• BIST 2.795,06
  • Altın 1031.717
  • Dolar 17.9474
  • Euro 18.3114
  • İstanbul 29 °C
  • Ankara 33 °C
  • İzmir 35 °C
  • Antalya 31 °C
  • Muğla 28 °C
  • Çanakkale 32 °C

Yorumlar

"Metin Kalkavan'a Çağrı..." yazısına ait tüm yorumlar


Hakan Kurşun
22 Eylül 2007 Cumartesi 17:55
hakem
Liberalizm vasıtasıyla liberaller, nevi şahsına münhasır hakları korur. bu, bireysel haklar anlamına gelse de, tam olarak öyle değildir. evet, liberalizm vasıtasıyla liberaller bireysel hakları gözetir. yani:

şunun, şunun, şunun, şunun ve bir de şunun.

şimdi burada söylediğimiz şöyle anlaşılmalıdır-

liberalizm ile, kitlesel hiçbir fayda sağlanılamaz.

şu, şu, şu diye seçilenler, toplumsal konumlarına göre değil, bireysel imleri ile ayrılırlar. burada kast ettiğimiz alamet-i farikalardır fakat bu, kişinin yetenekleri ile tespit edilmez. aslında, liberaller, her ne kadar, kurumsal çevreyi ve gelenekleri göz ardı ediyor görünüyor olsalar da, tespit ettikleri, gene de, belli imtiyazlara sahip olanlar, yahut kendilerinden yana yontabilecek olanlardır.

serbest teşebbüs:

Birkaç kişinin milyarlara sahip olarak, çoğunluğun ise hiçbir şeye sahip olmadan doğduğu ve hepsinin gönenç ve güçlerini artırmak için yarıştığı dizge. eğer milyarlarla doğanlar başarılı olursa, bunun sebebi sahip oldukları kişisel meziyetleridir. eğer hiçbir şeye sahip olmadan doğanlar başarısız olursa, bunun sebebi sahip oldukları kişisel kusurlarıdır.

liberalizm ile futboldaki serbest vuruş* arasında kuracağımız bir koşutluk liberalizm-devlet müdahalesi ilişkisini açıklayıcı olabilir sanıyorum. hakem kişisi devleti temsil etsin,, serbest vuruşu kullanacak arkadaşımız da liberalizm savunucusu olsun. acaba serbest vuruş, ne kadar "serbest" bir vuruştur? atışın yapılabilmesi için hakem "düdüğümü bekle" der. efendime söyleyeyim rakip takımın futbolcularının topa belli bir mesafeden daha yakında durmamalarını sağlar baraj bozulursa atışı tekrar ettirir falan filan. demek ki neymiş? hakem dolaysız müdahale ediyormuş ki adam serbest vuruşu kullanabilsin. diğer bir örnekte,, mesela serbest vuruş daha baraj kurulmadan hakem düdüğünü çalmadan falan kullanılırsa (rıdvan kullanmıştı böyle bir tane san marino maçında,, gol atmıştık 4-1 kazanmıştık maçı hey gidi günler) hakem atışı tekrar ettirebilir yada sesini çıkarmayabilir. bu da devletin müdahale etme yetkisi elindeyken müdahale etmeyip dolaylı şekilde müdahil olduğuna örnektir.
85.100.193.114
Burak Uzun
20 Eylül 2007 Perşembe 14:54
saffet yiğit'e
sayın Saffet yiğit bey ,
niye bu kadar rahatsız olup boyle bir ifade kullandınız bilmiyorum ama korfezi iyi bilmediğiniz belli laf olsun diye konustuysanız tamam ama bir yerlerde bu düzenden nemalanan yanınız varsa yazık derim
81.214.130.252
Saffet Yiğit
20 Eylül 2007 Perşembe 13:20
koku senin kokudur
Burak kardeşim o koku senin kokun olmasın. Adam yazmış, sorun tek taraflı değil, çift taraflı olarak çözün diye.
88.239.24.122
Burak
20 Eylül 2007 Perşembe 12:51
tuhaf kokular
ne oldu yaa niye boyle yelkenleri suya indirdiniz birden. olmuyor ama tuhaf kokular geliyor burnuma
81.214.130.252
Kadir Pehlivanli
20 Eylül 2007 Perşembe 11:41
SINIFTA KALANLAR
Sayın Canpolat konuyu bir başka boyuttada irdelemek lazım. Burada Hakan Şen'in sınıfta kaldığını söylüyorsunuz da Metin kalkavan bey sizce sınıftan geçtimi?... Onuda iyi incelemek gerekir.
88.239.24.122
Ali Başaran
20 Eylül 2007 Perşembe 02:54
Bütün sektörü kucaklayan Dto İstiyoruz..
Sayın Canpolat;
Yıllardır kanayan bir yaraya parmak bastığınız mükemmel tespitleriniz için teşekkür ederim.
Yarı kamusal statüde olan odaların amacı özel değil genele hizmet iken körfez olayında görüldüğü gibi varsa bir soruna çözüm üretmek yerine çıkarların öne çıkarılması odayı sektör mensuplarından uzaklaştırmaktadır.
HAkan Şen;Metin Kalkavan;Recep Düzgit;Kenan Turkontos;Cahit İstikbal vb. Çekişmelerine artık yeter demek zamanı gelmiştir.
Sorun kılavuzluk romörkor sorunudur. Olayı çıkar kavgası haline getirip odayı alet etmek kime yarar.
Oda gerçek işlevine dönmeli bireysel çıkarların ortaklıkların dayanağı görünümünden kurtulmalıdır.
Hakan Şen'in Ankara KUlisleri,Metin Kalkavan'ın Dto odaklı -dayanaklı şirketlerinin meclis gündeminde değil görev alanı olan kurumlarda değerlendirilmesi odanın sektör geneline hizmet edici yapıya kavuşturulması için daha ne bekliyoruz.
(devamı gelecek.....)
88.234.111.132
Tuna Görmüş
19 Eylül 2007 Çarşamba 21:20
Gereksenim
Tebrikler Canpolat.

Ülke için çalışmak yerine Kayıkçı kavgasını tercih ederek denizcilik sektörünün itibarını ayaklar altına
alan sözde yönetici özde ben merkezli tarafları sağduyuya çağıran tespitleriniz mükemmel...

Bence sektörün ileriye gitmesi için yapılması gereken
hiç geçikmeksizin DTO üyelerinin yönetimden işleyiş görüşmeleri talep etmeleri odayı özelden genele taşıyıcı işleve kavuşturmak olmalıdır.

BU KONUDA NEDEN BİR KAMPAYA BAŞLATILMASIN...
88.234.111.132
ÇOK OKUNANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2004 Deniz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0544 880 87 87 | Haber Scripti: CM Bilişim