para gibi harcayan kimse,
sevgisini dağıtıp tüketen kimse,
birçoklarıyla ilgilenip herkesle dostluk kuran kimse
hiçbir zaman varoluşsal topluluğa erişemez.
88.240.16.19
Ali Başaran
26 Eylül 2007 Çarşamba 20:32
Olmadı Aykut Kaptan
Körfezdeki müessif kazayı açıklamaya çalıştığınız yazınızı hayretle okudum.
Bu bizim tanıdığımız bilge ve bilgili Aykut KAptan olamazdı,sanki birileri elinden tutmuş zorla tuvale resim yaptırmış izlemi vardı yazıda bu aykut kaptan'ın çizgileri olamazdı.
Denizde hertürlü olasilık vardır kabul de bu olasılığı aynı anda sanki iki geminin köprüüstündeymişcesine açıklamak ancak spielberger'in filmlerinde rastlayacağımız tarzdaydı .
Lütfen meseleden uzaklaşmayalım.Mesele kazanın oluş şekli değil kılavuz kaptan neden gemide değil buna cevap veriniz
Denizcilik camiası bunun cevabını bekliyor.
88.234.111.63
ÇOK OKUNANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2004 Deniz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0544 880 87 87 | Haber Scripti: CM Bilişim